07 01 2009
Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri arrow Z. Defteri (Arşiv)
 

Z. Defteri (Arşiv)




kazım eroğlu    16 Mart 2008 12:45
ALEVİLİK ÜZERİNE KİMİ YANLIŞLAR VE DOĞRULAR

Sayın Hıdır ÇAMUR, Akoren.com sitesinde "8 Mart ve Alevilik" yazısında, Alevi inancında kadının yerine ilişkin kimi saptamalarda bulunmaktadır. Doğrusu bu tip yazıları okuyunca "acaba ben başka bir topluluk içinde mi yaşadım" diye bir soruyu kendime yöneltmeden duramıyorum. Tespitlerin ne tarihsel boyutuyla ne de günümüz somut boyutuyla bir çok yönden gerçeği yansıtmadığını söylemeliyim. Bu yazıdaki tespitler, abartılı ve şovence bir yaklaşımı içermektedir. Bir insan kendi sahip olduğu inancı ortaya koyarken başka inanç guruplarını rencide edebilecek açıklamalardan da kaçınması gerekir. "Dünyada hiçbir toplumda, dinde, hukuk sisteminde kadına Alevi inancı kadar olgun anlamda özgürlük verilmemiştir" demenin de hiçbir dayanağı yoktur. Bir çok eski uygarlıklar kadına çok saygın bir yer vermiştir; onları tanrılaştırmış, tapmıştır. Anadolu uygarlıklarından Frigyalılarda gördüğümüz Tanrıça Kibela en ünlüsüdür. Her şeyden önce kadının toplum içindeki konumunu bir din yada inanç ekseninde açıklamak doğru bir bakış açısı değildir. Din, inanç faktörü toplumsal ilişkilere olumlu yada olumsuz etki yapabilir ama bu ilişkilerde belirleyici bir etkiye sahip değildir. Asıl belirleyici olan faktör üretim araçları üzerindeki mülkiyet biçimi ve buna bağlı olarak gelişen üretim ilişkileri ve üretim tarzıdır. Üretim araçları üzerinde ortak mülkiyete dayanan eski ilkel toplumlarda ve günümüzde çağdaş biçimi olan sosyalist toplumlarda böyle bir sorun (kadın sorunu) yoktur.
Sadece kadın ve kızların değil erkeklerin de köle olarak alınıp satılması tüm köleci toplumların, tüm kölelik ilişkilerinin vazgeçilmez kuralıdır. Bu durum Avrupa yada Arap ülkelerine bir özgü olay da değildir. Köle ilişkileri Türklerde de vardır. Genel olarak üretim ilişkilerinin gelişmediği ekonomik birimin avcılığa, hayvancılığa(göçebelik) ve yağmaya dayanan kimi doğu halklarında (Türkler bariz örneğidir) bu köle ilişkileri, Roma devletindeki gibi köle emeğine dayanan bir üretim tarzının nesnesi pek olmadığı türünden bir ayrım yapıla bilinir.
Kadınların, kızların köle gibi alınıp satılması kız çocuklarının diri diri gömülmesi Araplara yada sünni şeriat geleneğine özgü bir olaymış gibi göstermenin de hiçbir tutarlılığı yoktur. İslamiyet bunu yasaklamıştır. Bir çok eski ilkel kavimlerde bu gelenek vardır. Müslümanlık öncesi Türklerde eşiyle birlikte gömülme geleneği vardı. Yani erkek öldüğünde onun karısı yada karıları da diri diri mezara gömülüyordu. Günümüzde kadın için söylenen kimi deyimler sünni yada alevi tüm cahil insanların bir tekerlemesi ve tabiridir. Bunu bir kesime mal etmek de doğru değildir.
Aleviliği 1400 yıl öncesi İslam ile örtüştürmenin de hiçbir tutarlılığı yoktur. Bunu söylüyorsak, Aleviliği de İslam´ı da hiç anlamamışız demektir. Alevilik yada Aleviler, bir çok din, inanç ve kültürden etkilenmiş onları kendi inanç kültür ve yaşam biçimleriyle uyumlaştırarak sentezlemiş ve kendi felsefesini oluşturmuştur.Horasan okulunun kurucusu Ahmet Yesevi (12. yy) ile kökleşmeye başlayan Alevi tasavvufu Hacı Bektaş ile doruğuna ulaşmış ve kurumlaşmıştır. Aleviliğin İslamiyet´ten önce "mal insanlar arasında ortaktır" diyen Mazdek´ten etkilendiğini söylemeliyiz. Bu göçebe ortak kandaş kabile yaşamı sürdüren Türklerin yada başka halkların kendi yaşamlarına da uyuyordu. Peygamber ile Hz. Ali´nin ortak yaşam (müsaiplik) örneğini ve Kırklar Meclisi örneğini kendi yaşamlarıyla örtüştürmüşler ve bu yaşam birliğini de sınıf mücadelesi içinde ideoloji haline getirmişlerdir. Kadınlara ilişkin olarak, buradaki ortak yaşam birliği kadını dışlamaz. İşe bu noktadan bakarsak Alevi inancının kadına verdiği değeri daha doğru biçimde kavrarız. Bunu sadece Alevilere özgü olarak değerlendirmekte yanlıştır. Ancak bu, kadının toplumda cinsiyet olarak ikincil bir sınıf konumunu gidermemiştir; tersine bir iddia somut yaşamla bağdaşmaz.

"Alevilerin, anasoyu nebilerin, velilerin geldiği toplum türünden geldiği" düşüncesi doğruysa tüm insanlık aleminin aynı toplum türünden geldiği de doğrudur. Araplar yada başka kavimler dünyaya gelir gelmez kölecilik ilişkilerinde yaşamadı. Bütün toplulukların yada toplumların belli bir evrimi vardır; ilkel kabile topluluklarından evrimleşerek günümüz topluluklarına ulaşmışlardır. İlkel kabile topluluklarında üretim kadın erkek tüm üyelerce sağlanılıyordu soy zinciri de anaya göre şekilleniyordu, çünkü burada kadın çok eşli bir evlilik sürdürüyordu. Kadın burada ayrıcalıklı konumdaydı. Ama toplumdaki üretim etkinliğine paralel olarak bu konumu giderek yitirecekti. Bütün kavimler de erken yada geç bu süreci yaşamışlardır. Bu Alevilerin geldikleri kavimlere özgü bir olay değildir.
Aslında şunu söylemek gerekir; işin ahlaki yada insani boyutu açısından bir şeyi yapıp yapmamak için Alevi Sünni yada başka bir şey olmaya gerek yok, insan olmamız yeterlidir.
Şu kadarını söylemeliyiz ki, Alevilik tutucu, bağnaz, gelişmelere kapalı bir öğreti değildir buda erkek kadın ilişkilerine daha bir esneklik getirmiştir. İşin özeti şudur; kadın, alevi toplumu içinde de sünni toplumu içinde de başka din ve inanç toplulukları içinde de hep ezilmiştir. Toplumsal sömürü devam ettiği sürece de kadınlar çifte yönlü ezilmekten kurtulamayacaklardır. Kadın haklarını savunmak toplumdaki sınıf sömürüsüne karşı olmaktan geçtiğini bilmeliyiz.
Bu konuların tabi ki tek tek ele alınıp irdelenmesi gerekir. Burada verebildiklerimiz çok genel bilgiler olmaktan öteye gitmemekte. Herkese düşen görev, okumak çok yönlü araştırmak gerçek bilgiye ulaşmak ve objektif olabilmektir.
Saygılarımla.

FIRAT SUKUŞU    15 Mart 2008 13:13
ARGUVANIN ŞİRİN BİR KÖŞESİNDE YER ALAN ARHUT KÖYÜ WEB SİTESİNE TÜM ARGUVANLILARI BEKLİYORUM... SAYGILARIMLA
www.arhutluyuz.tr.gg ZİYARETÇİ DEFTERİNE UĞRAMADAN AYRILMAYIN...
Site Yorumu Site Yorumu:
Fırat Bey çalışmanız Hayırlı ve uğurlu olsun. Başarılar dileriz.
Arguvaninfo.Com adına

özkan inanmaz    15 Mart 2008 10:36
Merhabalar arguvanlı ve arguvan sevdalısı dostlar.Hepinize istanbuldan selamlar.

süleyman demireli    14 Mart 2008 19:16
TEŞEKKÜRLER SAYIN RIZA PARLAK Saygı değer abim emegine yüregine saglık Rahmetli Şemsi Belli'den sonra ŞAMI 'yı hatırlayan bir şairimiz yazarımız oldun çok saol yüregine saglık nede olsa dogdugun yerler sanada bu yakışırdı çok teşekkürler yüregine kalemine saglık öpüyorum ellerinden saygılar. Süleyman Demireli (şamılı)

muharrem boyraz    14 Mart 2008 18:01
Arguvan eşrafından çok kıymetli belediye başkanımız Mehmet Kızılayın halası oğlu Ali İhsan EREN 14/03/2008 tarihinde hakka yürümüştür.Merhuma allahtan rahmet geride kalanlara başsağlığı dileriz.Mekanı cennet olsun.
Arguvaninfo ve yönetimi adına Muharrem BOYRAZ

Ali Rıza Uğurlu    12 Mart 2008 21:08
Bu insanlar hepten mi zavallıdır?

Türkiye de Cumhuriyet kuruldu kurulalı nerdeyse bir asır olacak. Kaç hükümet değişti, yada değiştirildi? 17 dilin konuşulduğu bu topraklar üzerinde yaşayan o halklar her dört yılda bazen de beş yılda bir sandığa çağrıldı, oy kullandılar.
Elbette ki, vatandaş görevini yapacaktı, yaptı. Ancak;
Cumhuriyetin ilanından sora sevinç ve beklentiler hepsi kursaklarda kaldı.
Vurguncu düzende İşbirlikçi politikacılar eliyle halk bu seçimden öbür seçime, yerlerinden alınıp yerlere vuruldu. Vurguncular çoğaldı, işsizlik ve açlık arttı
Şimdiden sora, hem içte hem de dışta, her şeyini satıp kaybetmiş, hukuku işletilmeyen, vurguncunun soyguncunun kol gezdiği, siyaseti dine ya da ırka dayalı, monarşist bir dünya ülkesi, Türkiye!!!
Bu topraklar, Fransız, İngiliz, Yunan, işkalından halkların ortak mücadelesi ile kurtarıldı, ortak mallarıdır da ve birlikte yaşamaktan asla rahatsız da değiller.
Onun koşulları ise, çağdaş demokratik bir yönetimle mümkündür.
Niçin çağdaş insancıl bir düzene geçmeyi içinize sindiremiyorsunuz?
Asıl sorunların kaynağı ülkeyi yöneten sizlersiniz. Irkçı ve kökten dinci politikalarla kandırabildiklerinizi kandırıp onunla siyaset yapacaksınız ve ona sırt dayayıp diğerlerini emrinizdeki güçlerle susturup sonradan da herkesi kucaklıyoruz gel barışın, diyeceksiniz.
Efendiler, yok öyle şey. Bu ülke sadece bir avuç mutlu sınıfın ülkesi değildir. Gün gelir sizde birileri gibi tutulup dikilip sorgulanırsınız. Allah yürü kulum dedi yürüdüm, dedirtmezler adama!
Dünya hızla ilerlerken, siz koskocaman Türkiyeyi zorun pahasına, ortaçağın karanlıklarına çekeceksiniz, üstü kapalı laflarla da yolunuzu izinizi gizlemeye çalışacaksınız.
Ülke Sosyal, siyasal, ekonomik, sorunlarla kıvrım kıvrım kıvrılacak, 20 Milyon insanın aç ve açlık sınırı altında yaşadığı bir Türkiyede, genç ve çocuk yaşta kızların başlarını kapattırınca bir şeyler yaptığınızı ve tüm insanları da uyuttuğunuzu mu sanıyorsunuz?

Iraka girdiniz ve çıktınız, bu apayrı bir tartışma konusu, Ancak;
ABD, ağzı kanlı kuduz bir ittir. Dolaştığı dünyada, son olarak Afganistan ve Iraktaki katliamları uzaydakiler bile görüp ayıplarken, siz, onlara müttefikimiz deyip barbarca politikalarına destek olacaksınız. Budan dönüş olmadıkça memlekete huzur da hayır da gelmeyecektir.
Büyük BUŞŞ da aynı taktiği Saddama kullanmıştı.
Gir İrana girdi, 8 yıl milyon cana kıyıldıktan sora, çık deyince de çekilip çıkmıştı.
Gir Kuveyte, dedi girdi ve vurup pat küt çıkarmıştı.
Yavru BUŞŞ, Kendi ülkenden çık, dediğinde SADDAM çıkmayınca da kelle gitti.
İşte bunun adı Amerikan Emperyalizmi dir.

Öbür sınır ötesi konusunda:
Ne demişti? Değerli Usta sanatçımız, Sayın Bülent ERSOY.
(Ölüm yerine çözüm) Ne kadar da güzel anlamlı ve insani bir söz.

Hele bakın şu dönen dolaplara. Çağ vur öldür çağı değildir, efendiler.
Birileri Iraka gir, yada çık, dememiş olsa bile, sorunu sınır berisinde değil de ötesinde midir?, görüp bulup çözeceksiniz. El aleme rezili rüsva olmuyor musunuz, bu ve benzeri politikalarınızla?
İyi hatırlarsınız, günümüzde halktan yaşlı ve belli yakın tarihi yaşayıp bilenler de var.
Yıl 1963, Yunan cuntası Kıbrıs da sistemi dağıtıyor, Türkiye olaya karşı karantörlük hakkını kullanıyor, Türk uçakları uçuyor ada üzerlerinde. Cengiz TOPEL düşürülüp şehit ediliyor.
Amerika o zaman size dişini göstermemiş miydi? İki hükümet arasında mektuplar gelip gider.
ABD:Başk: Consun, kimden izin aldınız da Kıbrıs a çıkarma yaptınız?
TC. Başb: İsmet İNÖNÜ; Siz bana mı sordunuz da Viatnama girdiniz?
Hani, o tarihlerde Mustafa KEMAL ve arkadaşlarının öncülüğünde ülke üzerinde estirilen bağımsızlık rüzgarı henüz dinmemişti.
TBMM de bir süre gizlenen bu mektupların açıklanması için tartışmalar başlar ve sonuçta mektuplar okutulur.
Nerden Nereye, diyor S. Başbakan. Biri birinizi üstü kapalı laflarla eleştireceğinize, ABD, lı itlere İşimize burnunuzu sokmayın diyecek bir İsmet İnönü çıksın içinizden.
Tüm kamu malları satıldı, elde avuçta kala kala emekçilerin kıt kanat geçimlerini koruyan iyi kötü yasal kazanımları var. Şu günlerde İMF Ve Dünya bankası dediği için düzenleme adına onun da yanında yöresinden çalmaya soyundunuz.
Türkiye yönetenler, Görünen o ki, siz yarınları hiç hesaba katmadan, bu günkü politikalarınızla bir süre daha bu halklar Çekil git yetti be diyene kadar uğraşmakta kararlısınız.
Peki; Rusya, Çin, Japonya, Avrupa ülkeleri ve asıl sorumlu BMMler Dünya Örgütü o Amerikan itine bir taş atan çıkmayacak mı içinizden?

Ya da Bu Dünya milletleri tümden mi zavallıdır?

Saygılarımla.

Arguvaninfo.Com    12 Mart 2008 14:10
Sitemiz anasayfasında yayında bulunan Açıklama Sitemiz Takipçilerine ve Arguvan sevdalılarına olan saygımızdan dolayı ve de Sağduyulu büyüklerimizin istemi doğrultusunda yayından alınmıştır.
Sitemiz ve şahsıma yönelik iddialara verilen net cevaplara, iddia sahipleri yazılarını yayından kaldırıp,

-Uluslararası bir Web Firmasıyla olan bir anlaşma ve bu anlaşma doğrultusunda 'ne kadar taraftar Site o kadar gelir' ve
-Radyo yayınlarıyla şahşi maddi bir gelir elde ettiğim yönündeki iddialarına verdiğim NET cevaplara sessiz kalarak ve yan çizerek,
Cevab-ı yazımdaki Ünvanlardan kazanmış olmalarından dolayı kendilerini kutluyor, bundan böyle yeni Ünvanlarıyla yollarının açık olmasını diliyor ve insanlarımıza, Arguvan Yerel Web Sitelerımize ve yöneticilerine yalan, iftira ve uyduruk iddialarla fütursuzca dil uzatmamalarını temenni ediyorum.
Site takipçilerimizden bu unsurlarla muhatap olup görsel bir rahatsızlık verdiğim için af diliyorum.
www.arguvaninfo.Com ve Radyo Arguvan Kervanı yoluna devam ediyor.

Site Yönetimi adına
Deniz Çamur

kazim emir    11 Mart 2008 22:43
çocukluğumuzda belki çelik çömlek,yada kopma kale oynadığımı ve keçesi ile sürülerin önüde çobanca yürüdüğünü hatırladaığım daha sonra hayat şartlarının bizi birbirimizden uzaklaştırdığı ama kader şimdi bu sitelerde o dünyayı terk ederken biz onun anısına saygı duyduğuzu kendisine rahmet yakınlarına başsağlığı dilerim

Sahturna-Feramuz    11 Mart 2008 22:04
Degerli ozanimiz ASIK COBANI,ye tanridan rahmet,kederli ailesine bassagligi dileriz mekani cennet olsun.

Sahturna-Feramuz KIZILASLAN

ZILHA    11 Mart 2008 20:15
ARGUVAN RADYONUN 3.YILINI KUTLAR YOLUNUN ACIK OLMASINI DILERIM,TÜM EMEGI GECEN CAN DOSTLARA SELAM VE SAYGILAR TESEKÜRLER........ZILHA


1689
Defterdeki Mesajlar