Z. Defteri (Arşiv)
ali taner gobekogull
10 Aralık 2007 11:00
SEVGİLİ MEHLİKA TURGUT
Son zamanlarda güzel yazmaya başladın yerine (başladım kelimesi yani n harfi yerine m harfine bastığım için böyle bir anlam çıkmasında haklı olabilirsiniz. bu sitede herkesin kendine göre bilgi sahibi olduğu konularda yazma anlatma tarzı var sanırım. duygularını bu sitede paylaşmak güzel bir şey. ayrıca ben yaklaşık 7-8 sitede yazıyorum. ama yine yanlış anlamazsan kendi yazdıklarını diğer abilerinin yazdıkları ile kıyaslayıp şaşırmadım deyip kendini hafife almana gerek yok. sizin gibi kimi insanlar güzel şeyler yaptıkları yazdıkları halde kendine olan güvenlerinin eksikliklerinden dolayı kendilerini görmek istedikleri yer varsa yada görmek istedikleri yerde görüyorlarsa buna da lafım yok. bırak da biz seni okuyan abilerin seni olman gereken yeri gösterelim ve olman gereken yerde orasıdır.ve kendine olan güvenini tazelemen için yazmıştım.yine yanlış anlamazsan benim anladığım eğer benim yazılarımı okuyorsan genelede edebiyatsal ve felsefik ve toplumsal içeriklidir. ve yıllardır felsefe okuduğum için. senin yorumlarında kendinizde bir güven eksikliği duygularını yazılarından anladığım için, sana moral olsun diye yazmıştım. bir harf hatasından dolayı hoş olmayan bir cevap yazmışsın. ama yine söylüyorum paylaştığın düşüncelerin ben felsefeyi sevdiğimden midir artık bilmem, ama gayet anlamlı içeriği güzel konulara değinmen dolayı yazılarını okuyup seni tebrik ediyorum. yazan :ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI
Son zamanlarda güzel yazmaya başladın yerine (başladım kelimesi yani n harfi yerine m harfine bastığım için böyle bir anlam çıkmasında haklı olabilirsiniz. bu sitede herkesin kendine göre bilgi sahibi olduğu konularda yazma anlatma tarzı var sanırım. duygularını bu sitede paylaşmak güzel bir şey. ayrıca ben yaklaşık 7-8 sitede yazıyorum. ama yine yanlış anlamazsan kendi yazdıklarını diğer abilerinin yazdıkları ile kıyaslayıp şaşırmadım deyip kendini hafife almana gerek yok. sizin gibi kimi insanlar güzel şeyler yaptıkları yazdıkları halde kendine olan güvenlerinin eksikliklerinden dolayı kendilerini görmek istedikleri yer varsa yada görmek istedikleri yerde görüyorlarsa buna da lafım yok. bırak da biz seni okuyan abilerin seni olman gereken yeri gösterelim ve olman gereken yerde orasıdır.ve kendine olan güvenini tazelemen için yazmıştım.yine yanlış anlamazsan benim anladığım eğer benim yazılarımı okuyorsan genelede edebiyatsal ve felsefik ve toplumsal içeriklidir. ve yıllardır felsefe okuduğum için. senin yorumlarında kendinizde bir güven eksikliği duygularını yazılarından anladığım için, sana moral olsun diye yazmıştım. bir harf hatasından dolayı hoş olmayan bir cevap yazmışsın. ama yine söylüyorum paylaştığın düşüncelerin ben felsefeyi sevdiğimden midir artık bilmem, ama gayet anlamlı içeriği güzel konulara değinmen dolayı yazılarını okuyup seni tebrik ediyorum. yazan :ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI
Resul KARAKUŞ
10 Aralık 2007 00:50
sevgili ENGİN NURŞANİ ile yapacagimiz canli yayina arguvan info ve bütün canlari beklerim www.radyo_mimari.tr.cx www.radyoarguvan.tr.cx Resul KARAKUŞ
Süleyman Kılıç
09 Aralık 2007 12:47
Bugünkü Cumhuriyet Gazetesi (09.12.2007) 'nde Arguvan İsaköyü ''Nefesler'' cdsi tam sayfa haber, duyurulur.
İbrahim YUKA
09 Aralık 2007 12:44
TÜM ARGUVAN HALKINA VE ARGUVANİNFO.COM
ÇALIŞANLARINA ARMAĞANIMDIR.EMEĞE VE EMEKÇİLERE SAYGILARIMLA.
Barış ve Kardelenler.
Havalarda barut kokusu var
bu gün yine ağlıyor gecelerim
sonsuz olmuş gecem yine
suskun martı kanadında
süzülürcesine.
yarın yine bekliyor beni sağanak
dinmeyen yağmurlar silip geçen
poyrazların ürküten türkülerin
mevsimidir şimdi koparırcasına.
birilerimizi alıp gidecek.
artık karla karışık elem yağacak
deryalar hep dalgalarla vuracak
artık izbe köşelede kedicikler
toprakta filizcikler üşüşecek.
kelebekler yok olacak renk renk
çicekler solacak ama zamanı
geldi yurdumun bozkırları gülecek
kardelenler açacak.acılarımız
çocuklarımıza hatıra kalacak.
artık ne evlerin ocakları sönecek
ne sokaklar karartılacak
zifri karanlıklarda bir umut
yükselecek yurdumun dağlarına
kardelenlerle BARIŞ gelecek.
İbrahim Yuka
09.12.2007 Antalya ayıca bu şiirim Akçadağ
Altunlu (Keremis) köyüne de gelsin.
ÇALIŞANLARINA ARMAĞANIMDIR.EMEĞE VE EMEKÇİLERE SAYGILARIMLA.
Barış ve Kardelenler.
Havalarda barut kokusu var
bu gün yine ağlıyor gecelerim
sonsuz olmuş gecem yine
suskun martı kanadında
süzülürcesine.
yarın yine bekliyor beni sağanak
dinmeyen yağmurlar silip geçen
poyrazların ürküten türkülerin
mevsimidir şimdi koparırcasına.
birilerimizi alıp gidecek.
artık karla karışık elem yağacak
deryalar hep dalgalarla vuracak
artık izbe köşelede kedicikler
toprakta filizcikler üşüşecek.
kelebekler yok olacak renk renk
çicekler solacak ama zamanı
geldi yurdumun bozkırları gülecek
kardelenler açacak.acılarımız
çocuklarımıza hatıra kalacak.
artık ne evlerin ocakları sönecek
ne sokaklar karartılacak
zifri karanlıklarda bir umut
yükselecek yurdumun dağlarına
kardelenlerle BARIŞ gelecek.
İbrahim Yuka
09.12.2007 Antalya ayıca bu şiirim Akçadağ
Altunlu (Keremis) köyüne de gelsin.
Resul KARAKUŞ
09 Aralık 2007 11:07
8 Aralik c.tesi günü radyomuzda yapmış oldugumuz canli yayinda bizleri yanliz birakmayan arguvan info ve yöneticilerine ayrica dinleyicilerine yürekten tesekür ederim.Resul KARAKUŞ
MEHLİKA TURGUT
08 Aralık 2007 23:34
Ali Taner Abi;
Önelikle saygılarımı iletiyorum size.Son yazınızda benim güzel yazdığımı söylediğimi söylemişsiniz sanıyorum yanlış anladınız.Çok fazla yazdığım için kendimi rahatsız hissettiğimden söz etmek istemiştim.Bu yanlış beni rahatsız etti çünkü ben gerçekten de bu konuda iddialı değilim sadece günlük hissettiğim konuları sevdiğim insanlarla paylaşmak istediğim için yazıyorum.Yoksa çok değerli abilerimiz var.Onların yazdıkları ile kendi yazdıklarımı kıyaslayacak kadar şaşırmadım.
Saygılarımla iyi günler diliyorum.
MEHLİKA
Önelikle saygılarımı iletiyorum size.Son yazınızda benim güzel yazdığımı söylediğimi söylemişsiniz sanıyorum yanlış anladınız.Çok fazla yazdığım için kendimi rahatsız hissettiğimden söz etmek istemiştim.Bu yanlış beni rahatsız etti çünkü ben gerçekten de bu konuda iddialı değilim sadece günlük hissettiğim konuları sevdiğim insanlarla paylaşmak istediğim için yazıyorum.Yoksa çok değerli abilerimiz var.Onların yazdıkları ile kendi yazdıklarımı kıyaslayacak kadar şaşırmadım.
Saygılarımla iyi günler diliyorum.
MEHLİKA
ali taner gobekogull
08 Aralık 2007 16:29
BEKLENİLMEYENİ YAPMANIN TOPLUMA ETKİSİ NEDİR? VE BİLİNÇ DIŞI VE BİLİNÇ ALTI KAVRAMI
Toplumun sizin üzerinizde bir takım yargılara ve hatta ön yargılara vardığınızda sizin bu yargılardan ve ön yargılardan kurtulmanız çok zor ve hatta adın çıkacağına canın çıksın daha iyi diye derler ya. Onun için toplumun zamanla bu sizin hakkınızda saplantı haline dönüşen düşünceleri ve sizi istemeyen sizde maddi manevi çıkarı olan yada hoşuna gitmeyen bir yönünüzden dolayı kimi insanlar tarafından kötü bir anlayışla ve değişik bir şekilde tanıtılmanız zaman zaman toplumdaki bazı bireylerin sizinle alay etmesi ve hatta Toplumdaki bazı bireylerin size kulaktan duyma şeylerle ve önyargılar ile hareket ettiği için bir takım sıkıntılar yaşamanıza neden olabilir, Hatta başınızı belaya bile sokabilirsiniz.
Fakat sizin iyi şeyler yapmanız yapıcı ve toplumdaki bireylere karşı iyiniyet taşımanız ve bu toplumun iyiliği için çalışmanız, toplumu önyargılardan ve kulaktan duyma şeylere inanmaktan belirli bir süre vazgeçirir ve size gereken önem saygı ve sevgi sunulur. ama birde gerçek yaşamda mutluluğu bulamayan, ailesinde mutlu olmayan çevresine karşı sürekli tepkili ve olumsuz yıkıcı yaklaşımlarda bulunan insanlar vardır ki, bunları gün gelip dünyanın en büyük iyiliğini yapsanız hatta canını kurtarsanızda yine BİLİNÇ ALTINA yerleşen ve zaman zaman ortaya çıkan, yüzünüze gülen arkanızdan dolaplar çeviren kendini saklayan kimliğiyle mutlaka bir gün size karşı koyar ve zarar vermenin mücadelesini verir, çünkü kendisinin sahiplendiği değerleri sizde bulamaz ve sizde bu değerleri gereksiz ve ilkel bulur kabullenmezseniz, bu onun için büyük bir sorun olur ve sizin kendi değerlerinize inanmanız sahip çıkmanız beklentisi vardır, eğer onun değerlerine kabullenmez ve inanmazsanız sizin onun için potansiyel bir tehlike arzedersiniz. (tabii bu tavrın altında Ekonomik çıkar ırksal dinsel etnik yapı siyasi yapısı idelojisi gelenek görenekleri, kişinin psikolojik bozukluğu vb gibi nedenlerle kendini haklı bulur. ve size fırsatı bulduğunda saldırıya geçer.) kimi insanlar buna bilinç dışı derler ama BİLİNÇ DIŞI kişinin öfkeli sinirli yada farkında olmayan istemeden elinde olmayan nedenlerle yaptığı şeydir. (kişinin tik"inin olması örnek olarak sıklıkla göz kapaklarını sürekli açıp kapatması gibi) ama insanı her zaman insan olduğu için sevmek gerekir. örnek olarak size karşı iyi düşünceler taşımayan birinin oğlunun kötü arkadaşları olduğunu ve girdiği ortamlarda Ahlak dışı çocuğunun kendisine zarar vereceği ve bir takım kötü amaçlarla kullanılan gençlerin arasına ortamına katıldığını söylediğinizde önce oğluma iftira atıyorsunuz mantığıyla size karşı koyar, ama araştırdığında doğruluğunu isbatladığında oğlunu o tehlikelerden çekip almasında sizin faydanızı ve katkınızı aldığında, size güler yüzlü davranmaya ve sizi anlamanın mücadelesini ve sizinle yaşamın içindeki paylaşacak bir şeyleri olduğuna inanır ve sıcak yaklaşımlar içerisinde bulunur. Ama birileri mutlaka size, o olsaydı size bu iyiliği yaparmıydı? yani siz oğlunuzun böyle bir tehlike ile karşı karşıya olduğunda oğlunuzu bu yanlış şeylerden kurtarırmıydı? diye sorduklarında siz o bunu yapmazdı, ona sorduklarında oda evet onun yaptığı iyiliği ben ona yapmazdım. yanıtın aldığınızda aslında şaşırmazsınız, bazı insanlar kendi karakterinde olmayan ve olmasını istemeyen toplum yararına doğru değerlerin başkaları tarafından kendisine sunulmayacağına da inanırlar, buna nedenle sizden böyle bir iyilik insanlık gördüklerinde bu dünya da hala iyi insanlar var anlayışını savunmaya yavaş yavaş benimsemeye çalışırlar. Ama karşınızdaki toplumun size toplumdaki bireyleri doğru yönde taktirini kazanırsınız. Ama insanların bazen saplandığı fikirlerden kurtulmasını sağlamak ve bir şeylere körü körüne bağlanmasını engel olmak gerçekten zordur. bu yüzden zaman zaman büyük tepkiler ve hatta hayatınız bile tehlikeye girebilir. Ama her zaman iyiniyetinizi korumak temiz kalpli olmak insanın ekonomik durumunu ırksal dinsel etnik yapısı siyasi görüşü idelojisi ne olursa olsun insanı insan olduğu için sevmek ve her türlü geleneklerine inancına kültürüne, tutunduğu ve onu mutlu eden kimseye zararı olmayan yaşamsal değerlerine saygı duymak gerekir.
Önce insanı insan olduğu için sevmeliyiz. Gelecek nesillere evlatlarımıza da daha güzel toplum yararına doğru değerleri vererek büyütmek ve onları dünyasına iyiliği yardım severliği aşılamalıyız ki, kendilerinde buldukları toplum yararına değerleri yardım sever duygularının başkalarında bulduklarında şaşırmayıp, ilerde kendi çocuklarına da bu duyguları aşılayıp, kendileri de herkes gibi yardıma desteğe ihtiyacı olan herkesin imdadına yetişsinler ki daha düzenli daha mutlu bir toplum olmanızı sağlayalım. yazan : ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/ Arguvan / Akören/ alitanergobek@hotmail.com ayrıca diğer yazılarım Arguvaninfo.com da ziyaretçiler bölümünde 1234567 sayfalarda. ve arguvanlim.tr.gg adlı sitede adımı tıkladığınızda ve bir çoğunu ilk yazdığım yer yazının çalışması gibi olan akoren.org da sizden gelenler 1234567 sayfalarında bulabilirsiniz.
Toplumun sizin üzerinizde bir takım yargılara ve hatta ön yargılara vardığınızda sizin bu yargılardan ve ön yargılardan kurtulmanız çok zor ve hatta adın çıkacağına canın çıksın daha iyi diye derler ya. Onun için toplumun zamanla bu sizin hakkınızda saplantı haline dönüşen düşünceleri ve sizi istemeyen sizde maddi manevi çıkarı olan yada hoşuna gitmeyen bir yönünüzden dolayı kimi insanlar tarafından kötü bir anlayışla ve değişik bir şekilde tanıtılmanız zaman zaman toplumdaki bazı bireylerin sizinle alay etmesi ve hatta Toplumdaki bazı bireylerin size kulaktan duyma şeylerle ve önyargılar ile hareket ettiği için bir takım sıkıntılar yaşamanıza neden olabilir, Hatta başınızı belaya bile sokabilirsiniz.
Fakat sizin iyi şeyler yapmanız yapıcı ve toplumdaki bireylere karşı iyiniyet taşımanız ve bu toplumun iyiliği için çalışmanız, toplumu önyargılardan ve kulaktan duyma şeylere inanmaktan belirli bir süre vazgeçirir ve size gereken önem saygı ve sevgi sunulur. ama birde gerçek yaşamda mutluluğu bulamayan, ailesinde mutlu olmayan çevresine karşı sürekli tepkili ve olumsuz yıkıcı yaklaşımlarda bulunan insanlar vardır ki, bunları gün gelip dünyanın en büyük iyiliğini yapsanız hatta canını kurtarsanızda yine BİLİNÇ ALTINA yerleşen ve zaman zaman ortaya çıkan, yüzünüze gülen arkanızdan dolaplar çeviren kendini saklayan kimliğiyle mutlaka bir gün size karşı koyar ve zarar vermenin mücadelesini verir, çünkü kendisinin sahiplendiği değerleri sizde bulamaz ve sizde bu değerleri gereksiz ve ilkel bulur kabullenmezseniz, bu onun için büyük bir sorun olur ve sizin kendi değerlerinize inanmanız sahip çıkmanız beklentisi vardır, eğer onun değerlerine kabullenmez ve inanmazsanız sizin onun için potansiyel bir tehlike arzedersiniz. (tabii bu tavrın altında Ekonomik çıkar ırksal dinsel etnik yapı siyasi yapısı idelojisi gelenek görenekleri, kişinin psikolojik bozukluğu vb gibi nedenlerle kendini haklı bulur. ve size fırsatı bulduğunda saldırıya geçer.) kimi insanlar buna bilinç dışı derler ama BİLİNÇ DIŞI kişinin öfkeli sinirli yada farkında olmayan istemeden elinde olmayan nedenlerle yaptığı şeydir. (kişinin tik"inin olması örnek olarak sıklıkla göz kapaklarını sürekli açıp kapatması gibi) ama insanı her zaman insan olduğu için sevmek gerekir. örnek olarak size karşı iyi düşünceler taşımayan birinin oğlunun kötü arkadaşları olduğunu ve girdiği ortamlarda Ahlak dışı çocuğunun kendisine zarar vereceği ve bir takım kötü amaçlarla kullanılan gençlerin arasına ortamına katıldığını söylediğinizde önce oğluma iftira atıyorsunuz mantığıyla size karşı koyar, ama araştırdığında doğruluğunu isbatladığında oğlunu o tehlikelerden çekip almasında sizin faydanızı ve katkınızı aldığında, size güler yüzlü davranmaya ve sizi anlamanın mücadelesini ve sizinle yaşamın içindeki paylaşacak bir şeyleri olduğuna inanır ve sıcak yaklaşımlar içerisinde bulunur. Ama birileri mutlaka size, o olsaydı size bu iyiliği yaparmıydı? yani siz oğlunuzun böyle bir tehlike ile karşı karşıya olduğunda oğlunuzu bu yanlış şeylerden kurtarırmıydı? diye sorduklarında siz o bunu yapmazdı, ona sorduklarında oda evet onun yaptığı iyiliği ben ona yapmazdım. yanıtın aldığınızda aslında şaşırmazsınız, bazı insanlar kendi karakterinde olmayan ve olmasını istemeyen toplum yararına doğru değerlerin başkaları tarafından kendisine sunulmayacağına da inanırlar, buna nedenle sizden böyle bir iyilik insanlık gördüklerinde bu dünya da hala iyi insanlar var anlayışını savunmaya yavaş yavaş benimsemeye çalışırlar. Ama karşınızdaki toplumun size toplumdaki bireyleri doğru yönde taktirini kazanırsınız. Ama insanların bazen saplandığı fikirlerden kurtulmasını sağlamak ve bir şeylere körü körüne bağlanmasını engel olmak gerçekten zordur. bu yüzden zaman zaman büyük tepkiler ve hatta hayatınız bile tehlikeye girebilir. Ama her zaman iyiniyetinizi korumak temiz kalpli olmak insanın ekonomik durumunu ırksal dinsel etnik yapısı siyasi görüşü idelojisi ne olursa olsun insanı insan olduğu için sevmek ve her türlü geleneklerine inancına kültürüne, tutunduğu ve onu mutlu eden kimseye zararı olmayan yaşamsal değerlerine saygı duymak gerekir.
Önce insanı insan olduğu için sevmeliyiz. Gelecek nesillere evlatlarımıza da daha güzel toplum yararına doğru değerleri vererek büyütmek ve onları dünyasına iyiliği yardım severliği aşılamalıyız ki, kendilerinde buldukları toplum yararına değerleri yardım sever duygularının başkalarında bulduklarında şaşırmayıp, ilerde kendi çocuklarına da bu duyguları aşılayıp, kendileri de herkes gibi yardıma desteğe ihtiyacı olan herkesin imdadına yetişsinler ki daha düzenli daha mutlu bir toplum olmanızı sağlayalım. yazan : ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/ Arguvan / Akören/ alitanergobek@hotmail.com ayrıca diğer yazılarım Arguvaninfo.com da ziyaretçiler bölümünde 1234567 sayfalarda. ve arguvanlim.tr.gg adlı sitede adımı tıkladığınızda ve bir çoğunu ilk yazdığım yer yazının çalışması gibi olan akoren.org da sizden gelenler 1234567 sayfalarında bulabilirsiniz.
ali taner gobekogull
07 Aralık 2007 18:25
SİZCE EMEKSİZ KAZANÇ VE PARANIN ÖNEMİ ANLAMI NEDİR?
Makaleme başlamadan önce sevgili arkadaşımız MEHLİKA TURGUT"UN son zamanlarda güzel yazmaya başladım üzerine bir kaç kelime yazmak istiyorum. sevgili arkadaşımıza insan dediğin cesaretli olmalı ve bir yeteneği bilgisi varsa ortaya koymalı, koymalı ki bilgi ve yeteneğini ortaya koydukça deneyim kazanıp tecrübe edinip daha değerli düşünceler (şeyler) sunabilsin. Ama arkanı dönüpte bunları benmi yazdım diye kendine sorabilirsin ve bu kendinde bu güzel ifadeleri yazdığına bir an gelir ki inanamazsın, ama aslında bu güzel ifadelerin seni daha güçlü kılan gün geçtikçe yücelten daha iyi anlaşılmanı sağlayan ve bunun yanında sana moral ve güven verebileceği gibi daha iyisini yazabilme bilgisine ve yeteneğine sahip olman anlamına gelmektedir. onun için yazmaya hep beraber devam. ve bu arada güçlü haksızda olsa destekleme mantığı ile hareket edip komşuda pişer bizede düşer mantığının sadece kendilerine ihanet etmekle kalmayıp gün gelip kendi sonlarını getireceğini inanabiliriz.
Bizim toplumda bir laf vardır haydan gelen huya gider, emek sarfetmeden zorluğunu çekmeden ter dökmeden kazandığın paranın kıymetini bilemezsin, ter dökeceksin ki nasıl kazandığını bileceksin ki kıymetini bilesin, yoksa emek vermeden ter dökmeden kazandığın parayı harcamak kolay gelir insana derler ya haksızda değillerdir. Gerçekten kimi insanlar büyük zorluklarla fedakarlıklarla kazandıkları parayı ölçerek biçerek harcarlar. Ama insanın ihtiyaçlarını karşılamak ve yaşamını kolaylaştırmak için para kazanılır ve harcanır.
Tabii kimi insan öyle aç gözlüdür ki, parayı kazandıkça para kazanma hırsı artar ve din iman tanımaz hak huku tanımaz yemez içmez içirmez paylaşmaz o parayı koyar bankaya bu dünyada BEKÇİLİĞİNİ YAPAR. Böyle insanlara toplumda var yemez yada öldüğünde geçen bizim mahallede birisi öldü rahmetlinin çok parası vardı ama Allah ona yedirmeyi nasip etmedi bekçiliğini yaptırdı derler.ve arkasından kimi insanlar varsa bu dünyada paran yiyeceksin arkadaş, kefenin cebi yok diye bir yargıya varırlar.
Bu gün öğleden sonra msn açtığımda üniversitede okuyan ve isminin Ali May diye bildiğim arkadaşım sanırım aynı zamanda söylediğine göre bir radyo da dijeylik mi ne yapıyor, msn adresinine SEVGİYLE YAPILAN HİÇ BİR ŞEYDEN ZARAR GELMEZ diye yazı yazmış ve kendisiyle muhabbete girdiğimizde parayla yapılan her bir şeyden zarar gelirmi? dediğimde Evet abi parayla yapılan hiç bir şey bana lazım değil, diye yanıt vermiş bende ona eğer yaşamının bu gününe kadar İNSANLIK SATTIYSAN VE HALA İNSANİ DEĞERLER SATIYORSAN Bir gün mutlaka herkesin parası biter veya ömrü biter, ama yaşadığı evrelerde ve hala önünde kendisine sunulan yaşamda insanlık doluysa ve insani değerler satmanın mücadelesini veriyorsa böyle bir insan gün gelir dünyayı avucunun içine alır. dediğimde haklısın cevabına aldım Üniversiteli Ali kardeşimizden.
Biraz para harcamak üzerine durduğumuzda para harcamanın günümüzün Ekonomik koşullarına hayat pahalılığına insanın gereksinim duyduğu ihtiyaçlarına ve birde insanların eğitimine ve karekterine aldığı terbiye ve görgüye vb bağlı olduğunu görürüz.(hatta kimi insanın karekterinde cimrilik vardır ki, cebinde akrep var parası var korkuyor ki harcamaya derler ya)
Kimi insanda bankada biraz birikmiş parasının olması, o kişiyi psikolojik olarak rahatlatacağı gibi ona moral güven ve huzur verir.
Kimi insan parası ile yatırım yapıp fabrikalar kurup işçi çalıştırıp para kazanmayı sermayesini artırmaya ve emekçi insanlara da pay verip paylaşıp mutlu olur.
Kimi insanda parasına para katmayı servetine servet katmak için sokaktan geçen tavuğa kadar yolmayı ve gerçek köstebek denen bu insanlar köstebekler gibi toprağın altından kimseye görünmeden çaktırmadan köstebeğin kendisine yol açar gibi, bunlarda cebini doldurup arada bir kafasını toprağın içinden çıkarıp etrafta tehlike varmı burada yaptığımdan kimsenin haberi varmı diyerek toplumu ve insanını sömürürken ceplerini doldurmakla meşguldürler.(hatta bizlerde hiç bir çıkarımız olmadan topluma bir şeyler vermeye çalıştığımızda bizleri suçlu ilan edip toplumu bizim üstümüze salmayı profosyenelce yaparlar.ama kefenin cebinin olmadığını, kimse terzileri kefene cep dikmesi için ikna edemediğini bilmeleri gerekir belki de.)
Herkesin geçimini sağlamak ve daha iyi koşullarda yaşamak için para kazanması kazandığı parayı harcayarak ihtiyaçlarını karşılamaya çalışması tabii ki paranın önemini artırır. Hele şu devirde parasız sokağa bile çıkamazsınız, derler ya haksızda değillerdir. para gereklidir para ihtiyaçtan dolayı kazanılır, parasız hayat düşünelemez ama para herşey demek değildir. Parayla elektrik faturasını su faturasını ödersin çocuğuna okul kıyafeti alırsın evine yiyecek alırsın evler arsalar alırsın ama SEVGİYE ÖNEM VEREN BİR GENÇ KIZIN GÖNLÜNÜ SEVDASINI PARAYLA SATIN ALAMAZSIN.
Hayatta paranın satın alamayacağı şeyler olduğunu her zaman bilmemizi ve tabii ki paranın gücü kapitalist bir dünyada inkar edilemez ve paranın açamayacağı kapı yoktur anlayışıyla yaklaşımlar olur kimi zaman. Bu asırlarda paranın öyle bir gücü var ki, bu devirde parası olmayan insan güçsüz sayılmakta ve herkes parası olan insandan parasal güçten yana, güçlüden yana olmaktadır. Parası olan haksızda olsa, toplumun hatta ülkelerin parası gücü yüksek olana destek vermekte ve belki bize de düşer diye kendine medet ummakta demlenmek niyetinde olmaktadırlar, ve kendi çıkarlarını göz etmektedirler.(böyle şeyler kimi insanı hayat şartları zorlar, kimi karekterindeki zayıflıkTan dolayı, onun için tek güç para olduğu anlayışı ve parası kadar adam sayıldığı felsefesini vb gibi gütmektedirler.
Kimi insanda para mutluluk diye düşünürler ve aslında bunlar mutluluğun anlamını bilmezler, gerçek mutluluğu tatmamışlardır.Niye diyeceksiniz? peki sorarım size parası olmayan bütün fakir insanlar mutsuz mu ? yani şu bütün apartmanlarda oturan insanların hepsinin mutlu olmak için dolu dolu parası mı olması lazım, parası var lüks dairede oturuyor ve hizmetçisi var diye illa bu insanın mutlu olduğunu iddia edemezsiniz, ama tabii ki parası olupda mutlu olan insanlar vardır. Para ihtiyaçları karşıladığı ve yaşamı kolaylaştırdığı ve istediğimiz şeylere sahip olma imkanı sağladığı için mutlu olmamıza yardımcı bir faktör olabilir zaman zaman. Ama insan mutluluğu her zaman parayla satın alamayacağına inanıp sevgiye saygıya itibar gösterip, insanların onurlarını kırmayıp, paranı geçeceği yer var, geçmeyeceği yer var felsefesiyle hareket edip, para için her şeyi yapmayıp gerektiğinde insanların mutluluğu için servet ve gerek meşhur olmaktan vazgeçip, insanın her şeyini paylaşarak mutlu olan bir canlı olduğunu unutmayıp, (insan paylaştıkça mutlu olan bir varlıktır.) imkanlarımız dahilinde elimizden geldiği kadar insanlara destek olup, paranın sadece bizim değil herkes için gerekli olduğunu, sadece bizim değil herkesin ihtiyaçlarını karşıladığı bilincine sahip olup, herkesin hak ve hukukuna saygı gösterip sömürmeden paylaşarak daha fazla mutlu olacağımıza, ve helal yenen paranın ve helal yiyen insanı toplum her zaman yüceltip daha mutlu ve huzur kafasını rahat sorunsuz tasasız düşüncesiz bir şekilde başını yastığı koyduğunu ve daha gürültüsüz sakin ve mutlu bir yaşam sunduğunu bilmeliyiz. İNSANI DEĞERLER ÖN PLANDA PARA İKİNCİ PLANDA YAŞAMIMIZDA YER ALMALIDIR. Yazan .ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanegobek@hotmail.com
Makaleme başlamadan önce sevgili arkadaşımız MEHLİKA TURGUT"UN son zamanlarda güzel yazmaya başladım üzerine bir kaç kelime yazmak istiyorum. sevgili arkadaşımıza insan dediğin cesaretli olmalı ve bir yeteneği bilgisi varsa ortaya koymalı, koymalı ki bilgi ve yeteneğini ortaya koydukça deneyim kazanıp tecrübe edinip daha değerli düşünceler (şeyler) sunabilsin. Ama arkanı dönüpte bunları benmi yazdım diye kendine sorabilirsin ve bu kendinde bu güzel ifadeleri yazdığına bir an gelir ki inanamazsın, ama aslında bu güzel ifadelerin seni daha güçlü kılan gün geçtikçe yücelten daha iyi anlaşılmanı sağlayan ve bunun yanında sana moral ve güven verebileceği gibi daha iyisini yazabilme bilgisine ve yeteneğine sahip olman anlamına gelmektedir. onun için yazmaya hep beraber devam. ve bu arada güçlü haksızda olsa destekleme mantığı ile hareket edip komşuda pişer bizede düşer mantığının sadece kendilerine ihanet etmekle kalmayıp gün gelip kendi sonlarını getireceğini inanabiliriz.
Bizim toplumda bir laf vardır haydan gelen huya gider, emek sarfetmeden zorluğunu çekmeden ter dökmeden kazandığın paranın kıymetini bilemezsin, ter dökeceksin ki nasıl kazandığını bileceksin ki kıymetini bilesin, yoksa emek vermeden ter dökmeden kazandığın parayı harcamak kolay gelir insana derler ya haksızda değillerdir. Gerçekten kimi insanlar büyük zorluklarla fedakarlıklarla kazandıkları parayı ölçerek biçerek harcarlar. Ama insanın ihtiyaçlarını karşılamak ve yaşamını kolaylaştırmak için para kazanılır ve harcanır.
Tabii kimi insan öyle aç gözlüdür ki, parayı kazandıkça para kazanma hırsı artar ve din iman tanımaz hak huku tanımaz yemez içmez içirmez paylaşmaz o parayı koyar bankaya bu dünyada BEKÇİLİĞİNİ YAPAR. Böyle insanlara toplumda var yemez yada öldüğünde geçen bizim mahallede birisi öldü rahmetlinin çok parası vardı ama Allah ona yedirmeyi nasip etmedi bekçiliğini yaptırdı derler.ve arkasından kimi insanlar varsa bu dünyada paran yiyeceksin arkadaş, kefenin cebi yok diye bir yargıya varırlar.
Bu gün öğleden sonra msn açtığımda üniversitede okuyan ve isminin Ali May diye bildiğim arkadaşım sanırım aynı zamanda söylediğine göre bir radyo da dijeylik mi ne yapıyor, msn adresinine SEVGİYLE YAPILAN HİÇ BİR ŞEYDEN ZARAR GELMEZ diye yazı yazmış ve kendisiyle muhabbete girdiğimizde parayla yapılan her bir şeyden zarar gelirmi? dediğimde Evet abi parayla yapılan hiç bir şey bana lazım değil, diye yanıt vermiş bende ona eğer yaşamının bu gününe kadar İNSANLIK SATTIYSAN VE HALA İNSANİ DEĞERLER SATIYORSAN Bir gün mutlaka herkesin parası biter veya ömrü biter, ama yaşadığı evrelerde ve hala önünde kendisine sunulan yaşamda insanlık doluysa ve insani değerler satmanın mücadelesini veriyorsa böyle bir insan gün gelir dünyayı avucunun içine alır. dediğimde haklısın cevabına aldım Üniversiteli Ali kardeşimizden.
Biraz para harcamak üzerine durduğumuzda para harcamanın günümüzün Ekonomik koşullarına hayat pahalılığına insanın gereksinim duyduğu ihtiyaçlarına ve birde insanların eğitimine ve karekterine aldığı terbiye ve görgüye vb bağlı olduğunu görürüz.(hatta kimi insanın karekterinde cimrilik vardır ki, cebinde akrep var parası var korkuyor ki harcamaya derler ya)
Kimi insanda bankada biraz birikmiş parasının olması, o kişiyi psikolojik olarak rahatlatacağı gibi ona moral güven ve huzur verir.
Kimi insan parası ile yatırım yapıp fabrikalar kurup işçi çalıştırıp para kazanmayı sermayesini artırmaya ve emekçi insanlara da pay verip paylaşıp mutlu olur.
Kimi insanda parasına para katmayı servetine servet katmak için sokaktan geçen tavuğa kadar yolmayı ve gerçek köstebek denen bu insanlar köstebekler gibi toprağın altından kimseye görünmeden çaktırmadan köstebeğin kendisine yol açar gibi, bunlarda cebini doldurup arada bir kafasını toprağın içinden çıkarıp etrafta tehlike varmı burada yaptığımdan kimsenin haberi varmı diyerek toplumu ve insanını sömürürken ceplerini doldurmakla meşguldürler.(hatta bizlerde hiç bir çıkarımız olmadan topluma bir şeyler vermeye çalıştığımızda bizleri suçlu ilan edip toplumu bizim üstümüze salmayı profosyenelce yaparlar.ama kefenin cebinin olmadığını, kimse terzileri kefene cep dikmesi için ikna edemediğini bilmeleri gerekir belki de.)
Herkesin geçimini sağlamak ve daha iyi koşullarda yaşamak için para kazanması kazandığı parayı harcayarak ihtiyaçlarını karşılamaya çalışması tabii ki paranın önemini artırır. Hele şu devirde parasız sokağa bile çıkamazsınız, derler ya haksızda değillerdir. para gereklidir para ihtiyaçtan dolayı kazanılır, parasız hayat düşünelemez ama para herşey demek değildir. Parayla elektrik faturasını su faturasını ödersin çocuğuna okul kıyafeti alırsın evine yiyecek alırsın evler arsalar alırsın ama SEVGİYE ÖNEM VEREN BİR GENÇ KIZIN GÖNLÜNÜ SEVDASINI PARAYLA SATIN ALAMAZSIN.
Hayatta paranın satın alamayacağı şeyler olduğunu her zaman bilmemizi ve tabii ki paranın gücü kapitalist bir dünyada inkar edilemez ve paranın açamayacağı kapı yoktur anlayışıyla yaklaşımlar olur kimi zaman. Bu asırlarda paranın öyle bir gücü var ki, bu devirde parası olmayan insan güçsüz sayılmakta ve herkes parası olan insandan parasal güçten yana, güçlüden yana olmaktadır. Parası olan haksızda olsa, toplumun hatta ülkelerin parası gücü yüksek olana destek vermekte ve belki bize de düşer diye kendine medet ummakta demlenmek niyetinde olmaktadırlar, ve kendi çıkarlarını göz etmektedirler.(böyle şeyler kimi insanı hayat şartları zorlar, kimi karekterindeki zayıflıkTan dolayı, onun için tek güç para olduğu anlayışı ve parası kadar adam sayıldığı felsefesini vb gibi gütmektedirler.
Kimi insanda para mutluluk diye düşünürler ve aslında bunlar mutluluğun anlamını bilmezler, gerçek mutluluğu tatmamışlardır.Niye diyeceksiniz? peki sorarım size parası olmayan bütün fakir insanlar mutsuz mu ? yani şu bütün apartmanlarda oturan insanların hepsinin mutlu olmak için dolu dolu parası mı olması lazım, parası var lüks dairede oturuyor ve hizmetçisi var diye illa bu insanın mutlu olduğunu iddia edemezsiniz, ama tabii ki parası olupda mutlu olan insanlar vardır. Para ihtiyaçları karşıladığı ve yaşamı kolaylaştırdığı ve istediğimiz şeylere sahip olma imkanı sağladığı için mutlu olmamıza yardımcı bir faktör olabilir zaman zaman. Ama insan mutluluğu her zaman parayla satın alamayacağına inanıp sevgiye saygıya itibar gösterip, insanların onurlarını kırmayıp, paranı geçeceği yer var, geçmeyeceği yer var felsefesiyle hareket edip, para için her şeyi yapmayıp gerektiğinde insanların mutluluğu için servet ve gerek meşhur olmaktan vazgeçip, insanın her şeyini paylaşarak mutlu olan bir canlı olduğunu unutmayıp, (insan paylaştıkça mutlu olan bir varlıktır.) imkanlarımız dahilinde elimizden geldiği kadar insanlara destek olup, paranın sadece bizim değil herkes için gerekli olduğunu, sadece bizim değil herkesin ihtiyaçlarını karşıladığı bilincine sahip olup, herkesin hak ve hukukuna saygı gösterip sömürmeden paylaşarak daha fazla mutlu olacağımıza, ve helal yenen paranın ve helal yiyen insanı toplum her zaman yüceltip daha mutlu ve huzur kafasını rahat sorunsuz tasasız düşüncesiz bir şekilde başını yastığı koyduğunu ve daha gürültüsüz sakin ve mutlu bir yaşam sunduğunu bilmeliyiz. İNSANI DEĞERLER ÖN PLANDA PARA İKİNCİ PLANDA YAŞAMIMIZDA YER ALMALIDIR. Yazan .ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /alitanegobek@hotmail.com
Ali RIZA UĞURLU
07 Aralık 2007 14:44
ANKARA ARGUVALILAR DERNEĞİ'NİN 15 YILINI YÜREKTEN SELAMLIYORUM. YÖREMİZDEN UZAKLARDA OLSA ADINI VE KENDİNE HAS OLAN ÖZEL KÜLTÜRÜNÜ YAYMA VE YAŞATMADA ŞİMDİYE KADAR ÇABA HARCAYAN, TÜM HEMŞERİLEİMİ YÜREKTEN KUTLUYORUM.
SAYIM BAŞK: ASİM AYDOĞDU VE ARKADAŞLARI, GECEDE HAZIR BULUNACAK TÜM SANATÇI VE KATILIMCILARA ALMANYA DAN 'SEVGİ SAYGI VE MUHABBETLERİMİ GÖNDERİYOR GECENİZİN ŞEN VE COŞKULU GEÇMESİNİ DİLİYORUM.
SAYIM BAŞK: ASİM AYDOĞDU VE ARKADAŞLARI, GECEDE HAZIR BULUNACAK TÜM SANATÇI VE KATILIMCILARA ALMANYA DAN 'SEVGİ SAYGI VE MUHABBETLERİMİ GÖNDERİYOR GECENİZİN ŞEN VE COŞKULU GEÇMESİNİ DİLİYORUM.
ALi Rıza UĞURLU
07 Aralık 2007 14:18
Sevgili 'MEHLİKA TUĞRUT, Beni anlayan birisi olmanız dolayısıyla size teşekkür borçluyum. Asıl sorumlular oldu bittilerden soyut, pis midesini doldurduğunda etrafını görsede dilini yutan, kalemini süs eşyası gibi taşıyan, birileri var ya?
-Azıcık aşım selamet başım
-Bana değmeyen yılan bin yaşasın, diyenler. Allah rızası için olsun ne yazılarımı ve ne de şiirlerimi okumasınlar. Çünkü onlar Divane PEHLÜL'ün dediği cinsten iki ayak üstü gezenlerdir.İşte onlar, seçimden seçime pis yeni dünya düzeninde sistem zibidilerince adam sayılırlar. Çünkü oy hakları var. Kullandıklarında da, savaşı ve sömürüyü ilahi yazı olarak sinelerine sığdırmışlardır. Başka da doğanın temiz bedava havasını somurtur, kalabalık oluşturup yer darartırlar.
Son şu cümlemle sizi selamlamak istiyorum. 'Herkes, aklı ve rengiyle girer mezara'Siz bu aklınızla çok yaşayın diyor, sevgiler gönderiyorum.
-Azıcık aşım selamet başım
-Bana değmeyen yılan bin yaşasın, diyenler. Allah rızası için olsun ne yazılarımı ve ne de şiirlerimi okumasınlar. Çünkü onlar Divane PEHLÜL'ün dediği cinsten iki ayak üstü gezenlerdir.İşte onlar, seçimden seçime pis yeni dünya düzeninde sistem zibidilerince adam sayılırlar. Çünkü oy hakları var. Kullandıklarında da, savaşı ve sömürüyü ilahi yazı olarak sinelerine sığdırmışlardır. Başka da doğanın temiz bedava havasını somurtur, kalabalık oluşturup yer darartırlar.
Son şu cümlemle sizi selamlamak istiyorum. 'Herkes, aklı ve rengiyle girer mezara'Siz bu aklınızla çok yaşayın diyor, sevgiler gönderiyorum.
1689
Defterdeki Mesajlar
« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 »


