06 01 2009
Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri arrow Z. Defteri (Arşiv)
 

Z. Defteri (Arşiv)




Ali Rıza UĞURLU    13 Temmuz 2008 21:44
TÜRKÜ FESTİVALİ BİZİM ESERİMİZDİR

Öncelikle Arguvanlılar; Askerlik yaptı-vergi verdi-oy kulandı Laik- Demokratik- paylaşımcı- eşitlikçi´din millet ayrımı yapmayan-herkese aynı mesafede olan bir yönetime ihtiyacı var. Oraya gelen binlerin Devlete dargın, asık suratla geldiği gözlerden kaçırılamayacak.
Arguvanlılar bu günkü bu Devletin vatandaşı olduğu söylenebilir mi? Yıllardı inşatı durdurulan "Yoncalı Barajı" inşaatına ayrılan 1. Yt lik bütçe bunun en açık kanıtıdır.

Şimdiyse; yapılacak 6. Türkü Festival tarihinin erken bir kararla açıklanması sevindirici oldu.
Çünkü, o kültürü zevkle gelip görerek yaşamak isteyen, herkes ona en azından hazırlıklı olacaktır.
Tabi ki, öncelikli olarak, festivali başından bitimine kadar, sorumlu bir çok kişiden oluşmuş, deneyimli, işi paylaşmış tam kadro, hazırlıklı ve hazır olunmalıdır.
Bu düşüncemle, 8.Temmuz saat 14 sularında S.Başkanı ziyaret ve festivalle ilgili bazı bilgiler almak için makamına gittim. Ancak, heyetiyle toplantı halinde oldukları için, kapıda bir not bırakıp, özel işlerim nedeniyle ayrıldım. Sayın Başkanı ikinci gün öğlen suları Malatya dan telefondan aradım.
Kendisine uğradığımı ve toplantıda oldukları için not bıraktığımı söyledim. Sayın Başkan her zaman olduğu gibi saygın bir üslupla telefona çıktılar ve sorumu ilettim kendilerine.
Özellikle, Festivalde Arguvan´lı olup yazıp yapanlar için, bir yer gösterecek misiniz?, dedim.
O zaman olsun, bir şeyler düşünebiliriz.dediler. Aslında Arguvan Türkü Festivalinin nelerle renklenebileceği hazırlıklar döneminde, çok yönlü olarak ele alınıp programlanmalıdır.
Geçmişte karşılaştığımız bazı sıkıntılar nedeniyle "bu soru basitte görülse" sormak ihtiyacı duydum.

Türkü Festivalinin gerçekleşmesi kolay olmamıştı. "Yiyen bilmez doğrayan bilir" demiş büyüklerimiz.
Şurasının altını şöyle kalınca bir çizmek gerekiyor.
Türkü Festivali, Arguvan ve arguvanlılara, sağlanan maddi katkıyı bir tarafa bırakalım, yöreye özgü kültürel değerleri sayesinde kalıcı güzel bir misyon yüklemiştir. O sayede, hepimiz yeri geldiğinde Arguvan lı olduğumuzu göğsümüzü gere gere söylüyoruz.
Her köy kendini tanıtma açısından önemli, günlerini tüm çevre halkıyla bir araya gelip planlı programlı yaşayabilir.
Ancak; Arguvan kendinde yaşanan tüm güzellikleri, köy ve mezraları ile merkezde bir bütün olarak temsil eder. Arguvan´lılar sanatta olduğu gibi yaşamın her alanında da, zaten bir bütündürler. Bu bütünlük 2003 Temmuz´unda 1, "Türkü festivali" ile ortaya kondu ve anlatılıp ilan da edilmişti.
Geçmişte görülen eksiklerin ilerde mutlak surette giderileceği inancımızla, eleştirilerimizi hep saklı tuttuk.
Gündemine oturmuş kalıcı bir Türkü Festival´i, her yıl daha da renklendirilerek, yarınlara taşınması için, dernek, kurum, kişi herkes, elini taşın altına koymalıdır. Bunu hep dedik. Doğrusu da bu değil midir?
Bu düşüncelerimizi İnternet aracılığıyla bir çok Arguvan seven ve sevdalısıyla da paylaştığımızı sanıyorum.
Böyleyken, yöremizin asıl yüzünü sergileyen Türkü Festivali´nin, yaratılmasında da, tek etken olan, üretken kendi değerleri her festivalde ihmal ediliyor. Bu yanlıştan kesinlikle dönülmelidir diyoruz. Bu ses kulaklardan hiç de eksik olmadı. Yine bu 6, festival tarihi açıklandığında da, aynı şey ilgililere hatırlatıldı.
Dışarlardan getirilen birileri ile Arguvan tanıtılmak isteniyor. Arguvanı onlar değil, Arguvan kendini nasıl tanıttı? O doğrular takip edildiği süre onu yaşatabilirsiniz.
Biraz ayrıntıya girecek olursak; Arguvanlı olmayan bir sanatçı türküsünü söyler ve çekip gider. Ya Arguvanlı birisi?
Üstünde çay altın derya
Neden bu halk hasret suya
Herkes vardı indi Ay´a
Arguvan´a bu ceza ne ? (Yukarısı Yoncalı çayı, Aşağısı araziye yapışık Karakaya Barajı) Ya devlet nerede? Sorulmalıdır!!!
Bu festival Türkü festivali dedik amma, bu da bir türkü sözüdür, senede bir dilimiz dönsün istiyoruz.
Keyfi kararlar, kişisel sürtüşmeler, kazanımlarımızı tekme tokat alır aşağı, gibi kaygılar oluşmaya başladı.
Bu zıtlaşmalara rağmen; kendi sanatçı ve üretken Arguvanlı değerlerimiz, bu güne dek kimselere küsüp darılmadılar. Ancak; kendilerine haksızlık edildiğinin çok iyi de bilincindeler.
Küsmediler, çünkü "Arguvan bizimdir" bizde bu kültürün içinden geliyoruz buralıyız, bu kültüre can verdik, ilelebet yaşatacağız, inadımızda kararlıyız diyorlar.
Bütün bunlara rağmen; tüm Arguvan ve etraftaki güzel insanlar, her zaman olduğu gibi, Arguvan nın yaraları yaramızdır, deyip elimiz elimizin içinde, bu yıl da hep orada olacağız olmalıyız diyorum.

Saygı Sevgi Ve Muhabbetlerimle.

abdurrahman arslan    12 Temmuz 2008 20:37
merhabalar burdaki tüm katılımcı dostlara yeni katıldım bu siteye ama çok beğeni ile dinliyor ve izliyorum yolunuz açık ğlsun iyiki varsınız.
Site Yorumu Site Yorumu:
Teşekkür ederiz hoşgeldiniz...

ibrahim göksu    12 Temmuz 2008 11:44
merhaba sevgili saygıdeğer arguvanın saygın ve onurlu bürokratları vakıf başkanım sayın sadık kayhan beyefndi gerçekten saygın bir açıklama yapmıştır bu açıklamayı şahsım adına çok önemsiyorum yoncalı barajı ile ilgili kömürlük köyü dernek başkanı sayın gazi duvarcıda bizat mastöp toplantısında sayin başbakana baraj ödeneği ile ilgili bizat öneri sundular ama malesef durmun o kadar iç açıcı olmadığını hep beraber gördük malesef arguvanın siyasi kimliğini anlatmama gerek yok ödenegin yapılmaması sadece sınıfsaldır degerli dostlar ama şunu belirtmekte yarar görüyorum ne ne kadar vakıf başkanımız sadık kayhan bey efendi gibi bürokratlara arguvan halkı olarak bir birimize sahip çıkarsak et tırnak olursak gerçekten ozaman önümüzde eğilirler saygılar sunarım İBRAHİM GÖKSU

kazım eroğlu    09 Temmuz 2008 22:35
TÜRKÜ FESTİVALİ DESTEKLENMELİDİR

Festivalin başarısı ve amacına uygun yapılması ortak bir payda içinde buluşmaktan geçtiğini hepimiz biliriz;ancak basit birtakım gerekçelerle( bu gerekçelerin çoğu kişiseldir) doğruları zaman zaman pratiğe aktar(a)mıyoruz. Bu yıl olduğu gibi, kimi yıl içinde de benzer sorunlar yaşandı ve festival organizasyonu zayıflatıldı. Türkü festivaline ve belediye tarafından yapılan organizasyona ilişkin genel düşüncelerimi daha önceki bir yazımda açıklamıştım.O yazıda, belediyenin vakıf ve dernekleri dışlayan tavrının yanlışlığına vurgu yapmıştım.Bu gelinen aşamada bu tartışmanın pek bir faydası yoktur.Festivalin gerçekleşmesine çok az bir zaman kala yapmamız gereken festivalin desteklenip desteklenmemesi sorununda doğru tavrı sergileyebilmektir.

Arguvan Türkü Festivalinin organizasyon biçimine,tarihine,programına yönelik olarak kimi çekincelerimiz olabilir.Tüm bu çekinceler bizlerin kurumsal yada kişisel bazda festivale katkı yapmamızı engellememeli düşüncesindeyim;çünkü bu çekinceler öze ilişkin şeyler değildir. Öze ilişkin olan, festivalin bizzat kendisi ve kendi toplumumuzun iradesi dışında kimi kurum yada kişilerce farklı amaç ve çıkarlar doğrultusunda yönlendirilmesi olabilir.

Yörenin kültürel birikimlerini çağdaş bir bakış açısıyla gelecek kuşaklara aktarılması ve evrensel boyuta taşınması doğrultusunda yapılacak olan tüm çalışmaları-bu çalışmalar bizim dışımız da olsa ,kimi çekincelerimiz de olsa-sahiplenmek ve olanaklarımız ölçüsünde katkı sunmak hepimizin önceliği,görev ve sorumluluğu olmalıdır.

Vakıf ve derneklerin Arguvan Belediyesince organizasyon içinden dışlanmasıyla bu kurumlarımızın festivale aktif katkılarının ortadan kaldırıldığı inkar edilemez.Bu durum kuşkusuz festivalin niteliğini zayıflatan önemli bir etmendir.Bunun sorumluluğu da festivali organize edenlere ait olacaktır. Bu dışlayıcı yaklaşım ne o kurum yada şahıslara ne de yöreye bir artı sağlamaz.Diğer yandan madem bu organizasyonda yer almıyoruz o zaman bizde festivale katılmayız diyerek bir tür tepkisel bir tavır sergilemek de ne kendimize ne de yöremize bir artı kazandırmaz.Bu aşamada yapılması gereken,eleştiri haklarımızı saklı tutmakla birlikte,festivale katılıp festivalin başarısı için olumlu bir katkı yapabilmenin çabası içinde olmaktır.Unutmamak gerekir ki, bu festivalin başarısı yada başarısızlığı herhangi bir kuruma yada şahsa yazılmayacaktır,başarı yada başarısızlık tüm Arguvanlılara yazılacaktır. Bugün bu bilinçle hareket ettiğimizde, birlikte hareket etme iradesini güçlendirme adına, geleceği kurtarabiliriz.Aksine bu kısır döngü sürüp gider ve kaybeden de son tahlilde Arguvan olur.
Benzer olumsuzlukların geleceğe taşınmaması için ,festivalin organizasyon biçimi hiç kimsenin keyfiliğine bırakılmadan ilkeli bir duruma kavuşturulmalı ve bu noktadaki tartışmalar bitirilmelidir. Arguvan Türkü Festivalinin, türkülerimizi yaşatma adına devam ettirilmesi gerektiği konusunda sanırım hiçbir Arguvanlının itirazı olmaz.O halde, öncelikle ,bu etkinlik hiçbir zaman kısır tartışmalara kurban edilmemelidir.İkincisi, bu etkinlik sürekli güçlendirilmesi ve amacına uygun yapılandırılması için tüm kurum ve kurum yöneticilerimiz sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir.

Festivale direk bir katkımız olmasa da herkesi düşünsel bazda da olsa olumlu katkı yapmaya çağırıyorum.Çünkü bu türküler bizim türkülerimiz,bu insanlar bizim insanlarımız,bu sanatçılar bizim sanatçılarımızdır.Kısacası,bu festival bizim festivalimizdir.

Saygılarımla.

BEKTAS SARI    09 Temmuz 2008 22:08
DOSLAR HEPİNİZE MERHABA

Doslar bazi arkadaşlar anlamsiz nikle geliyor
sanki kötu bişe yapmiş gibi kendilerin kamo filaj ediyorlar bun bir turlu anlam veremiyorum .
bazi arkadaşlarda yayin esnasinda kurtce yazişiyorlar yanliş anlaşilmasin ama bizler bilmiyoruz cogunluk olarak .
bazi arkadaşlarda yabanci dilyaziyorlar mumkunse anladigimiz lisanda yazarlarsa anla
şacagimiza inaniyorum
site yöneticilerinin dikatina
BEKTAŞ SARI SAYGİLARİMLA
Site Yorumu Site Yorumu:
Bektaş Abi Düşüncelerini belirttiğin için teşekkür ederiz, yazışma alanında herkesin anladığı dil olduğundan dolayı Türkçe kullanılmasını uygun görmekteyiz bu noktada Kürt kökenli hemşerilerimizin vede konuklarımızın uygun bir dil ile bilgilendirdiğimizde bu sorunu aşacağimizdan eminim. Bu tip konular hassas konulardır, Provokasyon için kullanılmaya uygun konulardır ve kesinlikle kimseyi kırıp incitmeden yazışma alanında toplu iletişimde sorun ve de yanlış anlaşılmalara yer vermemek adına Türkçe kullanılmasının radyo yönetimi tarafından benimsendiğinin bildirilmesi gerekir ve de bu konuda kesinlikle polemiğe girilmesinide uygun görmemekteyiz. Bu noktada sağduyulu Kürt hemşeri ve dostlarımızında bizi anlayışla karşılacaklarını bilmekteyiz.
Saygılarımla
Site Yönetimi adına Deniz Çamur

selahattin yılmaz    08 Temmuz 2008 18:57
sitemiz süper emeği geçen herkese tşk.karababa köyünün altına bide hakim adnan yılmaz ve dr.nurettin suna yı eklerseniz m.o
Site Yorumu Site Yorumu:
Teşekkürler Selahattin Bey, eksikleri sizler Üye girişi yaparak Yorum olarak o içeriğin altına yazarsanız seviniriz. İlginize Teşekkür ederiz.

ilhami akbaş    08 Temmuz 2008 17:47
zafer_44 ismi ile kaydoldum ama onay mesajı gelmedi
ilgilenirseniz seviniriz.)
Site Yorumu Site Yorumu:
Merhaba, Site Üyeliginizi kendiniz gelen Onay mailine tıklayarak kendiniz aktif ediyorsunuz normalde, gelmedigini düsünerek biz aktif ettik, Üyelik ismi ve Şifrenizle Giris yapabilirsiniz..

Murat AKYER    08 Temmuz 2008 14:51
merhabalar dostlar yeni yayın alan arkadalar asi melek (AYNUR) aliihsan ve gülcana yayınları hayırlı olsun başarılar dilerim ......

selçuk kaya    07 Temmuz 2008 22:15
sewgili radyo arguvan ben rayomuzu genç44 olarak dinlemekteyken neden radyomuzdan silindiğim konusunda bilgi almak istiyorum.bu konuda bana bilgi wermenizi rica ediyorum
iyi çalışmalr...
Site Yorumu Site Yorumu:
Ne gibi bir silinme Selcuk az detay verirsen cözeriz, sonucta 2-3 seneden beri gelip giden bir dinleyicimizsin.. Oktay Yüceekaya ile irtibata gecersen sorunu cözeriz, iyi günler.

Ali RIZA UĞURLU    07 Temmuz 2008 09:32
SESLERİN SESİ Mİ

Yakın dostumuz Karahöyük’lü merhum ‘Hügül’ dayıya sorumuşlar, ‘Kürtçe biliyor musun?
Onda ne var ki ‘uydur uydur söyle’ demiş. Sakın yanlış anlaşılmasın, henüz sayısı bile tespit edilmemiş o kadar dil var ki dünya da, hepsi uyduruktur. Birkaç devir geriye bakıldığında anlaşmak için kullanılan dil dediğimiz öylesi bir araç mı vardı? Bir şiirimde demişimdir.

Zora geldik biz uydurduk dilleri
Kazalı kavgalı kurduk dinleri
Sardık başımıza böyle günleri
Ne nasip ne kısmet nede rızk vardı
Biz ettik….
1978 de yazdığım ‘BBDKG’ şiir kitabımda 5 kıtadan oluşan bu şiirin son 5, nakarat ‘biz ettikle biter.

Ülkede, hepimizi düşündüren bir durumla karşı karşıya geldiğimizde, hiç düşünen ve konuşan bir yaratık değilmişiz gibi ‘bana ne’ deyip sıvışıp çabucak ortalardan kayboluruz, yada parçalara bölünür kupkuru laflarla birilerine övgüler yağdıracağız diye yalanları şişirebildiğimiz ölçüde şişiririz, sonuçta, parti başı, hükümet başı der sisteme kıs kıvrak sıkışır paçayı ele veririz.
Hepte duygu sömüren ‘demogojik’ lafların arkasından son nefes koşabildiğimiz kadar koştuk. Nereye gittiğimizi de bilmeden koştuk. Aldatıldığımızı anladığımızda da, adam sende, şu iyi bu da kötü demekle avunduk durduk.
İşte, ‘seslerin bir ses daha, gelip kulaklarımıza doldu. Bir ses başka bir sese uydurulabilir mi? O da doğruya, benzetme bir ses tam olmasa da, birileri ona yakın bir sesi çıkarabiliyor. Yani, yakın bir tarihte parlamento fes mi edilecek? Maaz Allah, henüz bilen diyen çıkmadı, umarız yaşadıklarımızı bir daha da görüp yaşamayız.
Ergenekon çetesi deyip tutuklananlar bir örgüt müdür?, bunlar darbe yapacaklar korkusuyla mı?, yada neye istinaden tutuklandılar? Olayın aydınlığa kavuşmasını her yurttaş sabırsızlıkla bekliyor.
Diğer bir taraftan, bu girişimlerinizle kendinizi darbe karşıtı gibi göstermeye çalıştığınızı diyen meydanlara dolan bir sürü de taraftar var.
Tarih bir çok şeylere şahittir, çoğumuzda çok olayların içinden geçtik geliyoruz. Onlara rağmen, sistemimizi kuramıyoruz ve gittikçe de tümden sistemsizleştik.
Şimdiyse, S. Başbakan ve yandaşları, peki sizin yolunuz nereye kadardı? Demediniz amma, türban denen yeşil simgenizle adresiniz okundu bile. Bravo vallahi, adımlarınızı gayet usta kullandınız. Her adımınızı attığınızda, o tuzu kuru aydınız deyip geçinenler, karşı örgütlenme yerine ‘dur bakalım nereye’, deyip yan yattılar. Şu günlerde görüp korksalar da, artık Ay bacayı aşmak üzere.
AKP lier, siz Vallahi şanslısınız, halktan hazırladığınız belli bir çoğunluğun desteği de var arkanızda, çağdaşlaşmadan yana ciddi bir muhalefetinizde yok, ‘eninize de uzununuza da. Önünüzde sağlam bir duvar vardı, onu da zamanı geldi aldı koydunuz kenara. Ancak, hani Allah’tan çok korkuyorsunuz ya, usulsüzlüğünüzün yolsuzluğunuzun hesaplarını ahrete bırakmazlar, eninde sonunda bu hesaplar size sorulacaktır. Gün olur birileri çıkar karşınıza, türban, takke, tesbih, seccade, ırbık mırbık da kurtaramaz Alim ALLAH sizi. Ancak; yaptıklarınızın hesabını size benzer birileri sorsun ‘asla ve asla istemiyoruz. Siz aklını iyi kullananlardansınız, bakan gören kim varsa, oturun bir şeyler düşünün, düşünün vakit varken.

Şimdiyse; ‘darbeciler yargılansın, diyen bazı güzel sesler de geliyor kulaklarımıza. Evet sonuna kadar katılıyoruz.
Laik, Demokratik Hukuk karşıtı icraatlarından dolayı ‘AKP’ darbe yanlıdır’ dendi, yargıda ve yargılanıyor da.
- 80 Eylül cuntacıları ve başta ‘Kenan Evren.
- 12 Mart 70 muhtıracıları, Deniz’leri idam edenler ve ‘MC Hükümetleri, Başta ‘Süleyman Demirel’, Maraş- Malatya - Çorum -Sivas- Gazi katilleri ve bu olayların arkasında olanlar. Ayrıca; hortumcular, hayalciler, bunlar hepsi çağdaş insancıl bir geleceğe darbe üstüne darbe indirenlerdir. Aş iş peşinde koşan, barışa huzura susamış her Türkiye insanı adına, hepsi sorgulanıp yargılanmalıdır.
Belki beni okuyup da, ‘öyleyse, 27 Mayıs Ve Cumhuriyet’te yargılansın’, diyenlere de ‘yetti artık’, doğrusu…


1689
Defterdeki Mesajlar