Z. Defteri (Arşiv)
Ali Rıza Uğurlu
04 Şubat 2008 00:21
BAŞARILAR
Arguvan sanat Ve Kültür Vakfı yönetimine yeniden gelen Sayın 'Sadık Semih KAYHA' ve görev arkadaşlarına yöremiz adına sürdürecekleri çalışmalarda sonsuz başarılar diliyorum.
Arguvan sanat Ve Kültür Vakfı yönetimine yeniden gelen Sayın 'Sadık Semih KAYHA' ve görev arkadaşlarına yöremiz adına sürdürecekleri çalışmalarda sonsuz başarılar diliyorum.
serdar Şahin
03 Şubat 2008 23:17
02/02/2008 saat :20:30/ 23:00 saatleri arasinda Sn Erhan Yılmazin türkü severlere yaptığı dinletiye Gerek yayinlari yönlendirek gerek bizzat yayina katılarak ortak bir yayın yapma konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili dostlarımız Arguvanino(Radyo Arguvan), isakoyu.org(Radyo Arguvan), Akorenkoyu.com ve bizleri yanliz birakmayan tüm köylerimiz ve türkü dostlarına sonsuz teşekürler.
Umarim budan sonraki sloganimiz "Herşey Arguvan için olur" ve bu yolda hepimiz üstümüze düşei yaparız.
Saygılarımla
www.Karahuyuk.com ve KarahuyukFM
Umarim budan sonraki sloganimiz "Herşey Arguvan için olur" ve bu yolda hepimiz üstümüze düşei yaparız.
Saygılarımla
www.Karahuyuk.com ve KarahuyukFM
kazım eroğlu
03 Şubat 2008 19:59
BAŞARILAR
Arguvan Eğitim ve Kültür Vakfının seçimli olağan genel kurulu ,kurucuların çoğunluğunun katılımıyla bugün yapıldı.Tek aday listenin sunulduğu kongrede, oy birliği ile Sadık Kayhan başkanlığında yeni yönetim kurulu oluşturuldu.Daha önceki dönemde de yönetim kurulu başkanlığını yapan Sayın Sadık Kayhan ve diğer yönetim kurulu üyelerine başarılar dilerim.
Tek aday listenin çıkmış olması her şeyden önce olumlu bir tavır olarak görmek gerekir. Çünkü bu kurumda çekişmeye değil birlikteliğe her zamankinden daha çok bugün ihtiyaç duymaktayız.Yönetimler gelip geçicidir; aslolan kurumlardır.Bunun için kurumları yüceltmek ,kim seçilirse seçilsin o kurumda yer bulduğumuz sürece çalışmak,destek olmak bizlerinde asli görevidir diye düşünüyorum.
Yeni yönetime başarılar diler,vakfımıza yeni bir ivme kazandırmalarını temenni ederim.
Arguvan Eğitim ve Kültür Vakfının seçimli olağan genel kurulu ,kurucuların çoğunluğunun katılımıyla bugün yapıldı.Tek aday listenin sunulduğu kongrede, oy birliği ile Sadık Kayhan başkanlığında yeni yönetim kurulu oluşturuldu.Daha önceki dönemde de yönetim kurulu başkanlığını yapan Sayın Sadık Kayhan ve diğer yönetim kurulu üyelerine başarılar dilerim.
Tek aday listenin çıkmış olması her şeyden önce olumlu bir tavır olarak görmek gerekir. Çünkü bu kurumda çekişmeye değil birlikteliğe her zamankinden daha çok bugün ihtiyaç duymaktayız.Yönetimler gelip geçicidir; aslolan kurumlardır.Bunun için kurumları yüceltmek ,kim seçilirse seçilsin o kurumda yer bulduğumuz sürece çalışmak,destek olmak bizlerinde asli görevidir diye düşünüyorum.
Yeni yönetime başarılar diler,vakfımıza yeni bir ivme kazandırmalarını temenni ederim.
EYMİR KÖYÜ SOS.YRD.D
03 Şubat 2008 00:46
GERÇEKÇİLİK
Bizler yeni yönetime seçildikten sonra ister istemez, haklı haksız bir sürü eleştiri aldık.Eleştiri her zaman iyidir.Yanlız bu eleştiriyi yaparken ölçülü , saygı çerçevesini bozmadan , yapıcı olmalıdır.
Bizler kimseyi zorlayarak veya illada biz yönetime gelelim diye uğraşmadık.Bize bir görev verildi yapmaya çalışıyoruz.Bu görevi yaparkende beğenende olacak beğenmeyende , önemli olan toplum menfaatine uygunluğudur.Eski yönetimleri çalışmalarından ötürü defalarca kutladık tebrik ettik.Her daim çalışmalarında maddi olmasada manen yanlarında olduk.Bizim hiçbir kimseyle sorunumuz olmadı olmayacakta.
Biz bir web sitesi aldık ve dernek adına yönetmeye çalışıyoruz.Herkes bu siteye yazı yazabilir, haber gönderebilir, resim ,fıkra akla gelen yapıcı ve ahlak kuralları içinde ,kimseleri karalamadan usluplu yazılar her daim yayına konacaktır.Bunları defalarca yazdık çizdik.Ama hala anlamayanlar varki farklı farklı ne yapmaya , yada ne anlatmaya çalışıyorlar belli değil.Üzüldüğümüz şey bu yazılar kendi insanlarımızdan gelmesi vede nedense isim yazma gibi hatta gerçek isim yazma gibi bir korkaklık, saygısızlık içindeler.Bu tür yazılar hiçbir zaman kayda değer olmayacaktır.Neden korkarlar bilinmiyor, neden gizlenirler bilinmiyor amaç karala gitsin herhalde.Çamur at izi kalsın.
Bugün gelen bir yazıda Anayasa maddeleri gibi sıralamış bir sürü soru var.Hesap soruluyor karalanıyor.Şunu sormak istiyoruz.Bu kadar derneği, köylüleri, kişileri tanıdığına göre neden okadar toplantılarda , genel kurullarda ağzını açıpta soru sorup cevabını oralarda istemiyorsun.???????
Cevabınıda bizler verelim cesaret yok ki!!!!!!
Hiç kimse koltuk sevdalısı değil.Buyrun gelin sizler yapın bizler sizlere destek olalım hemde sonuna kadar.
Bir diğer nokta bu her şeyi çok bilen zati muhteremler bir kişiyi suçlayıp yeriyorlar adres olarakta bu siteye yazı gönderiyorlar.O yazdığınız yazıları her şeyi bilen kişiler muhattab olacağınız kişinin sitesine gönderin ondan cevap bekleyin.Bu yazılar hiç kimseye bizler tarafından iletilmeyecektir.Gerçekçilik budur.Gerçek olmak istiyorsanız buyurun dernek merkezi kapısı ardına kadar açık.
Saygılarımızla
Yönetim Kurulu
Bizler yeni yönetime seçildikten sonra ister istemez, haklı haksız bir sürü eleştiri aldık.Eleştiri her zaman iyidir.Yanlız bu eleştiriyi yaparken ölçülü , saygı çerçevesini bozmadan , yapıcı olmalıdır.
Bizler kimseyi zorlayarak veya illada biz yönetime gelelim diye uğraşmadık.Bize bir görev verildi yapmaya çalışıyoruz.Bu görevi yaparkende beğenende olacak beğenmeyende , önemli olan toplum menfaatine uygunluğudur.Eski yönetimleri çalışmalarından ötürü defalarca kutladık tebrik ettik.Her daim çalışmalarında maddi olmasada manen yanlarında olduk.Bizim hiçbir kimseyle sorunumuz olmadı olmayacakta.
Biz bir web sitesi aldık ve dernek adına yönetmeye çalışıyoruz.Herkes bu siteye yazı yazabilir, haber gönderebilir, resim ,fıkra akla gelen yapıcı ve ahlak kuralları içinde ,kimseleri karalamadan usluplu yazılar her daim yayına konacaktır.Bunları defalarca yazdık çizdik.Ama hala anlamayanlar varki farklı farklı ne yapmaya , yada ne anlatmaya çalışıyorlar belli değil.Üzüldüğümüz şey bu yazılar kendi insanlarımızdan gelmesi vede nedense isim yazma gibi hatta gerçek isim yazma gibi bir korkaklık, saygısızlık içindeler.Bu tür yazılar hiçbir zaman kayda değer olmayacaktır.Neden korkarlar bilinmiyor, neden gizlenirler bilinmiyor amaç karala gitsin herhalde.Çamur at izi kalsın.
Bugün gelen bir yazıda Anayasa maddeleri gibi sıralamış bir sürü soru var.Hesap soruluyor karalanıyor.Şunu sormak istiyoruz.Bu kadar derneği, köylüleri, kişileri tanıdığına göre neden okadar toplantılarda , genel kurullarda ağzını açıpta soru sorup cevabını oralarda istemiyorsun.???????
Cevabınıda bizler verelim cesaret yok ki!!!!!!
Hiç kimse koltuk sevdalısı değil.Buyrun gelin sizler yapın bizler sizlere destek olalım hemde sonuna kadar.
Bir diğer nokta bu her şeyi çok bilen zati muhteremler bir kişiyi suçlayıp yeriyorlar adres olarakta bu siteye yazı gönderiyorlar.O yazdığınız yazıları her şeyi bilen kişiler muhattab olacağınız kişinin sitesine gönderin ondan cevap bekleyin.Bu yazılar hiç kimseye bizler tarafından iletilmeyecektir.Gerçekçilik budur.Gerçek olmak istiyorsanız buyurun dernek merkezi kapısı ardına kadar açık.
Saygılarımızla
Yönetim Kurulu
kazım eroğlu
02 Şubat 2008 23:18
TEŞEKKÜRLER ERHAN YILMAZ
Yine büyük bir özveri göstererek arguvan radyolarının yayınına katılan değerli sanatçımız Sn.Erhan Yılmaz'a ne kadar teşekkür etsek azdır. Halk sanatçısının en büyük özelliğidir; alçak gönüllülüğü, hoş görülüğü, özveriliği her şeye karşın toplumuna sırt çevirmemesidir.Diğer bir anlatımla kaprisli olmaması. Bu yayına katılmakla kendi değerini bizlere bir kez daha gösterdi. Herkes güzel türkü söyleyebilir ama, herkes halk sanatçısı olamaz.
Bu sanatçılarımızı baştacı etmek de bizlere düşer. Bu nasıl olur derseniz, bunun yolu çok; ama sanırım, bu güzel değerlerimizin bizden tek beklentisi olabilir, emeklerine karşı duyacağımız sevgi ve saygı.
Seni seviyoruz Erhan Yılmaz bundan emin ol.
Bize bu güzelliği yaşatmaya aracılık eden arguvan radyolarına da ayrıca teşekkür etmek istiyorum ve bu birlikteliğin hep yaşanmasını umuyorum. Saygılar ve sevgiler.
Yine büyük bir özveri göstererek arguvan radyolarının yayınına katılan değerli sanatçımız Sn.Erhan Yılmaz'a ne kadar teşekkür etsek azdır. Halk sanatçısının en büyük özelliğidir; alçak gönüllülüğü, hoş görülüğü, özveriliği her şeye karşın toplumuna sırt çevirmemesidir.Diğer bir anlatımla kaprisli olmaması. Bu yayına katılmakla kendi değerini bizlere bir kez daha gösterdi. Herkes güzel türkü söyleyebilir ama, herkes halk sanatçısı olamaz.
Bu sanatçılarımızı baştacı etmek de bizlere düşer. Bu nasıl olur derseniz, bunun yolu çok; ama sanırım, bu güzel değerlerimizin bizden tek beklentisi olabilir, emeklerine karşı duyacağımız sevgi ve saygı.
Seni seviyoruz Erhan Yılmaz bundan emin ol.
Bize bu güzelliği yaşatmaya aracılık eden arguvan radyolarına da ayrıca teşekkür etmek istiyorum ve bu birlikteliğin hep yaşanmasını umuyorum. Saygılar ve sevgiler.
Ali ÖZÇELİK Ankara
01 Şubat 2008 15:09
Ankara 'da yaşayan Arguvanlılar !
Arguvan'ın nüfusu 1980 yılından beri ne kadar değişti ? Merak ediyorsanız , 01.02.2008 tarihli (bugün) Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekini okuyabilirsiniz.
Ali ÖZÇELİK
Ankara Arguvanlılar Derneği
Yönetim Kurulu Üyesi-Sayman
Arguvan'ın nüfusu 1980 yılından beri ne kadar değişti ? Merak ediyorsanız , 01.02.2008 tarihli (bugün) Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekini okuyabilirsiniz.
Ali ÖZÇELİK
Ankara Arguvanlılar Derneği
Yönetim Kurulu Üyesi-Sayman
HANDAN KAYA
01 Şubat 2008 12:43
Ankara Arguvanlılar Derneğinin 15.ci kuruluş Yıldönümü vesilesiyle düzenlemiş olduğu TÜRKÜ ŞÖLENİ 2 bölüm halinde 3 Şubat 2008 Pazar ve 4 Şubat 2008 Pazartesi tarihlerinde saat 22:20de MALATYA-GÜNEŞ TVde yayınlanacaktır.
Güneş TV Internet üzerinden de yayın yapmaktadır.
Bilgilerinize.
Handan KAYA
Arguvanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği
Yönetim Kurulu Üyesi
Güneş TV Internet üzerinden de yayın yapmaktadır.
Bilgilerinize.
Handan KAYA
Arguvanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği
Yönetim Kurulu Üyesi
MEHLİKA TURGUT
31 Ocak 2008 14:44
Ali Rıza Amca yine her zamanki gibi çok güzel bir yazı yazmışsınız size bu konu ile ilgili birşeyler yazmak istiyordum fakat moralim o kadar bozuk ki yazamayacağım.
Bugün haberler o kadar kötü bir olaydan sözediyor kii:(((( Davutpaşa da bir çok insan, ekmeğinin derdindeyken daha eşleri, anaları, babaları, çocukları belki daha yataklarından çıkmamışken artık yok:((( Birkaç gün sonra unutulması kuvvetle muhtemel bir patlama onları aldı gitti kim ne derse desin, kim suçluları aramaya çalışırsa çalışsın onlar yok yok yok:(((( Ve sonuçta ne olursa olsun kimse, giden ve belki daha da gidecek o canları geri getiremeyecek. İnsan hayatı bizim ülkemizde çok ucuz.Varsıl bir kadının bir sürü paraya aldığı süslü püslü köğeğinden daha ucuz. Köpeğin mi şu zavallı insan mı desek kadının tereddütsüz "köpeğim" diyeceği ne adaletin ne vicdanın ne hiçbirşeyin önemi olmayan bir ülkedeyiz. Patlama sonrası görüntüleri gördüğümde şoke oldum. Ben bu görüntüleri bir yerden hatırlıyordum sanki 99 depremi görüntüleriydi ya da ne bileyim İsrail-Filistin arasında yine bir intihar saldırısı olmuştu. Tüylerim diken diken oldu. Dünyada bu tür olaylar ancak savaşlarda görülebiliyor tabi bizim gibi gelişememiş, gelişmek için bir çaba sarfetmemiş ülkeler hariç. Bizim ülkemizde insanlar, birbirlerinin kuyularını kazmalar sonucu, iki kuruş fazla kazanma istemeler sonucu, o onun birşeyinin birşeyi kayırayım demeler sonucu, pek çok şeye boşvermeler, duyarsız kalmalar sonucu ölüyor. Bizim ülkemizde insanlar görevini yerine getirmek yerine koltuğunu sevip mümkün olsa akşam evine götürmek isteyenler yüzünden ölüyor. Bizim ülkemizde insanlar, ruhsatsız iş yerlerinde iki kuruş para için ter akıtırken ölüyor,bizim ülkemizde insanlar iş yerlerine, okullarına gitmek isterken trafik canavarları yüzünden ölüyor. Bizim ülkemizde insanlar BECERİKSİZ BÜROKRATLAR yüzünden ölüyor. Bizim ülkemizde insanlar herşeyi yüzüne gözüne bulaştırıp sonra da çok güzel oldu diye elini ovuşturanlar yüzünden ölüyor. Bizim ülkemizde insanlar boş yere sırtları sıvazlandığı için ölüyor. Ve işin en acı tarafı ne biliyor musunuz? Bizim ülkemizde insanlar, hepimiz koyun olduğumuz, kim ne derse kafa salladığımız için ölüyor. Bugün Davutpaşa da boşu boşuna ölenlerden biri de yarın Mecidiyeköy de, Kağıthane de, Kartal da, Üsküdar da bizlerden biri olabilir. Herhangi birimiz yolda evimize, okulumuza, işimize, sevdiğimize gitmeye çalışırken ecelimizi bekleme derdine uğramadan bu hayattan gidebiliriz. Bu ateş başkentteki bir yönetenimizin yüreğine düşmedikçe, hergün hepimiz heryerde tehdit altındayız.Orada bizlerin oylarıyla bulunanlar görevlerini ne zaman yerine getirirlerse o zaman belki bu ülke daha yaşanılabilir olur ama şu anda durum içler acısı.
Bugün Davutpaşa da yaşamını yitirenler arasında tanıdığım yok diye sevinenler belki yarın sevinemeyecekler:(((( Kabus gibi bir gün. Bu günü unutmak için ne yapmalıyım bilmiyorum. Gidenlerin ardından boşu boşuna yas tutmalar, onların gidişini anlamlı kılmayacak bişeyler yapmalıyız ama ne bilmiyorum:(((
Umarım yarında burada hep beraber olabilecek olan şanslı azınlık içinde oluruz. Ölümler acı da insan sesini duymadığı, yüzünü görmediği sadece sanal bile olsa arkadaşlarını kaybetmeye nasıl dayanır bilmiyorum.
Kendinize çok çok iyi bakın, sevenlerinizi sakın üzmeyin.
Sevgilerimle...
MEHLİKA
Bugün haberler o kadar kötü bir olaydan sözediyor kii:(((( Davutpaşa da bir çok insan, ekmeğinin derdindeyken daha eşleri, anaları, babaları, çocukları belki daha yataklarından çıkmamışken artık yok:((( Birkaç gün sonra unutulması kuvvetle muhtemel bir patlama onları aldı gitti kim ne derse desin, kim suçluları aramaya çalışırsa çalışsın onlar yok yok yok:(((( Ve sonuçta ne olursa olsun kimse, giden ve belki daha da gidecek o canları geri getiremeyecek. İnsan hayatı bizim ülkemizde çok ucuz.Varsıl bir kadının bir sürü paraya aldığı süslü püslü köğeğinden daha ucuz. Köpeğin mi şu zavallı insan mı desek kadının tereddütsüz "köpeğim" diyeceği ne adaletin ne vicdanın ne hiçbirşeyin önemi olmayan bir ülkedeyiz. Patlama sonrası görüntüleri gördüğümde şoke oldum. Ben bu görüntüleri bir yerden hatırlıyordum sanki 99 depremi görüntüleriydi ya da ne bileyim İsrail-Filistin arasında yine bir intihar saldırısı olmuştu. Tüylerim diken diken oldu. Dünyada bu tür olaylar ancak savaşlarda görülebiliyor tabi bizim gibi gelişememiş, gelişmek için bir çaba sarfetmemiş ülkeler hariç. Bizim ülkemizde insanlar, birbirlerinin kuyularını kazmalar sonucu, iki kuruş fazla kazanma istemeler sonucu, o onun birşeyinin birşeyi kayırayım demeler sonucu, pek çok şeye boşvermeler, duyarsız kalmalar sonucu ölüyor. Bizim ülkemizde insanlar görevini yerine getirmek yerine koltuğunu sevip mümkün olsa akşam evine götürmek isteyenler yüzünden ölüyor. Bizim ülkemizde insanlar, ruhsatsız iş yerlerinde iki kuruş para için ter akıtırken ölüyor,bizim ülkemizde insanlar iş yerlerine, okullarına gitmek isterken trafik canavarları yüzünden ölüyor. Bizim ülkemizde insanlar BECERİKSİZ BÜROKRATLAR yüzünden ölüyor. Bizim ülkemizde insanlar herşeyi yüzüne gözüne bulaştırıp sonra da çok güzel oldu diye elini ovuşturanlar yüzünden ölüyor. Bizim ülkemizde insanlar boş yere sırtları sıvazlandığı için ölüyor. Ve işin en acı tarafı ne biliyor musunuz? Bizim ülkemizde insanlar, hepimiz koyun olduğumuz, kim ne derse kafa salladığımız için ölüyor. Bugün Davutpaşa da boşu boşuna ölenlerden biri de yarın Mecidiyeköy de, Kağıthane de, Kartal da, Üsküdar da bizlerden biri olabilir. Herhangi birimiz yolda evimize, okulumuza, işimize, sevdiğimize gitmeye çalışırken ecelimizi bekleme derdine uğramadan bu hayattan gidebiliriz. Bu ateş başkentteki bir yönetenimizin yüreğine düşmedikçe, hergün hepimiz heryerde tehdit altındayız.Orada bizlerin oylarıyla bulunanlar görevlerini ne zaman yerine getirirlerse o zaman belki bu ülke daha yaşanılabilir olur ama şu anda durum içler acısı.
Bugün Davutpaşa da yaşamını yitirenler arasında tanıdığım yok diye sevinenler belki yarın sevinemeyecekler:(((( Kabus gibi bir gün. Bu günü unutmak için ne yapmalıyım bilmiyorum. Gidenlerin ardından boşu boşuna yas tutmalar, onların gidişini anlamlı kılmayacak bişeyler yapmalıyız ama ne bilmiyorum:(((
Umarım yarında burada hep beraber olabilecek olan şanslı azınlık içinde oluruz. Ölümler acı da insan sesini duymadığı, yüzünü görmediği sadece sanal bile olsa arkadaşlarını kaybetmeye nasıl dayanır bilmiyorum.
Kendinize çok çok iyi bakın, sevenlerinizi sakın üzmeyin.
Sevgilerimle...
MEHLİKA
Ali Rıza Uğurlu
30 Ocak 2008 23:51
İftar Aşure değil, Kanun Teklifi
Dün olduğu gibi, Siyasi İktidar ve muhalefet, yıllar yılı Alevileri içi boş vaatlerle seçimden seçime arkalarından çekip götürme politikalarını bırakmaktan yana hiç de değiller.
Asıl taleplerin İftar ve Aşure ile üzerlerini kapatıp, sinsice onları bir oy potansiyeli olarak görmeye çalıştığınız dikkatlerden kaçmış da değil. Alevilere bu kurnazca yaklaşma politikalarınızın bir ayıp ve kusur olarak değerlendirildiğini de bilesiniz.
-Diyanet kurumu kapatılsın
- Mecburi din dersleri kaldırılsın
-Cem evleri ibadet yerleri olarak yasal sıtatüye kavuşturulsun
-Madımak müze olsun.
Aleviler bu tekliflerden geri adım atacak olursa, tarihi bir vebalı da onlar omuzlamış olacaklardır.
Çünkü, bu teklifler, özgürlüklerin ve çağdaşlaşmanın önünü açacak olan demokratik tekliflerdir. Siyasi iktidar ve muhalefet, eğer Alevilere sizi tanıdıkları yerde görünmek istemiyorsanız, bu teklifleri meclisinize taşır, Ülkeyi, sosyal ve demokratik bir devlet olmanın önünü açıp, bazı sıkıntılardan kurtarmış olursunuz.
Demokrasinin amaç değil bir araç, olduğu gerçeği ne yazık ki görüldü bile.
Yukarda ki teklifleri mısırda sağır Sultan duydu da, siz mi duymadınız?
Alevi başvurularının ötesinde, Avrupa birliği ilerleme raporunda bunlar kriterler olarak geçmiyor mu?
Hadi, niyetiniz ne ise bu tekliflere müsbet, menfi bir şey deyin, deyin de görsün ve iyiden iyiye tanısın herkes sizi.
S. Başbakan, bir dini lider gibi siyasete soyundunuz, Devletin tepesine kadar da, tam kadro siz eğilimlilerin desteğiyle gelip oturdunuz. İftardan hemen sonra, Ankara 6, İdare Mahkemesinin kararı hatırlatıldığında, Alevilerden bir teklif almadım dediniz. Doğru mu dediniz? Hiç de ciddiye almadığım bir yöntem, amma, yemin edin, aslında yeminlisiniz, o konuda da samimi olduğunuza herkes inansın, yada sizi yarınlara yorumlasınlar.
Çünkü, gelişmiş bir hukuk ülkesi olamadığımız için, yemin henüz geçerliliğini ve inandırıcılığını korumaktadır. En çok da yapınız itibariyle sizi bağlar.
Önünüzde yerel düzeyde seçimler var, O seçimlerde parti isimleri önemli ölçüde rol oynayacaktır. Bu çıkışlarınızla yüzleşeceksiniz, seçmen karşısında. Yada, Yukarda sıraladığım teklifler, o tarihlere kadar, Meclisten geçmiş yasalaşmış olursa, bu seferinde denenmek için değil de, inandırıcı olarak gidesiniz seçmene.
Hem de Avrupa birliği yolunda samimiyseniz, bazı engelleri de birlikte aşmış olursunuz.
Aynı zamanda bir demokrasi sınavı ile yüz yüze olduğunuzu da bilmiş olasınız.
Bilinen bir çok gerçek var ki, ilkel politikalar yüzünden, geriye dönüp baktığımızda utanç verici ne çok ayıpla yüz yüze geliyoruz. Daha hemen bir yıl içerisinde ırkçılık ve kökten dincilerin işlediği katliamlardan, Aydın, Demokrat saygıyla andığımız bir dünya insanı, Hırant DİNK niye katledildi?, nedenleriyle yüzleşilmelidir. Malatya da daha dün, 2007 Nisan ortalarında üç insanın boğazlanarak katledilme olayı, tamı tamına yanlış ilkel yapılanmanın ve kurumlara odaklanmanın ürünü değil miyd?.
İnsanları inançlarından, dilinden, cinsiyetinden ve bazı farklılıklardan dolayı Yunusun şiarı ile Allah yarattı deyip, insan olarak görmediğiniz sürece, gelişen ve buluşan dünya milletleri arasında yeriniz ve itibarınız yalnız çıkar ilişkileriniz söz konusu olduğunda yüz yüze gelebilirsiniz. Aksi halde, Demokratik insani değerler konusunda dünya milletleri yanında ne yüzünüz ve ne de yeriniz olacaktır. Siz her şeyin hesabını yapmakta ustasınız. Yine de diyeyim. Yöneticilerin tarafsızlığı ve insancıl düşünce üretme ve uygulama zorunluluğu vardır. Tüm dünya artık bunları konuşuyor. Siz bu gelişen dünya ülkelerinden geri kalacak olursanız, bugünkü kir çamur kokan politikalarınızın batağında batıp boğulup kalırsınız.
Başından belirttiğim gibi,
Halk Aşuresini ve iftarını kendi gelenek ve göreneklerine göre yapar ve yaşarlar. Siz hukukunuzu insancıllaştırıp tarafsız işletmek zorunda olduğunuzu da bilesiniz.
Dün olduğu gibi, Siyasi İktidar ve muhalefet, yıllar yılı Alevileri içi boş vaatlerle seçimden seçime arkalarından çekip götürme politikalarını bırakmaktan yana hiç de değiller.
Asıl taleplerin İftar ve Aşure ile üzerlerini kapatıp, sinsice onları bir oy potansiyeli olarak görmeye çalıştığınız dikkatlerden kaçmış da değil. Alevilere bu kurnazca yaklaşma politikalarınızın bir ayıp ve kusur olarak değerlendirildiğini de bilesiniz.
-Diyanet kurumu kapatılsın
- Mecburi din dersleri kaldırılsın
-Cem evleri ibadet yerleri olarak yasal sıtatüye kavuşturulsun
-Madımak müze olsun.
Aleviler bu tekliflerden geri adım atacak olursa, tarihi bir vebalı da onlar omuzlamış olacaklardır.
Çünkü, bu teklifler, özgürlüklerin ve çağdaşlaşmanın önünü açacak olan demokratik tekliflerdir. Siyasi iktidar ve muhalefet, eğer Alevilere sizi tanıdıkları yerde görünmek istemiyorsanız, bu teklifleri meclisinize taşır, Ülkeyi, sosyal ve demokratik bir devlet olmanın önünü açıp, bazı sıkıntılardan kurtarmış olursunuz.
Demokrasinin amaç değil bir araç, olduğu gerçeği ne yazık ki görüldü bile.
Yukarda ki teklifleri mısırda sağır Sultan duydu da, siz mi duymadınız?
Alevi başvurularının ötesinde, Avrupa birliği ilerleme raporunda bunlar kriterler olarak geçmiyor mu?
Hadi, niyetiniz ne ise bu tekliflere müsbet, menfi bir şey deyin, deyin de görsün ve iyiden iyiye tanısın herkes sizi.
S. Başbakan, bir dini lider gibi siyasete soyundunuz, Devletin tepesine kadar da, tam kadro siz eğilimlilerin desteğiyle gelip oturdunuz. İftardan hemen sonra, Ankara 6, İdare Mahkemesinin kararı hatırlatıldığında, Alevilerden bir teklif almadım dediniz. Doğru mu dediniz? Hiç de ciddiye almadığım bir yöntem, amma, yemin edin, aslında yeminlisiniz, o konuda da samimi olduğunuza herkes inansın, yada sizi yarınlara yorumlasınlar.
Çünkü, gelişmiş bir hukuk ülkesi olamadığımız için, yemin henüz geçerliliğini ve inandırıcılığını korumaktadır. En çok da yapınız itibariyle sizi bağlar.
Önünüzde yerel düzeyde seçimler var, O seçimlerde parti isimleri önemli ölçüde rol oynayacaktır. Bu çıkışlarınızla yüzleşeceksiniz, seçmen karşısında. Yada, Yukarda sıraladığım teklifler, o tarihlere kadar, Meclisten geçmiş yasalaşmış olursa, bu seferinde denenmek için değil de, inandırıcı olarak gidesiniz seçmene.
Hem de Avrupa birliği yolunda samimiyseniz, bazı engelleri de birlikte aşmış olursunuz.
Aynı zamanda bir demokrasi sınavı ile yüz yüze olduğunuzu da bilmiş olasınız.
Bilinen bir çok gerçek var ki, ilkel politikalar yüzünden, geriye dönüp baktığımızda utanç verici ne çok ayıpla yüz yüze geliyoruz. Daha hemen bir yıl içerisinde ırkçılık ve kökten dincilerin işlediği katliamlardan, Aydın, Demokrat saygıyla andığımız bir dünya insanı, Hırant DİNK niye katledildi?, nedenleriyle yüzleşilmelidir. Malatya da daha dün, 2007 Nisan ortalarında üç insanın boğazlanarak katledilme olayı, tamı tamına yanlış ilkel yapılanmanın ve kurumlara odaklanmanın ürünü değil miyd?.
İnsanları inançlarından, dilinden, cinsiyetinden ve bazı farklılıklardan dolayı Yunusun şiarı ile Allah yarattı deyip, insan olarak görmediğiniz sürece, gelişen ve buluşan dünya milletleri arasında yeriniz ve itibarınız yalnız çıkar ilişkileriniz söz konusu olduğunda yüz yüze gelebilirsiniz. Aksi halde, Demokratik insani değerler konusunda dünya milletleri yanında ne yüzünüz ve ne de yeriniz olacaktır. Siz her şeyin hesabını yapmakta ustasınız. Yine de diyeyim. Yöneticilerin tarafsızlığı ve insancıl düşünce üretme ve uygulama zorunluluğu vardır. Tüm dünya artık bunları konuşuyor. Siz bu gelişen dünya ülkelerinden geri kalacak olursanız, bugünkü kir çamur kokan politikalarınızın batağında batıp boğulup kalırsınız.
Başından belirttiğim gibi,
Halk Aşuresini ve iftarını kendi gelenek ve göreneklerine göre yapar ve yaşarlar. Siz hukukunuzu insancıllaştırıp tarafsız işletmek zorunda olduğunuzu da bilesiniz.
Birgül Gökce
29 Ocak 2008 15:52
Sevgili Deniz ve Zeynel Kardeslerim ve her iki sitemizin degerli emekcileri, sizleri almis oldugunuz bu karardan ( radyolarimizin birlesmesinden ) dolayi kutluyor, her zaman yolunuz acik olsun Hizir gardasiniz 12 imamlar yardimciniz olsun diyorum. Hersey gönlünüzce olsun......
"Selamlar"
"Selamlar"
1689
Defterdeki Mesajlar
« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 »


