Z. Defteri (Arşiv)
nurhayat boyraz
21 Ocak 2008 10:56
Hrant Ddink in ölümüne ışık tutan iki konuşması
Malatyalı işadamları derneği 15 nisan 2006
1-AB üzerinden çözülen sorunlar çözülmez olsun
2-ABD Senatosu nun kararımı bizi tedavi edecekmiş.
Hrantın gizlenen konuşması. hrant bu konuşmalarında ABD ve AB ye karşı duruşunu net bir şekilde ifade ediyor .Diaspora'ya karşı çıkıyordu.
Malatyalı işadamları derneği 15 nisan 2006
1-AB üzerinden çözülen sorunlar çözülmez olsun
2-ABD Senatosu nun kararımı bizi tedavi edecekmiş.
Hrantın gizlenen konuşması. hrant bu konuşmalarında ABD ve AB ye karşı duruşunu net bir şekilde ifade ediyor .Diaspora'ya karşı çıkıyordu.
HUSNU ATES
21 Ocak 2008 01:05
uyeliğimi kaybettim siteye giremiyorum
kazım eroğlu
19 Ocak 2008 23:05
BEN GÜZELİM GÜZEL SEVERİM
Yüreğim yüreğim
bin cefalar etsen almam üstüme
ben güzelim güzel severim
Nice güzellere eziyet edilirken,nice güzellere çileler çektirilirken ve katledilirken güzel olan derisi de yüzülse Nesimi gibi, asılsa da Pir Sultan gibi, kıyım kıyım doğransa da Şeyh Bedrettin gibi susuzluktan kavrulsa da ve mızrağa takılı başı küffe sokaklarında gezdirilse de Hüseyin gibi güzel olan güzel sevdasından vazgeçmez; çirkin sevilir mi leyli leyli.
Bu ülkede nice aydınlara nice devrimcilere kıydılar;ama davaları zaman zaman azalsa da dünden bugüne hep artarak devam etti.Güzeller unutulunca ölür.Onların bizlerden tek isteği olabilir VURULDUK EY HALKIM UNUTMA BİZİ!
Bundan bir yıl önce bu ülkenin bir güzeline HRAND DİNKe kıydılar.Cellatların korkularıdır zulüm ve kıyım.Korktukları için kıydılar Hrand Dinke.Ya geçti mi korkuları şimdi? Daha da beter korkuyorlar şimdi Hrand Dinkten! Cellatlar,biraz daha yaşatmak istiyorlarsa da çirkinliklerini gitgide daha fazla batağa saplanıp gömülüyorlar boğazına kadar bataklığa ve onların kurtuluşları yok artık; kurtuluşları bizim ellerimizde!
Bir yıl önceki yazımda,bu katliamın soruşturulması da daha önceki katliamların soruşturulmasında yaşanılan benzer bir akıbetin(sürecin) yaşanacağını belirtmiştim.Nitekim öyle oldu.Bir yıl geçmiş olmasına karşın dava sonuçlanmadı,gerçek suçlular ortaya çıkarılamadı ve olayda kusuru ihmali saptanan ve yine katili cinayet sonrası öven ve kahramanlar gibi karşılayan emniyet görevlileri hakkında hiçbir işlem yapılmadı,birçok deliller karartıldı yada saklandı.Açıktan açığa hukuk işletilmiyor,bu suça azmettiriciler korunuyor.Ve bunun içindir ki katiller cinayetlerini cesaretle sürdürebiliyorlar;Malatyada Hiristiyan misyonerlere yönelik barbarca bir kıyım ve birçok yerde kilise papazlarına karşı öldürme ,yaralama, şiddet tehdit olayları ve yine bir çok yerde Kürtlere yönelik saldırılar,linç girişimleri ülke içi ve sınır ötesi operasyonlar olağan hale getiriliyor ve tüm bunlar vatan kurtarma anlayışı olarak topluma yansıtılıyor.Bütün bunlar yaşanırken vatanın, beyaz saraylarda, küresel sermayenin lortlar kamarasında pazarlandığını da toplum biliyor mu?
Ülkede neo-liberal uygulamaların tüm yaşam alanlarımızı her geçen gün daha bir kıskaç içine alındığını da toplum biliyor mu?
Bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz diyordu,Rakel Dink. Evet şiddeti yaratan sistem,düzen ,politika adına ne dersek diyelim sorgulanmadan bu tür ve benzer şiddetleri yaşayacağız.Bu zihniyet barışı ve kardeşliği değil şiddeti kutsayan bir topluluk yada toplum yaratmaktadır.Onun içindir ki okul çağındaki çocuklar kendi kanlarıyla bayrak yapıp bunu da gururla ortaya koyabiliyorlar.Bunu sorgulaması gereken kurumlar da bu durumu gururla anlatabiliyorlar ve ne gençlik yaratmışız diye de kendileriyle övünüyorlardır.
Egemenlerin şiddeti kutsaması kadar doğal bir şey yoktur; çünkü bu şiddet onların varolabilme nedenidir.Ancak toplumun bunu kutsaması yada durumu görmezlikten gelmesi asıl karanlık olan tablo budur. Şiddet, her yerde ve her zaman yoksullukla yani sömürüyle birlikte yürür .Toplum, işin bu boyutunu görmediği sürece hamaset nutuklarına kendini kaptırarak bir anda kendini şiddetin ortasında buluverir.
Yüreğim yüreğim
Bin cefalar çeksen de
Ben güzelim, güzel sevmeye devam edeceğim.
Sağlıcakla kalın.
Yüreğim yüreğim
bin cefalar etsen almam üstüme
ben güzelim güzel severim
Nice güzellere eziyet edilirken,nice güzellere çileler çektirilirken ve katledilirken güzel olan derisi de yüzülse Nesimi gibi, asılsa da Pir Sultan gibi, kıyım kıyım doğransa da Şeyh Bedrettin gibi susuzluktan kavrulsa da ve mızrağa takılı başı küffe sokaklarında gezdirilse de Hüseyin gibi güzel olan güzel sevdasından vazgeçmez; çirkin sevilir mi leyli leyli.
Bu ülkede nice aydınlara nice devrimcilere kıydılar;ama davaları zaman zaman azalsa da dünden bugüne hep artarak devam etti.Güzeller unutulunca ölür.Onların bizlerden tek isteği olabilir VURULDUK EY HALKIM UNUTMA BİZİ!
Bundan bir yıl önce bu ülkenin bir güzeline HRAND DİNKe kıydılar.Cellatların korkularıdır zulüm ve kıyım.Korktukları için kıydılar Hrand Dinke.Ya geçti mi korkuları şimdi? Daha da beter korkuyorlar şimdi Hrand Dinkten! Cellatlar,biraz daha yaşatmak istiyorlarsa da çirkinliklerini gitgide daha fazla batağa saplanıp gömülüyorlar boğazına kadar bataklığa ve onların kurtuluşları yok artık; kurtuluşları bizim ellerimizde!
Bir yıl önceki yazımda,bu katliamın soruşturulması da daha önceki katliamların soruşturulmasında yaşanılan benzer bir akıbetin(sürecin) yaşanacağını belirtmiştim.Nitekim öyle oldu.Bir yıl geçmiş olmasına karşın dava sonuçlanmadı,gerçek suçlular ortaya çıkarılamadı ve olayda kusuru ihmali saptanan ve yine katili cinayet sonrası öven ve kahramanlar gibi karşılayan emniyet görevlileri hakkında hiçbir işlem yapılmadı,birçok deliller karartıldı yada saklandı.Açıktan açığa hukuk işletilmiyor,bu suça azmettiriciler korunuyor.Ve bunun içindir ki katiller cinayetlerini cesaretle sürdürebiliyorlar;Malatyada Hiristiyan misyonerlere yönelik barbarca bir kıyım ve birçok yerde kilise papazlarına karşı öldürme ,yaralama, şiddet tehdit olayları ve yine bir çok yerde Kürtlere yönelik saldırılar,linç girişimleri ülke içi ve sınır ötesi operasyonlar olağan hale getiriliyor ve tüm bunlar vatan kurtarma anlayışı olarak topluma yansıtılıyor.Bütün bunlar yaşanırken vatanın, beyaz saraylarda, küresel sermayenin lortlar kamarasında pazarlandığını da toplum biliyor mu?
Ülkede neo-liberal uygulamaların tüm yaşam alanlarımızı her geçen gün daha bir kıskaç içine alındığını da toplum biliyor mu?
Bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz diyordu,Rakel Dink. Evet şiddeti yaratan sistem,düzen ,politika adına ne dersek diyelim sorgulanmadan bu tür ve benzer şiddetleri yaşayacağız.Bu zihniyet barışı ve kardeşliği değil şiddeti kutsayan bir topluluk yada toplum yaratmaktadır.Onun içindir ki okul çağındaki çocuklar kendi kanlarıyla bayrak yapıp bunu da gururla ortaya koyabiliyorlar.Bunu sorgulaması gereken kurumlar da bu durumu gururla anlatabiliyorlar ve ne gençlik yaratmışız diye de kendileriyle övünüyorlardır.
Egemenlerin şiddeti kutsaması kadar doğal bir şey yoktur; çünkü bu şiddet onların varolabilme nedenidir.Ancak toplumun bunu kutsaması yada durumu görmezlikten gelmesi asıl karanlık olan tablo budur. Şiddet, her yerde ve her zaman yoksullukla yani sömürüyle birlikte yürür .Toplum, işin bu boyutunu görmediği sürece hamaset nutuklarına kendini kaptırarak bir anda kendini şiddetin ortasında buluverir.
Yüreğim yüreğim
Bin cefalar çeksen de
Ben güzelim, güzel sevmeye devam edeceğim.
Sağlıcakla kalın.
Ali Rıza Uğurlu
19 Ocak 2008 15:14
İftar Aşure değil, "Kanun Teklifi"
Siyasi İktidar ve muhalefet, yıllar yılı Alevileri içi boş vaadlerle seçimden seçime arkalarından çekip götürme politikalarını bırakmaktan yana hiç de değiller.
Asıl taleplerin İftar ve Aşure ile üzerlerini kapatıp, yavuşakça onları bir oy potansiyeli olarak görmeye çalıştığınız dikkatlerden kaçmış da değil. Alevilere bu kurnazca yaklaşma politikalarınızın bir ayıp ve kusur olarak değerlendirildiğini de bilesiniz.
-Diyanet kurumu kapatılsın
- Mecburi din dersleri kaldırılsın
-Cem evleri ibadet yerleri olarak yasal sıtatüye kavuşturulsun
-Madımak müze olsun.
Aleviler bu tekliflerden geri adım atacak olursa, tarihi bir vebalı da onlar omuzlamış olacaklardır.
Çünkü, bu teklifler, özgürlüklerin ve çağdaşlaşmanın önünü açacak olan demokratik tekliflerdir. Siyasi iktidar ve muhalefet, eğer Alevilere sizi tanıdıkları yerde görünmek istemiyorsanız, bu teklifleri meclisinize taşır, Ülkeyi, sosyal ve demokratik bir devlet olmanın önünü açıp, bazı sıkıntılardan kurtarmış olursunuz.
Demokrasinin amaç değil bir araç, olduğu gerçeği ne yazık ki görüldü bile.
Yukarda ki teklifleri mısırda sağır Sultan duydu da, siz mi duymadınız?
Alevi başvurularının ötesinde, Avrupa birliği ilerleme raporunda bunlar kriterler olarak geçmiyor mu?
Hadi, niyetiniz ne ise bu tekliflere müsbet, menfi bir şey deyin, deyin de görsün ve iyiden iyiye tanısın herkes sizi.
S. Başbakan, bir dini lider gibi siyasete soyundunuz, Devletin tepesine kadar da, tam kadro siz eğilimlilerin desteğiyle gelip oturdunuz. İftardan hemen sonra, Ankara 6, İdare Mahkemesi´nin kararı hatırlatıldığında, Alevilerden bir teklif almadım dediniz. Doğru mu dediniz? Hiç de ciddiye almadığım bir yöntem, amma, yemin edin, aslında yeminlisiniz, o konuda da samimi olduğunuza herkes inansın, yada sizi yarınlara yorumlasınlar.
Çünkü, gelişmiş bir hukuk ülkesi olamadığımız için, yemin henüz geçerliliğini ve inandırıcılığını korumaktadır. En çok da yapınız itibariyle sizi bağlar.
Önünüzde yerel düzeyde seçimler var, O seçimlerde parti isimleri önemli ölçüde rol oynayacaktır. Bu çıkışlarınızla yüzleşeceksiniz, seçmen karşısında. Yada, Yukarda sıraladığım teklifler, o tarihlere kadar, Meclis´ten geçmiş yasalaşmış olursa, bu seferinde denenmek için değil de, inandırıcı olarak gidesiniz seçmene.
Hem de Avrupa birliği yolunda samimiyseniz, bazı engelleri de birlikte aşmış olursunuz.
Aynı zamanda bir demokrasi sınavı ile yüz yüze olduğunuzu da bilmiş olasınız.
Bilinen bir çok gerçek var ki, ilkel politikalar yüzünden, geriye dönüp baktığımızda utanç verici ne çok ayıpla yüz yüze geliyoruz. Daha hemen bir yıl içerisinde ırkçılık ve kökten dincilerin işlediği katliamlardan, Aydın, Demokrat saygıyla andığımız bir dünya insanı, "Hırant DİNK" niye katledildi?, nedenleriyle yüzleşilmelidir. Malatya da daha dün, 2007 Nisan ortalarında üç insanın boğazlanarak katledilme olayı, tamı tamına yanlış ilkel yapılanmanın ve kurumlara odaklanmanın ürünü değil miyd?.
İnsanları inançlarından, dilinden, cinsiyetinden ve bazı farklılıklardan dolayı "Yunusun şiarı ile" Allah yarattı deyip, insan olarak görmediğiniz sürece, gelişen ve buluşan dünya milletleri arasında yeriniz ve itibarınız yalnız çıkar ilişkileriniz söz konusu olduğunda yüz yüze gelebilirsiniz. Aksi halde, Demokratik insani değerler konusunda dünya milletleri yanında ne yüzünüz ve ne de yeriniz olacaktır. Siz her şeyin hesabını yapmakta ustasınız, yine de diyeyim. Yöneticilerin tarafsızlığı ve insancıl düşünce üretme ve uygulama zorunluluğu vardır.
Başından belirttiğim gibi, `Halk Aşuresini ve iftarını kendi gelenek ve göreneklerine göre yapar´ ve yaşarlar. Siz hukukunuzu insancıllaştırıp tarafsız işletmek zorundasınız.
Saygılarımla.
Siyasi İktidar ve muhalefet, yıllar yılı Alevileri içi boş vaadlerle seçimden seçime arkalarından çekip götürme politikalarını bırakmaktan yana hiç de değiller.
Asıl taleplerin İftar ve Aşure ile üzerlerini kapatıp, yavuşakça onları bir oy potansiyeli olarak görmeye çalıştığınız dikkatlerden kaçmış da değil. Alevilere bu kurnazca yaklaşma politikalarınızın bir ayıp ve kusur olarak değerlendirildiğini de bilesiniz.
-Diyanet kurumu kapatılsın
- Mecburi din dersleri kaldırılsın
-Cem evleri ibadet yerleri olarak yasal sıtatüye kavuşturulsun
-Madımak müze olsun.
Aleviler bu tekliflerden geri adım atacak olursa, tarihi bir vebalı da onlar omuzlamış olacaklardır.
Çünkü, bu teklifler, özgürlüklerin ve çağdaşlaşmanın önünü açacak olan demokratik tekliflerdir. Siyasi iktidar ve muhalefet, eğer Alevilere sizi tanıdıkları yerde görünmek istemiyorsanız, bu teklifleri meclisinize taşır, Ülkeyi, sosyal ve demokratik bir devlet olmanın önünü açıp, bazı sıkıntılardan kurtarmış olursunuz.
Demokrasinin amaç değil bir araç, olduğu gerçeği ne yazık ki görüldü bile.
Yukarda ki teklifleri mısırda sağır Sultan duydu da, siz mi duymadınız?
Alevi başvurularının ötesinde, Avrupa birliği ilerleme raporunda bunlar kriterler olarak geçmiyor mu?
Hadi, niyetiniz ne ise bu tekliflere müsbet, menfi bir şey deyin, deyin de görsün ve iyiden iyiye tanısın herkes sizi.
S. Başbakan, bir dini lider gibi siyasete soyundunuz, Devletin tepesine kadar da, tam kadro siz eğilimlilerin desteğiyle gelip oturdunuz. İftardan hemen sonra, Ankara 6, İdare Mahkemesi´nin kararı hatırlatıldığında, Alevilerden bir teklif almadım dediniz. Doğru mu dediniz? Hiç de ciddiye almadığım bir yöntem, amma, yemin edin, aslında yeminlisiniz, o konuda da samimi olduğunuza herkes inansın, yada sizi yarınlara yorumlasınlar.
Çünkü, gelişmiş bir hukuk ülkesi olamadığımız için, yemin henüz geçerliliğini ve inandırıcılığını korumaktadır. En çok da yapınız itibariyle sizi bağlar.
Önünüzde yerel düzeyde seçimler var, O seçimlerde parti isimleri önemli ölçüde rol oynayacaktır. Bu çıkışlarınızla yüzleşeceksiniz, seçmen karşısında. Yada, Yukarda sıraladığım teklifler, o tarihlere kadar, Meclis´ten geçmiş yasalaşmış olursa, bu seferinde denenmek için değil de, inandırıcı olarak gidesiniz seçmene.
Hem de Avrupa birliği yolunda samimiyseniz, bazı engelleri de birlikte aşmış olursunuz.
Aynı zamanda bir demokrasi sınavı ile yüz yüze olduğunuzu da bilmiş olasınız.
Bilinen bir çok gerçek var ki, ilkel politikalar yüzünden, geriye dönüp baktığımızda utanç verici ne çok ayıpla yüz yüze geliyoruz. Daha hemen bir yıl içerisinde ırkçılık ve kökten dincilerin işlediği katliamlardan, Aydın, Demokrat saygıyla andığımız bir dünya insanı, "Hırant DİNK" niye katledildi?, nedenleriyle yüzleşilmelidir. Malatya da daha dün, 2007 Nisan ortalarında üç insanın boğazlanarak katledilme olayı, tamı tamına yanlış ilkel yapılanmanın ve kurumlara odaklanmanın ürünü değil miyd?.
İnsanları inançlarından, dilinden, cinsiyetinden ve bazı farklılıklardan dolayı "Yunusun şiarı ile" Allah yarattı deyip, insan olarak görmediğiniz sürece, gelişen ve buluşan dünya milletleri arasında yeriniz ve itibarınız yalnız çıkar ilişkileriniz söz konusu olduğunda yüz yüze gelebilirsiniz. Aksi halde, Demokratik insani değerler konusunda dünya milletleri yanında ne yüzünüz ve ne de yeriniz olacaktır. Siz her şeyin hesabını yapmakta ustasınız, yine de diyeyim. Yöneticilerin tarafsızlığı ve insancıl düşünce üretme ve uygulama zorunluluğu vardır.
Başından belirttiğim gibi, `Halk Aşuresini ve iftarını kendi gelenek ve göreneklerine göre yapar´ ve yaşarlar. Siz hukukunuzu insancıllaştırıp tarafsız işletmek zorundasınız.
Saygılarımla.
Mehmet Kara
19 Ocak 2008 13:06
ilgili arkadaslar bir degisiklikmi oldu Radyoya giremiyorum
nicin acaba herkese slm lar
nicin acaba herkese slm lar
Mehmet abi radyo sayfasımı açılmıyor sende? Herşey aynen devam ediyor, sorunu detaylı yazarsan halledebiliriz. saygılar
MEHLİKA TURGUT
19 Ocak 2008 12:04
Değeli köylümüz H.Hüseyin Bayhan Abi nin vefatından dolayı üzüntülerimi belirtir, tüm ailesine sabırlar dilerim.
MEHLİKA TURGUT
19 Ocak 2008 11:58
HEPİMİZ HRANT IZ.....
Ne yazık ki bugün aramızdan birini Hrant DİNK i kaybedişimizin, onun aramızdan haince alınışının birinci yılı.
Can alıcılıların zaman, mekan,kişi ayrımına bakmaksızın aramızdan aldıklarından sadece biri o da. Ölümünün ardından eşinin okuduğu veda mektubundaki "Çocuklarına doyamadan, daha hastalanamadan" kısmı içimi sızlatarak hala hatırımda. Vurulmuş yerde yatarken ayakkabısının altındaki deliğin, yürürken ayağına yapışmış bir kağıt parçası olmasını o kadar istemiştim ki ama gerçekler bizim isteklerimizle şekillenmiyordu ve o delik yırtık bir ayakkabının tabanındaydı:(((( Hrant Dink kimdi, neden ölümü hakettiğine karar verilmişti ? Bu toprağın bağrında yetişmiş, büyümüştü ve yürüdüğü zorlu yolda işte böyle ne yaptığından haberi olmayan 19 yaşındaki bir serserinin kurşunlarına hedef olmuştu.
O Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, birçok ödüllü bir gazeteciydi. Aldığı ödüller ve öldürülme nedenleri çatışıyordu çünkü düşüncelerinden dolayı ödül alırken aynı zamanda düşüncelerinden dolayı bu hayattan alınıyordu. Hepimiz Hrant ız diye yürüyenler arasında olamadım. Ve o yığınların neden Hepimiz Hrant ız diye yürüyüşlerine anlam veremeyenlerin inadına ben de bir HRANT tım.
Hayata gelişimizi tanrının bir lütfu olup görenler ve daha sonra da bize bahşedildiğini düşündükleri hayatlarımızı yine tanrılarının bize verdiği düşüncelerimiz yüzünden avuçlarımızdan çekip alanların çelişkisine asla anlam veremeyerek keşke hepimiz HRANT ız diyebilsek diyerek bitirmek istiyorum.
Sevgilerimle...
MEHLİKA
Ne yazık ki bugün aramızdan birini Hrant DİNK i kaybedişimizin, onun aramızdan haince alınışının birinci yılı.
Can alıcılıların zaman, mekan,kişi ayrımına bakmaksızın aramızdan aldıklarından sadece biri o da. Ölümünün ardından eşinin okuduğu veda mektubundaki "Çocuklarına doyamadan, daha hastalanamadan" kısmı içimi sızlatarak hala hatırımda. Vurulmuş yerde yatarken ayakkabısının altındaki deliğin, yürürken ayağına yapışmış bir kağıt parçası olmasını o kadar istemiştim ki ama gerçekler bizim isteklerimizle şekillenmiyordu ve o delik yırtık bir ayakkabının tabanındaydı:(((( Hrant Dink kimdi, neden ölümü hakettiğine karar verilmişti ? Bu toprağın bağrında yetişmiş, büyümüştü ve yürüdüğü zorlu yolda işte böyle ne yaptığından haberi olmayan 19 yaşındaki bir serserinin kurşunlarına hedef olmuştu.
O Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, birçok ödüllü bir gazeteciydi. Aldığı ödüller ve öldürülme nedenleri çatışıyordu çünkü düşüncelerinden dolayı ödül alırken aynı zamanda düşüncelerinden dolayı bu hayattan alınıyordu. Hepimiz Hrant ız diye yürüyenler arasında olamadım. Ve o yığınların neden Hepimiz Hrant ız diye yürüyüşlerine anlam veremeyenlerin inadına ben de bir HRANT tım.
Hayata gelişimizi tanrının bir lütfu olup görenler ve daha sonra da bize bahşedildiğini düşündükleri hayatlarımızı yine tanrılarının bize verdiği düşüncelerimiz yüzünden avuçlarımızdan çekip alanların çelişkisine asla anlam veremeyerek keşke hepimiz HRANT ız diyebilsek diyerek bitirmek istiyorum.
Sevgilerimle...
MEHLİKA
Sinan Cemgil Öcal
19 Ocak 2008 06:08
Uzun bir aradan sonra özellikle memleketim, insanımız ve Türkiye halklarıyla ilgili yayın yapan en ciddi ve seviyeli (kendi görüşüm) internet sitesini ziyaret edebildiğim için mutluyum, bundan sonra uzak kalmıyacağımdan emin olabilirsiniz. Emeği geçen ve katılım gösteren dostlara Fransa'dan tekrar merhaba.
Merhaba Sinan Cemgil.
sinan cemgil öcal
19 Ocak 2008 05:55
Hüseyin Bayhan abinin Hak'ın rahmetine kavuşmasına üzüldüm. Ailesine ve sevenlerine sabırl diliyorum. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.
Ali Riza Uğurlu
18 Ocak 2008 15:42
Sevgili A.Taner GÖBEKOĞULLARI, bu vedalaşmada bırakacağınız boşluğun nasın doldurulacağı merakımı bildirirken size yaşamınızda kolaylıklar diliyorum.
1689
Defterdeki Mesajlar
« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 »



abi 2 dakikada formu doldur, yeniden kayıt yap sana zahmet. seni yeniden görmek sevindirici.