07 01 2009
Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri arrow Z. Defteri (Arşiv)
 

Z. Defteri (Arşiv)




AliRiza Uğurlu    14 Aralık 2007 21:20
DOSTLAR BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Bu söz o kadar çok söylenecek ki, Müslüman ım diyen biri diğerine, yani herkes birbirini gördüğü yerde, göremediklerini telle telefonla, evinde, yerinde, bulup "Bayramınız Kutlu Olsun" diyecektir. "Ben de diyorum." Aslında bu gibi "Ulusal ya da dini" günlerin beklenmesi bile, heyecan la sabır gerektirirdi.Çünkü insanlar her ne yoldan olursa olsun birbirlerine ulaşıp Tevaf Ziyaret edecektir. O insan olgunlaşmış ise, varsa arada soğukluk, yerini sıcak bir ortama bırakacaktır.
Ancak; 20 Aralık ta kutlanacak bir dini bayramın hayvan katliamına dönüştürülmesi, beni içten ve hem de derinden yaralayacaktır. Çünkü, bayramlar buluşmayı, barışmayı, sevgi ve heyecanı çağrı yapan özel günlerdir. Diğer bir dille, dost ve yakınları "Tevaf" etmektir.
Bu bayramı din adamları şöyle anlatırlar,
İbrahim Peygamber oğlu İsmail´i Tanrıya kurban etmiş, keseceği anda gökten Cebrail bir koç getirmiş, İsmail in yerine bu koçu kes demiş, Babası İbrahim İsmail i bırakmış koçu kesmiş, o güne dek Tanrı ya insan kurban edip kesenler, o günden bu yana insan yerine hayvan kurban edip kesmektedir. Bunu bir Tanrı buyruğu olarak anlatır hocalar. Dikkat ederseniz, Bir deyim mış´la miş´le virgüllenmiş ya da noktalanmışsa, o zaman akıl devreye sokulur. Her neyse;

Tüm dostların, bayramını canı gönülden kutluyor, oluşacak sevinç dolu duyguların, huzur, barış ve dostluğa vesile olmasını diliyorum.

Saygılarımla.

ali taner gobekogull    14 Aralık 2007 17:42
Bizim Gazetemiz ARGUVAN POSTASI hayırlı olsun ( ola bizim köyüde yazacak mı?)BENİM DE DEĞERLERİM GENİŞ BİR KÜLTÜRÜM TÜRKÜLERİM VAR DI
BENİM DE SAZ ÇALANIM OZANIM YAZARLARIM VAR DI
BENİM DE KÖYÜMÜN KASABAMIN ANLATILACAK GÖRÜLMEYE DEĞER GÜZEL MANZARALARI DAĞLARI
ÇAĞLAYAN DERELERİ BAĞI BAHÇELERİ VAR DI
BENİM DE KÖYÜMÜN KASABAMIN DİLLERE DESTAN AŞKLARI SEVDALARI VAR DI
BENİM DE KÖYÜMÜN KASABAMIN NE YİĞİTLER
NE DEMOKRAT NE KEMALİST GENÇLERİ VARDI
BU ÜLKEDE BİR ŞEYLERİ DEĞİŞTİRMEK
YARİNLERE GÜZEL ŞEYLER BIRAKMAK İÇİN CANLARINI VERENLER VAR DI
BENİM ARGUVAN"IMIN KÖYLERİNİN SORUNLARI VAR DI
AMA BENİ ANLATAN BENİ BEN YAPAN BENİ TANITAN BENİM ANLAŞILMAM İÇİN BİR GAZETEM YOK TU
AMA ARTIK VAR VAR VAR
BENİM TÜRKÜLERİMİ BENİM KÜLTÜRÜMÜ
BENİM SEVDALARIMI
BENİM KÖYÜMÜN İNSANININ GÜZELLİKLERİNİ
BENİMDE KASABAMI KÖYÜMÜ
BENİMDE DEMOKRAT YİĞİT İNSANIMI ANLATAN
BİR GAZETEM VAR ARTIK
ANLATACAKTı KÜLTÜRÜMÜN ÖZÜNÜ
ANLATACAKTI SEVDALARIMIZIN BÜYÜKLÜĞÜNÜ
ANLATACAKTI ARGUVANIMIN SORUNLARINI
ANLATSIN Kİ BİZİ TANIMAYAN KİMSE KALMASIN. yazan :Ali Taner göbekoğulları / Arguvan / akören köyü

ali taner gobekogull    13 Aralık 2007 19:02
Bu günlerde Felsefeye biraz fazla daldım diyeceksiniz bu herifde ne beyin varmış be bir bakırköye gitti diye bir kaç gün kaldı diye arkasından deli diye koşanların ilanlar verenlerin hepsi kaçacak delik arıyorlar hatta toplum içine çıkmamaya çalışıp, nerdeyse peçeyle ağzını gözünü kapatıp dolaşacaklar. Allah onların da yardımcısı olsun. canınızı sıkmayın bu ülkede herkesi anlayan birileri mutlaka vardır. onun için hedeften şaşmayın, ama bastığınız yerleri de toprak deyip geçmeyin benim atalarım kanı ile alındı bu ülke, ve kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğimizi unutmayın ön yargılarınızdan saplantılarınızdan vazgeçip bu akoren.org un güzel insanlarının arasına katılmayı düşünün, belki sizi alırlar mı bilmem ama sizleri gösterecekleri büyüklükle toplum dışı kalmamanız ve gerçekleri farketmenizden dolayı belki sizi bağışlayıp topluma kazandırmak adına sizin için iyi niyetlerini ihmal etmezler ellerinden geleni yaparlar. neyse fazla uzatmadan kendi yazdığım hikayeye geçelim. kendi yazdığım deyince asla hiç bir yerde bulamazsınız ve ayrıca hiç kimsenin düşüncesini çalıp yazmam ve yazanı da sevmem bir insanın düşüncesini yazdığım zaman ismini verir yada halk arasında böyle derler diye ifademi yazıma koyarım. Asırlar önce ,bu insan hakları daha icat olmadan demokratik yönetimler gelmeden bir ülkenin kralı kendi düşüncesine karşı gelen halktan yoksul ama bilge bir insanı halkı kendi üzerine salmaktan ve kışkırtmaktan ve kendi krallığı halkı uyandırmasın kendi tahtı tehlikeye girmesin ve halkın ayaklanmaması kendisine karşı koymaması ve halka göz dağı vermek için bu yoksul ama bilge adamı asmaya karar vermişler. Tabii idam sehbasına yoksul ama bilge adamı getirmişler.Tabii bu adamın asılmasını diğer krallıklarda gelip yoksul bilge adamın asıldığını görmek tanık olmak için, yoksul ama bilge adamı asan ülkenin kralının misafiri olmuşlar. Tabii kral onun bilge adam olduğunu bildiği için hemen sandalyeyi ayağının altından çekmelerini istemiş ama, diğer krallıklardan birisi ya olurmu? yoksul bilge adama asmadan sormak lazım son isteği nedir? belki akrabalarını yada sevdiği insanları görmek ve kendisini ölürken görmesini istemediği insanlar vardır deyince, halkta bu diğer ülkenin kralına destek vermiş belki bir isteği vardır kralım demişler, ve kralda tamam son isteğini sorun demiş. yoksul bilge adama sormuşlar en son isteğin nedir diye ? yoksul bilge adam söylerim ama yapmazsınız kralım demiş. tabii herkes krala bakmış yaparsınız demi kralım demişler, kral tamam son isteğini söylesin yaparım demiş, ama yine yoksul bilge adama sormuşlar vallahi yapmazsınız kralım demiş, bu sefer kral yapacam yapmaz olurmuyum yeter ki sen son isteğini söyle demiş, tabii yoksul bilge adam yine sormuşlar son isteğin nedir diye? yoksul bilge adam söylerim ama gerçekten yapmazsınız kralım onun için son isteğimi söylemeden asın demiş nasıl olsa yapmayacaksınız, tabii kral diğer ülkenin krallarına ve ahaliye küçük düşmemek ve rezil olmamak için söz lan namus şeref sözü yapacam son isteğini yeter ki sen söyle demiş, yoksul bilge adam namus ve şeref sözü verdiniz kralım artık son isteğimi yapmak zorundasınız tamammı demiş, kral tamam yapacamlan deyip kral sinirlenmeyede öfkelenmeye başlamış ve vallahi billahi de yapacam sözlan demiş, yoksul bilge adam son isteğini sormuşlar nedir son isteğin deyince BENİ ASMAYIN son isteğim budur demiş. ve kral namus sözü verdiği için kabul etmiş ve serbest bırakın şu adamı bir daha da gözüme görünme demiş. diyeceksiniz hayel gücü yüksek adamsın en yapalım dükkanda otururken canım sıkılıyı yazıyorum sizlerle paylaşıyorum düşüncelerimi.Bu hikaye vardı demeyin kanıtlayın ama hiç bir yerde bulamayacağınız hikayeler yazmaya devam edecem. Hikayenin yazarı : ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/ MSM Adresim alitanergobek@hotmail.com /diğer yazılarımı arguvanlim.tr.gg adlı sitede adımı tıklayın ve arguvaninfo.com adlı sitede ziyaretçiler defteri 1234567 sayfalarda ve arguvanvakfı.org da 34567 sayfalarda ve çoğu akoren.org ad sizden gelenler bölümünde 123456 sayfalarda.

ali taner gobekogull    13 Aralık 2007 17:13
Bir balığı oksijeni az olan bir akvaryumdan çıkarıp oksijeni bol olan bir akvaryuma koyduğunuzda, balığın ortama ayak uydurmakta zorlandığını (soluk alıp verirken zorlandığını) hatta yüreğinin (ciğerlerinin) şişip balığın öldüğünü bile görebilirsiniz. Hani bir futbol takımı bir sıfır yenilirken ve takımınız vasat bir futbol oynarken oyuna oyuncu değişikliği yaparak yeni bir oyuncu koyup oyunun değiştiğini o oyuncunun takımı hareketlendirip canlandırdığını gol attığınızı hatta galip geldiğinizde oyuna koyduğunuz oyuncunun takıma bir taze kan verilmesi oyunu hareketlendirmesi ve takımınızın maçtan galip geldiğinizi ve yine bir kansızlık çeken bir insana taze kan verdiğinizde nasıl canlanır hareketlenirse , bir topluma verilen iç açıcı kültürel bilimsel felsefik değerler teknolojik gelişmeler toplumu hareketlendireceği canlandıracağı ve belki de topluma büyük yararlar kazanımlar sağlayacağ için, adete oyuna sokulan bir oyuncu yada verilen insanı canlandıran taze kan gibidir. Tabii ki bir toplumu yıllardan beri gelen alıştığı yaşamsal değerlerden (kültürel geleneksel ırksal dinsel etnik siyasi vb gibi yapılardan) bir anda koparmak çekip almak oldukça zor ve hatta mümkün değildir. Toplumun alıştığı dinsel inançsal değerlerine zarar vermeden, toplumu bilimsel felsefik değerler, kültürel ve teknolojik gelişmeleri doğru bir şekilde verdiğinizde ve uyguladığınızda topluma büyük kazançlar ve yararlar sağlamış olursunuz. Ama kimi toplumlar vardır ki değişmekten korkup değişimin kendisine mutsuzluk vereceği maddi manevi kayıpları olacağı endişesiyle değişimi ve hatta yenilikleri reddeder, ve biz böyle iyiyiz yaşayıp gidiyoruz mantığıyla bakarlar. tabii ki insan değişime çoğu zaman olumlu bakmaz ama gerektiğinde insan yenilikler ve değişime hazır tutmalı kendini, ve değişimin yeniliklerin faydalarını gördükçe daha fazla sarılacağının da farkında olmalıdır. Bir topluma bir takım yenilikler veya bilimsel felsefik değerler ve kültürel teknolojik değerler sunduğunuzda topluma bunları birden veremezsiniz, bir yeniliği bir felsefeyi kültürel teknolojik gelişmeleri toplumu alıştıra alıştıra yavaş yavaş vermeli ve toplumun buna alışması ve gereken motivasyonu sağlaması zaman isteyip bir takım olumsuz tepkiler almanıza da neden olabilir. bazen hiç kimseye bir değeri gelişmeyi hemen kabullendiremeyebilirsiniz. Sizin de bir kültürel bilimsel felsefik değer ve teknolojik gelişmeleri verdiğinizde toplumu birden kabullenmeyeceğini ve bu vermeye çalıştığınız yada verdiğiniz felsefik bilimsel kültürel ve teknolojik değer ve gelişmelerin ve toplumun bunlara adapte olması için sizin bir takım zorluklar sıkıntılar yaşamanız ve geçmiş tarihlere baktığımızda hayatını kaybeden insanlar bile olmuştur. daha önceki estetik değerlere bakış açısı adlı yazımda da dediğim gibi " BİZİM TOPLUM BAZI İLKEL TABULARDAN KURTULMUŞ DEĞİLDİR, BU İLKEL DEĞERLERDEN KURTULMASI ZAMAN İSTEYİP TEKNOLOJİK BİLİMSEL GELİŞMELERE KATILMASI VE GELİŞMELERİN SONUÇLARINI GÖRMESİ YARARLARINI VE KAZANIMLARINI ANLAMASI VE BELİRLİ BİR BİLİNCE KAVUŞMASI GERÇEKLEŞİR. Toplum adına vereceğiniz değerlerin ve gelişmelerin toplumda tepkiyle karşılanması, kimilerinin toplum üzerinde kurdukları plan proje ve maddi manevi beklentilerinin ortadan kalkması korkusu ve endişesiyle, toplumu bu değişeme ayak uydurmaktan alı koymanın çabasını verirler ve toplumu bu değerlerde yoksun bırakmak için toplumu bu değerlere yeniliklere gelişmelere karşı koymaları için, toplumu örgütleme ve gerekirse kendi ellerinde olan toplumun faydalandığı olanakları kısma ve bu olanaklardan faydalanmalarını engellemek gibi girişimde bulunurlar. Çünkü toplum eğer yenilikleri değerleri gelişmeleri kabullenirse kendisinin sunduğu değerlerin toplum tarafından reddedileceği inancındadır. Ama toplum eğer yeniliklerin kendisini her türlü alanda ekonomik alanda kalkınacağı teknolojik alanda yaşamında kolaylıklar sağlayacağ yine felsefik alanda ilkel değerleri ortadan kaldıracağı inancına varırsa toplumun bu değerleri yenilikleri gelişmeleri belirli bir zaman sonra kabullenmesi kaçınılmazdır. Evet bazen değişim insanı mutlu edebilir, bazı insanlar değiştiklerinde dünyalarının kararacağını mutsuz olacaklarını insanların kendilerini eskisi gibi bulamayacaklarını, kendilerine farklı bir gözle bakacaklarını ve bu değişimin toplumda alay konusu olacağına hatta sadece kendisinin değil bunda toplumun da zarar göreceği kanısına bile varırlar. Ve değişmek onlar için hiç yapılmaması gereken yada enson yapılması gereken şeydir. Kimisini ise değişmek ve değişmeye her zaman açık olmak değişiklikleri sevmek ve değiştiklerinde daha değerli her alanda kazanımlar ve faydalar sağlayacağına için karakterlerinde kişilik yapısında her zaman değişime yer vardır. ve kendiside ben değişimi severim, insan değişirse daha mutlu olur değişim gereklidir, gereklidir ki insan bu dünyadanın nimetlerinde faydalansın mantığı taşırlar. Ama şu da gerçektir toplumları yöneten yönetimler yönetim kurduğu toplumların kendi istekleri ve politik tutumları doğrultusunda ve kapsamında değişmeleri gerektiğini savunmaları kendilerinin yararına olacağı düşüncesi içerisindedirler. Kimileri değişimi toplumu uykudan uyandırmak olarak algılarlar, kimileri ise verilen iç açısı toplumsal yarar sağlayan düşüncelerin kendi çıkarlarına ve toplum üzerindeki beklentilerine ve dinsel inançlarına zarar geleceği korkusu ve endişesiyle hareket edip böyle değişimin karşısında dururlar. Ama yaşadığımız çağı ayak uydurmak için bilinçli iradeli ve kimseye kendimize zarar vermeden yaşamamız gereken dinsel inanç anlayışımızın olması ve yine çağı insanı olmak ve çağı yakalamak için kültürel bilimsel felsefik değerlerden ve teknolojik gelişmelerden faydalanmaya çalışıp değişimin ve yeniliklere ayak uydurmanın topluma yararlarının kazanımlarının olacağına inanıp, toplum yararına doğru değerlerin verilmesine destek olmak topluma ülkemize büyük kazanımlar sağlayacaktır. Ama değişim toplumun mutlu eden birlik ve beraberliği sağlayan toplumu mutlu kılan yaşamsal değerlerini de yok etmemeli, eğer topluma zarar verecek tutunduğu yaşamsal değerlerine büyük zararlar verip toplumu bir kargaşaya ve çıkmaza sokacak ülkeyi bölünme tehlikesi yaratacak ve toplumu ayakta tutan bu değerlere zarar verecekse (milli birlik beraberlik bağımsızlık vb gibi.) bu değişimin toplum yararına bir değişim olmadığını böyle bir değişimin kabul edilmemesi toplumun yararına olur. Tabii ki her bireyin her toplumun kendine göre doğru değerleri vardır ama sizin doğru değerlerinizle karşınızdaki toplumun yada bireyin doğru değerleri aynı olmayabilir çatışabilir, ama toplumlar bireyler kendi içinde doğru bulduğu değerleri ile yaşamlarını sürdürürler. Önemli olan insanın toplum yararına olan değişimlere ayak uydurması kabullenmesi değişimin insan mutluğu için zaman zaman gerekli olduğu, ama insanın kendisine önüne gelen herkesin değerlerine saldıran ve kendisine yobaz bir dünya kurup bu dünyada kendisi mutsuz olduğu için başkalarının da mutluluğun istemeyen bir dünyasının olmamasıdır. kimi toplumlar değiştikçe yeniliklere açık oldukça gelişirler ve daha mutlu bir (toplum) dünyaları olur. yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI /ARGUVAN -Akören köyü ---msn adresim alitanergobek@hotmail.com ve diğer yazılarımı arguvaninfo.com da ziyaretçiler defteri bölümü 1234567 sayfalarda ve arguvanlim.tr.gg de ismimi tıkladığınızda ve daha çok akoren.org da sizden gelenler bölümünde 12345 sayfalarda (sevgili Turan abi ve dostlarım kendimizin ve toplumun yararına daha doğru değerler üzerine değişmek üzere dostça kalın,)

KESKASOR__58    13 Aralık 2007 08:55
son günlerde radyonuzda verdiğim rahatsızlığın farkına vardım, yayına girip ahkam kestim, ukalaca yaklaştım insanlara, haddimi aşan kelimeler sarf ettim, ziyaretçi defterine aşağılık-terbizesizce mesajlar yazdım, bu ortama layık olamadım, yaptığım terbiyesizliklerden dolayı, site sakinlerinden ve herkesten özür dilerim.
KESKASOR__58

Resul KARAKUS    11 Aralık 2007 16:31
11 aralik sali bu gün canli yayinimiz var arguvan info ve bütün arguvan info dinleyicilerini beklerim www.radyoarguvan.tr.cx www.radyo_mimar.tr.cx Resul KARAKUŞ

mehmet belli    11 Aralık 2007 14:30
sevgili ercan sevinç biz hepimiz yenisuluyuz hiç bir zaman tersini düşünmedik ve düşünmeyizde kızıluşağı ericek ve çimenüşağı bir toplumdur bir bütündür kimse ayıramaz hepimiz aynı okuda ve yanyana okuduk acımızı ve sevincimizi berabar paylaştık paylaşmayada devam edeceyiz bir kızıluşaklı olarak ne ercekten nede çimenuşaktan rahatsız duymadık senin rahatsızlık duymandan çok üzüldüm.her yerde çoğunluk olan merkezdir azınlıkta mezra olur saygılar MEHMET BELLİ YENİSU KÖYÜ

MEHLİKA TURGUT    11 Aralık 2007 14:29
Değerli Ali Taner Abi;

Öncelikle sizin MSN nizin bende olmamasından dolayı bu konuyu buraya taşıdığım için okuyuculardan özür diliyorum.Abi sizin benimle alakalı olarak yazdıklarınızı okuduktan sonra gerçekten çok üzüldüm.Tabi hepimiz insanız yanlış anlamalara çok da müsaitiz.Sizi yanlış anlamış olma ihtimalim vardı.O yüzden daha önce yazdığınız yazıyı tekrar okudum.Ve abi ne yazık ki ben biraz kitap okuduysam biraz kalem tuttuysam sizin yanlış anladığımı düşündüğünüz kısmı kesinlikle doğru anladığıma karar verdim.Çünkü bu durumda orada sizin söz ettiğiniz gibi harf hatası değil cümle hatası var.Özgüven eksikliğim olduğunu hissettiğiniz bu yüzden moral olsun diye yazdığınızı söylüyorsunuz.Beni motive etmeye çalıştığınız için teşekkür ederim.Hoş bir davranış.Fakat beni en çok üzen olay size karşı hoş olmayan şeyler yazdığımı yazmış olmanız.Kendi yazdığım yazıyı da tekrar okudum size karşı en ufak bir saygısızlık yapmamışım buna ragmen siz beni hoş olmayan bir cevap vermekle suçlamışsınız.Abi o yazımdan eğer öyle bir anlam çıkardıysanız özür dilerim amacım asla sizi üzmek değildi.
Ben sizin dediğiniz gibi özgüven eksikliğine sahip olmuş olsam dahi yine zevkle şunu söylemek istiyorum.Yazdıkları her yazıyı büyük bir saygı ile okuduğum abilerim dururken güzel yazıyorum diyecek kadar şaşırmadım.Bunu her insan farklı değerlendirebilir fakat benim değerlendirmem budur.Felsefe okumuşsunuz çok güzel.Ben felsefe okumayı çok sevmeyen biriyim ama bu benim hayat felsefesi edinmeme engel değil diye düşünüyorum.Ve benim hayat felsefem İNSANA SAYĞI.Ben bunu başarabilirsem ne mutlu bana.YAzınızda sık sık"Yine yanlış anlamazsan"diye belirtmişsiniz abi ben neden sizin her dediğinizi yanlış anlayayım o potansiyeli nasıl gördünüz çok şaşırdım.
Ve cümlenizi benim yazdığım yazıları begendiğinizi söyleyerek bitirmişsiniz çok çok teşekkür ederim abi.
Kendinize iyi bakın.Sayğılarımla...
MEHLİKA

semra koçoğlu    10 Aralık 2007 21:28
lüle ailesinden güllü lülenin kızıyım. arguvana hiç gitmemiş biri
olarak sayfanızla gurur duydum. elinize sağlık
Site Yorumu Site Yorumu:
teşekkür ederiz.

Ali Rıza UĞURLU    10 Aralık 2007 16:12
DEMOKRASİ UTANMAZSIN

Demokrasi, bu mu idin
Azlarından utanmazsın
Savaşlara izin verdin
Suçlarından utanmazsın

Vuran vurdu soyan soydu
Başa gelen mülke kondu
Fazla parmak kanun oldu
Dozlarından utanmazsın

Senin adın demokrasi
Kimlerin nesisin nesi
Kime adının gölgesi
Zorlarından utanmazsın

Sınıf dedin ara açtın
Güçlü gördün kenar kaçtın
Serbest dedin fesat saçtın
Hallarından utanmazsın

Biri yerken onu baktı
Hırsızın çakalın arttı
Çoklar yuvasını yıktı
Dullarından utanmazsın

Sana kılıf giydirdiler
Yanar döner gösterdiler
Çoğuz deyip hak yediler
Tarzlarından utanmazsın

Demokrasi demokratlaş
Haksız hırsızlarla savaş
Kimse aramasın iş aş
Açlarından utanmazsın

Bilseydik ki iyisi var
Sende vermez idik karar
Yürüdük sesledik zarar
Yozlarından utanmazsın

Ali Rızam der, gör beni
Hak hukuk var dedik hani
Kuşa çevirdiler seni
Hallarından utanmazsın

Bu şiirimi dost sitelerin bazılarında yayınlamıştım. Bu da ne demek oluyor, diyen kaç kişi oldu?, bilemiyorum. Ne kadar, hem de seçmen yaşta tam laik, hukukun adil ve üstünlüğüne inanmış kişi var, 22 Temmuz seçimlerinde sandıktan sıyrılıp çıkmıştı, hep birlikte gördük.
Demokrasi Amaç Değil Araçtır diyen düşünce tam kadrosuyle sisteme oturdu, buna da hep birlikte tanık olduk. Olmaya olduk ta;
Kararı kararı, ülke üzerinde dolaşan tolu bulutları görmezden gelindi. Adam yağamaz dağılıp gider dendi. Yıllar yılı sora, Ankara Tandoğanlarda, Türkiye Laiktir Laik Kalacaktır, deyip koro halinde sesler çıkmaya başladı.
O İnsanlarımızın Laik lik anlayışını da henüz tam olarak anlamış da değilim.
Din İşleri kurumunun 1925 lerden bu yana, sisteme ağırılığını koyması yanında, ülke kalkınmasına vurduğu darbe azmış gibi, Asıl laik lik karşıtı sistemciler Alevilere de öylesi bir pay ayıracağız, deyip işe soyundular.
Önceleikle şurasını demeden geçemeyeceğim. Aleviler aç kalıp oruç tutma yerine, aç varsa onları doyuracak bir sistemi gerçekleştirmeyi yeğlerler. Bunu da inanç öğretileri öngörür.
Onlar İşte bu dava yolunda başını veren Hüseyin ve etrafı, için matem tutarlar. Kerbela dan beri, aç ve işsiz yoksullara hizmet için herkesin ortak olduğu bütçelerden para alıp inançları için harcamadılar. Bundan sora da, ona yöneleceklerini kesinlikle düşünemiyorum.
Diğer inanç kurumlarında resmen görevli gösterilip, para karşılığı din hizmeti verenlerin de vijdanları ne kadar rahat?, Onlar da akıllarına danışıp, vijdanlarını sorgulamaları gerekir diye düşünüyorum. Asıl konumuza gelince;
9. Aralık ta yapılan Tandoğan mitinkleri gibi eğlemler demokrasinin gereğidir.
Demokrasiler de bu tip halk hareketleri seçimle oluşan parlemontoyu yönlendirmek için yapılır. Şikayetleri toplu halde, yasa yapıcılarına duyurmak için toplanır ya da yürürler.
Ancak; Demokratik insan halklarından yana oluşan meclisler için geçerlidir, bu dediklerim.
Türkiye de bu günkü iktidar meclisteki çoğunluğu ile demokratik midir? Bu sorunun yanıtı ise, bence hayır. Bir meclis demokratik mi yada değil midir, icraatlarıyle ölçülür. O meclisin çok partiden oluşması da, demokratik bir meclis olduğunu kesinlikle ihtiva edemez.
AKP İktidarı Devletin üç esas ayağından yalnız yürütme ayağıdır. Yürütmenin görevi de, devletin kurumlarının yürürlükte olan Anayasa ve yasalar gereği işlerliğini takip etmektir.
Öyleyken; her üç ayağı, Yasama,Yargı,Ve Yürütmeyi, tek eline alıp, sisteme oturmanın adına da demokrasi demek, tek cümleyle demokrasiye haksızlık olur.
Sayın Başbakan; Müessir medeniyetler, kelimesini çok kulanan birirsidir, Müessir Medeniyet den bahsederken, öbür yandan da, kadın saçı saklamayı sevap sayan sıkma baş için yeni anayasa yaptırtıyor. İşte size iki bin kusur yıl sonra yep yeni bir demokrasi modeli.
İsterseniz bunu alın, onun bir üç noktası var dı, onun yanına uygun bir yere koyun.

9. Aralık, TBMM de şeriatçı Fettullah yanlı millet vekillerinin çıkışları hele çeşmeyi ta gözünden bılatmıştır.
AKP iktidarının aldığı bazı kararlar, resmi gazte de ilan edildikten sonra Reiysicumhur onayladı denildi. İşte hadi buyurun deyin şimdi.
Demokrasinin araç olarak kullanıldığı konusunda daha şüpheniz kaldı mı?, sevgili,
 Yorgun ve durgun demokratlar. Geç kaldık geç kalıyorsunuz.

Saygılarımla.


1689
Defterdeki Mesajlar