Z. Defteri (Arşiv)
İbrahim YUKA
02 Nisan 2008 13:05
BİR GÜN MUTLAKA ÖZGÜRLÜK
Öyle bir sevdaki çarpar hep yürekle
Bir güneş gibi doğar, zifri karanlıklarda.
Hep ışık saçar, yıldız gibi semalarda.
Umut, sevgi ve barış dolu özgürlüklerde.
Resim gibi tuvallerde, şiir gibi dillerde.
Lale, sümbül, mormenekşe sanki bahçelerde.
Anadolumun sere serpe yaylalarında.
Kuş gibi süzülüsün semalarında özgürlük.
Var olmak, insanca yaşamak ak günlerde.
Eşitlik, kardeşlik barış yolu hedeflerde,
Beyaz bir sayfa tertemiz yüreklerde.
Sömürü, mezalim son bulur özgürlüklerde.
Renk renk kelebekler uçuşur baharlarda.
Işık saçar ateşböceği mehtapsız gecelerde.
Şafak vakti, seherde, kızıl şafaklarda.
Bir gün mutlaka güneş doğar özgürlüklerde
İbrahim Yuka
10.03.2008
Antalya.
Arguvan Halkına ve site yöneticilerine, tüm üyelere Saygıdeğer yol gösterici, halkımızın sesi olan yazarlarımıza, Kısaca Emeğe ve Emekçiye sayı gösteren herkese selam ve saygılarımla.
Öyle bir sevdaki çarpar hep yürekle
Bir güneş gibi doğar, zifri karanlıklarda.
Hep ışık saçar, yıldız gibi semalarda.
Umut, sevgi ve barış dolu özgürlüklerde.
Resim gibi tuvallerde, şiir gibi dillerde.
Lale, sümbül, mormenekşe sanki bahçelerde.
Anadolumun sere serpe yaylalarında.
Kuş gibi süzülüsün semalarında özgürlük.
Var olmak, insanca yaşamak ak günlerde.
Eşitlik, kardeşlik barış yolu hedeflerde,
Beyaz bir sayfa tertemiz yüreklerde.
Sömürü, mezalim son bulur özgürlüklerde.
Renk renk kelebekler uçuşur baharlarda.
Işık saçar ateşböceği mehtapsız gecelerde.
Şafak vakti, seherde, kızıl şafaklarda.
Bir gün mutlaka güneş doğar özgürlüklerde
İbrahim Yuka
10.03.2008
Antalya.
Arguvan Halkına ve site yöneticilerine, tüm üyelere Saygıdeğer yol gösterici, halkımızın sesi olan yazarlarımıza, Kısaca Emeğe ve Emekçiye sayı gösteren herkese selam ve saygılarımla.
serkan göksu
02 Nisan 2008 00:01
slm olsun tüm arguvanlılara amcam hala mesajımı okumamuış olmalıki cvp gelmedi eyer tanıyanız varsa tabiki vardır sölesin yada msn adresi varsa bana yazsın şimdiden yardımlarnız için tşkler
Rıza Parlak
01 Nisan 2008 21:40
MEKTUP
Bellikler'de akrabamız olan Sultan Yenge vardı.Biz kendisine köyde Boze derlerdi.Boze Yenge saf,saf olduğu kadar temiz yürekli,hayatı yokluk yoksuluk içinde geçen bir insandı.Oğlu Genç Ali askere gidince,gözü ondan gelecek bir mektuttaydı.Gel gör ki Genç Ali mektup yazmayı sevmediği gibi,annesinin beklentisini düşünmez.Oysa asker mektubunun çok önemli bir yeri vardır.Boze Yenge'nin gözü yol da olsa bir türlü beklediği mektup gelmez.Sayılı gün gelip geçer birgün haber gelir ki Genç Ali teskere almış köye gelecek.Kadınlar süt sağmaya giderken Boze Yenge'ye müjde verirler."Boze Hala gözün aydın Geng Ali askerden gelmiş" derler.Boze Yenge beklediği mektup gelmediği için,"gelse ki neydem,mektubu gelmedi" deyip tepkisini dile getirir.
RIZA PARLAK
Bellikler'de akrabamız olan Sultan Yenge vardı.Biz kendisine köyde Boze derlerdi.Boze Yenge saf,saf olduğu kadar temiz yürekli,hayatı yokluk yoksuluk içinde geçen bir insandı.Oğlu Genç Ali askere gidince,gözü ondan gelecek bir mektuttaydı.Gel gör ki Genç Ali mektup yazmayı sevmediği gibi,annesinin beklentisini düşünmez.Oysa asker mektubunun çok önemli bir yeri vardır.Boze Yenge'nin gözü yol da olsa bir türlü beklediği mektup gelmez.Sayılı gün gelip geçer birgün haber gelir ki Genç Ali teskere almış köye gelecek.Kadınlar süt sağmaya giderken Boze Yenge'ye müjde verirler."Boze Hala gözün aydın Geng Ali askerden gelmiş" derler.Boze Yenge beklediği mektup gelmediği için,"gelse ki neydem,mektubu gelmedi" deyip tepkisini dile getirir.
RIZA PARLAK
ANKARA ARGUVANLILAR
01 Nisan 2008 09:26
D A V E T
Ayda bir yaptığımız yöresel yemek gününe tüm hemşehrilerimiz davetlidir.
Bu ay dernek büromuzda yöresel yemeklerimizden GİLİKLİ KÖFTE´yi yapıp hemşehrilerimize ikram edeceğiz.
Ankara Arguvanlılar Kültür ve
Dayanışma Derneği adına
Asım AYDOĞDU
Başkan
TARİH: 06.04.2008 Pazar
SAAT : 13.00
ADRES: Dernek Bürosu
(Kumrular Cad. No:4/6 Kızılay)
Ayda bir yaptığımız yöresel yemek gününe tüm hemşehrilerimiz davetlidir.
Bu ay dernek büromuzda yöresel yemeklerimizden GİLİKLİ KÖFTE´yi yapıp hemşehrilerimize ikram edeceğiz.
Ankara Arguvanlılar Kültür ve
Dayanışma Derneği adına
Asım AYDOĞDU
Başkan
TARİH: 06.04.2008 Pazar
SAAT : 13.00
ADRES: Dernek Bürosu
(Kumrular Cad. No:4/6 Kızılay)
MURAT GÜVEN ( SOLYAN
01 Nisan 2008 00:59
MEHLİKA hanımın bu yazısından sonra yazaçak bir tek kelime bulamıyorum
ali kuru
31 Mart 2008 21:56
DENİZ ABİ EĞER RADYO YU BIRAKIYORSUN AMA SEN SADECE RADYOYU BIRAKMIYORUSN BİZLERİ DE BIRAKIYORSUN BİZ BURAYI SENİNLE SEVDİK.AYRICA OLAYLARDAN HABERİM DE VAR AMA YİNE DE BURASI SENSİZ OLMAZ DENİZ ABİ.NE KADAR YAZARSAK YAZALIM KARARIN DEĞİŞMEYECEKTİR BİLİYORUM.AMA BİZLERİ BIRAKIYORSUN ASLINDA RADYOYU DEĞİL.
Rıza Parlak
31 Mart 2008 16:40
KİN,NEFRET VE ÖFKE
Bu üç kavramın iyi anlaşılıp insanı felakete sürüklediği herkes tarafından az buçuk bilinir.Zaman zaman olumlu katkıları da kuşkusuz görülmüştür.Halkın Dehak'a olan kini ve nefreti, Kawa'nın öfkesin de çekicinden odaklanıp Dehak'ın kafasın da patladığında yada Sıpartaküsün köleliğe olan baş kaldırısın da güzel anlamlar içerdiğin de olumlu olsada, insani değerler bu kavramlardan daha çok insan ilişkilerinde yıpratıcı ve yıkıcı sonuçlar göze çarpar. Helede kişisel sorunların çözümünde bunlar baz alındığında.
Buradan yola çıkarak, küçükte olsa bu kavramların insanı nasıl esir aldığını hepimiz az buçuk yaşamışızdır. Bütün duygular gibi bunlar da insanın doğasın da var olan duygulardır.. Sevmek, özlemek, acımak, sevinmek, küsmek, korkmak ve kızmak v.s gibi.duygularımız nasıl ki varsa, kin, nefreti ve öfkeyi de içinde barındırır. Bu üç kavramı yok etmek mümkün olmandığı için, enazından mantığın ve aklın insiyatifin de tutmak gibi bir şansımızda yok değil. Bardağın dolu tarafından bakmak, kinin, nefretin ve öfkenin çokta gerekli olmadığını düşünmek olanaklı. Günlük yaşamda trafikte hata yapan birine kızmak yerine,onun bugün ki ruh halini irdelemek ve kıbarca nezaket kuraları içerisinde uyarmak, daha yararlı olacağı kanısındayım.
Çünkü zaman zaman hepimiz, bazı kuraları hiçe sayıp agresif davranışlar içinde oluruz. Sanayı toplumun da günümüze damgasını vuran stres, her alanda karşımıza çıkıp, olumuz davranmanızı kolaylaştırır. Kin, nefret ve öfke gibi olmsuz kavramlara zemin hazırlar. Bilimsel araştırmaların bize sunduğu değerlerden yolla çıkarak, çok daha güzel sonuçlar ellde edebiliriz.
Bunun en kolay yollu, insan kendisini başkasının yerine koyarak yapabilir. "Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma" gibi basit kavramlardan bile olumlu çözümler geliştirebilir. Tabi ki bu olumsuzlukların üzerimden gelmenin en iyi yollu, eğitim ve bilimdir. Bilgi birikimi olan kişi, karşısındakini daha iyi anlama şansına sahip olduğu için,daha olumlu yöne kanaliz etme şansını kullanacaktır.
Bir gün arkadaşımın biri arabayı park ederken, bir başka sürücünün hareketini engeliyecek şekilde bırakıp buroya döner. Birazdan haraketi kısıtlanmış sürücü, oldukca öfkeli kaba davranışlar için de buroya geldiğini görür.Dışarı çıkıp öfke içinde gelen adamın ellinden tutup, "önce otur bir çay iç sonra kızarsın" der. Adam neye uğradığını anlamadan "bana kızma şansı bırakmadın ki" deyip çayını içer. Yeni bir dost kazanır. Aynı tavırla karşılık verseydi dostluğun yerine düşmanlık kazanacaktı.
İnsanın içinde ki olumsuz değerlerin bıraktığı izleri silmek pek kolay değildir. Helede bunların kin ve nefretle beslendiği sürece, öfkenin birgün kapıyı çalması zor omayacaktır. Suç olarak tanımlanan kavramların bir anlık öfkenin, ürünü olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. Komşu komşuya, mahalle mahalleye ve kabileden kabileye başlayıp uluslar arası alana taşacaktır. İnsani değerlere sahip olmak, renk, ırk, din ve dil gözetmeden doğrulara sahip çıkmaktır asıl insanlık. Ne kadar çok kucaklıyabilirsen insanları,o kadar insansın. İnsanı sevmenin fazlada bir maliyeti yoktur. (Tüm değerlerin parayla ölçüldüğü bu toplumda)Kin, nefret ve öfkenin maliyeti maddi ve manevi anlamda hesaplamak sanırım kolay olmayacak. Çok değer verdiğim devrimci bir dostuma "basit bir kabileciliği içimden yıkarken zorlandım, sende durum nasıl" dedim. "Doğrusunu istersen ben bir türlü yıkamadım" dedi. Tabi ki olumsuzlukları bir kenara atmak öyle kolay değil.Yıllardır beyinlere işlenen bu kavramları, eğitim ve bilimsel kavramlarla besleyerek bir yerlere varabiliriz. Her gün kirlenen dünyamız da belki bazı değerleri hayata kazandırırız.
Durum böyle iken fazla zaman kaybı yaşanmadan, insani değerleri öne çıkarıp, kendi düşüncemize saygı beklediğimiz insanların da düşüncesine saygı duymak gerekli olduğuna inanan biri olarak, kinin yerine "sevgi" nefretin yerine "saygı" ve öfkenin yerine "hoşgörü" koyarak yaşamın güzelliklerini gökkuşağı rengin de paylaşmayı umuyorum. Sevgilerimle...
RIZA PARLAK
31.03.2008 /MERSİN
Bu üç kavramın iyi anlaşılıp insanı felakete sürüklediği herkes tarafından az buçuk bilinir.Zaman zaman olumlu katkıları da kuşkusuz görülmüştür.Halkın Dehak'a olan kini ve nefreti, Kawa'nın öfkesin de çekicinden odaklanıp Dehak'ın kafasın da patladığında yada Sıpartaküsün köleliğe olan baş kaldırısın da güzel anlamlar içerdiğin de olumlu olsada, insani değerler bu kavramlardan daha çok insan ilişkilerinde yıpratıcı ve yıkıcı sonuçlar göze çarpar. Helede kişisel sorunların çözümünde bunlar baz alındığında.
Buradan yola çıkarak, küçükte olsa bu kavramların insanı nasıl esir aldığını hepimiz az buçuk yaşamışızdır. Bütün duygular gibi bunlar da insanın doğasın da var olan duygulardır.. Sevmek, özlemek, acımak, sevinmek, küsmek, korkmak ve kızmak v.s gibi.duygularımız nasıl ki varsa, kin, nefreti ve öfkeyi de içinde barındırır. Bu üç kavramı yok etmek mümkün olmandığı için, enazından mantığın ve aklın insiyatifin de tutmak gibi bir şansımızda yok değil. Bardağın dolu tarafından bakmak, kinin, nefretin ve öfkenin çokta gerekli olmadığını düşünmek olanaklı. Günlük yaşamda trafikte hata yapan birine kızmak yerine,onun bugün ki ruh halini irdelemek ve kıbarca nezaket kuraları içerisinde uyarmak, daha yararlı olacağı kanısındayım.
Çünkü zaman zaman hepimiz, bazı kuraları hiçe sayıp agresif davranışlar içinde oluruz. Sanayı toplumun da günümüze damgasını vuran stres, her alanda karşımıza çıkıp, olumuz davranmanızı kolaylaştırır. Kin, nefret ve öfke gibi olmsuz kavramlara zemin hazırlar. Bilimsel araştırmaların bize sunduğu değerlerden yolla çıkarak, çok daha güzel sonuçlar ellde edebiliriz.
Bunun en kolay yollu, insan kendisini başkasının yerine koyarak yapabilir. "Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma" gibi basit kavramlardan bile olumlu çözümler geliştirebilir. Tabi ki bu olumsuzlukların üzerimden gelmenin en iyi yollu, eğitim ve bilimdir. Bilgi birikimi olan kişi, karşısındakini daha iyi anlama şansına sahip olduğu için,daha olumlu yöne kanaliz etme şansını kullanacaktır.
Bir gün arkadaşımın biri arabayı park ederken, bir başka sürücünün hareketini engeliyecek şekilde bırakıp buroya döner. Birazdan haraketi kısıtlanmış sürücü, oldukca öfkeli kaba davranışlar için de buroya geldiğini görür.Dışarı çıkıp öfke içinde gelen adamın ellinden tutup, "önce otur bir çay iç sonra kızarsın" der. Adam neye uğradığını anlamadan "bana kızma şansı bırakmadın ki" deyip çayını içer. Yeni bir dost kazanır. Aynı tavırla karşılık verseydi dostluğun yerine düşmanlık kazanacaktı.
İnsanın içinde ki olumsuz değerlerin bıraktığı izleri silmek pek kolay değildir. Helede bunların kin ve nefretle beslendiği sürece, öfkenin birgün kapıyı çalması zor omayacaktır. Suç olarak tanımlanan kavramların bir anlık öfkenin, ürünü olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. Komşu komşuya, mahalle mahalleye ve kabileden kabileye başlayıp uluslar arası alana taşacaktır. İnsani değerlere sahip olmak, renk, ırk, din ve dil gözetmeden doğrulara sahip çıkmaktır asıl insanlık. Ne kadar çok kucaklıyabilirsen insanları,o kadar insansın. İnsanı sevmenin fazlada bir maliyeti yoktur. (Tüm değerlerin parayla ölçüldüğü bu toplumda)Kin, nefret ve öfkenin maliyeti maddi ve manevi anlamda hesaplamak sanırım kolay olmayacak. Çok değer verdiğim devrimci bir dostuma "basit bir kabileciliği içimden yıkarken zorlandım, sende durum nasıl" dedim. "Doğrusunu istersen ben bir türlü yıkamadım" dedi. Tabi ki olumsuzlukları bir kenara atmak öyle kolay değil.Yıllardır beyinlere işlenen bu kavramları, eğitim ve bilimsel kavramlarla besleyerek bir yerlere varabiliriz. Her gün kirlenen dünyamız da belki bazı değerleri hayata kazandırırız.
Durum böyle iken fazla zaman kaybı yaşanmadan, insani değerleri öne çıkarıp, kendi düşüncemize saygı beklediğimiz insanların da düşüncesine saygı duymak gerekli olduğuna inanan biri olarak, kinin yerine "sevgi" nefretin yerine "saygı" ve öfkenin yerine "hoşgörü" koyarak yaşamın güzelliklerini gökkuşağı rengin de paylaşmayı umuyorum. Sevgilerimle...
RIZA PARLAK
31.03.2008 /MERSİN
MEHLİKA TURGUT
31 Mart 2008 12:57
Sevgili Deniz;
Olay nedir, neden böyle bir karar alınmıştır hiç bir fikrim yok. Fakat şundan eminim ki sen yanlış bir karar vermezsin. Bu kararına saygı göstermekten başka yapacak bir şey yok. Yine de bu siteye ve akabinde radyoya verdiğin emeği gözardı etmek yanlış olur. Bİr bina düşün ki temeli olmasın ve ayakta kalsın. Sen, hepimiz için bu radyonun temelisin. Olur ya kızmışsındır, yorulmuşsundur hatta bıkmışsındır anlayışla karşılaşırız ama herşeye razı olsa da gönlümüz, senin gidişin bizleri çok üzer. Ayrılıklar bazen insanı dinlendirir, kişi yeniden doğmuş olur. Belki kısa bir mola sonrası geri gelmek istersin, hepimiz buna çok seviniriz. Ve gelişen olayları bilmiyor olmama ragmen sadece şunu demek istiyorum birlik olmayı bilmiyoruz ve bu gidişle öğrenemeyeceğiz.
Sana ve verdiğin emeklere çok büyük saygı duyan biri olarak bir kez daha düşün demek istiyorum. Ama kararın ne olursa olsun bir dost olarak her zaman yanındayım bilmeni isterim.
Sevgilerimle...
Olay nedir, neden böyle bir karar alınmıştır hiç bir fikrim yok. Fakat şundan eminim ki sen yanlış bir karar vermezsin. Bu kararına saygı göstermekten başka yapacak bir şey yok. Yine de bu siteye ve akabinde radyoya verdiğin emeği gözardı etmek yanlış olur. Bİr bina düşün ki temeli olmasın ve ayakta kalsın. Sen, hepimiz için bu radyonun temelisin. Olur ya kızmışsındır, yorulmuşsundur hatta bıkmışsındır anlayışla karşılaşırız ama herşeye razı olsa da gönlümüz, senin gidişin bizleri çok üzer. Ayrılıklar bazen insanı dinlendirir, kişi yeniden doğmuş olur. Belki kısa bir mola sonrası geri gelmek istersin, hepimiz buna çok seviniriz. Ve gelişen olayları bilmiyor olmama ragmen sadece şunu demek istiyorum birlik olmayı bilmiyoruz ve bu gidişle öğrenemeyeceğiz.
Sana ve verdiğin emeklere çok büyük saygı duyan biri olarak bir kez daha düşün demek istiyorum. Ama kararın ne olursa olsun bir dost olarak her zaman yanındayım bilmeni isterim.
Sevgilerimle...
SÜLEYMAN DEMİRELİ
30 Mart 2008 20:23
Teşekkürler
Canlar selam bu birligimizin içine kursun sıkan seytanlar şunu unutmasınlarki bu birlige yüzyıllardır sıkılıyor bu kurşun zaten ve buradaki birligi bile kıskanıp kendilerini W bush ilan ettiler neredeyse kardeşim burası dostlukların gelişmesi oluşması için herkes elinden geleni yapması gerekirken birilerinin egolarını tatmin etmek için böyle bir keyfilige hakkı yoktu ve olmamalıydı. Bazı şahıslar kendilerini kral ilan etmiş noldu yaaa kardesim burası sanal yani yalan ben ne yazarsam klavye onu yazıyor
ama gelişen pekişen güzel dostlukları birlik beraberligi içine sindiremeyen kişilikler var demekki o yüzden komedi olduk bakarmısınız bir etrafınıza .size bir örnek girin radyo Mahsuniye hiç 60 70 ten aşagı dinleyeni yok gece 04.00 da 40 kişi ama birtek gık yok birlik ve beraberlik içindeler bize teknoloji fazla arkadaşlar .
Deniz ve Muharrem baba emeginize yüreğinize saglık bizleri teknolojiyle tanıştırdınız fakat bizler bunu özümseyecek beyinler sahip degiliz heralde .
bundan sonraki siteni ziyaretlerim sürekli devam edecektir fakat radyo olayı bitmiştir çünkü şeytan degilim dönek hiç degilim ikili oynamayı bilmem dogruları söylemekten ömrümce çekinmedim çekinmem kılavuzu serçe olan karganın burnu b...... çıkmaz demişler bana öyle kılavuz lazım degil saygılar (şamılı)
Canlar selam bu birligimizin içine kursun sıkan seytanlar şunu unutmasınlarki bu birlige yüzyıllardır sıkılıyor bu kurşun zaten ve buradaki birligi bile kıskanıp kendilerini W bush ilan ettiler neredeyse kardeşim burası dostlukların gelişmesi oluşması için herkes elinden geleni yapması gerekirken birilerinin egolarını tatmin etmek için böyle bir keyfilige hakkı yoktu ve olmamalıydı. Bazı şahıslar kendilerini kral ilan etmiş noldu yaaa kardesim burası sanal yani yalan ben ne yazarsam klavye onu yazıyor
ama gelişen pekişen güzel dostlukları birlik beraberligi içine sindiremeyen kişilikler var demekki o yüzden komedi olduk bakarmısınız bir etrafınıza .size bir örnek girin radyo Mahsuniye hiç 60 70 ten aşagı dinleyeni yok gece 04.00 da 40 kişi ama birtek gık yok birlik ve beraberlik içindeler bize teknoloji fazla arkadaşlar .
Deniz ve Muharrem baba emeginize yüreğinize saglık bizleri teknolojiyle tanıştırdınız fakat bizler bunu özümseyecek beyinler sahip degiliz heralde .
bundan sonraki siteni ziyaretlerim sürekli devam edecektir fakat radyo olayı bitmiştir çünkü şeytan degilim dönek hiç degilim ikili oynamayı bilmem dogruları söylemekten ömrümce çekinmedim çekinmem kılavuzu serçe olan karganın burnu b...... çıkmaz demişler bana öyle kılavuz lazım degil saygılar (şamılı)
Deniz Çamur
30 Mart 2008 16:43
Radyo ARGUVAN FM artık www.radyoarguvan.com sitesi üzerınden yayınlarına devam etmektedir.
www.radyoarguvan.com sitesinin İsim haklarıda Arguvan FM in sorumlularına en kısa sürede devredilecektir.
ARGUVAN FM in www.arguvaninfo.Com Web Sitesiyle hiçbir Organik Bağı bulunmamaktadır. Ve ben Deniz Çamur Radyo Arguvan FM deki tüm Sorumluluk ve görevlerimden ayrıldım, duyurulur.
www.radyoarguvan.com sitesinin İsim haklarıda Arguvan FM in sorumlularına en kısa sürede devredilecektir.
ARGUVAN FM in www.arguvaninfo.Com Web Sitesiyle hiçbir Organik Bağı bulunmamaktadır. Ve ben Deniz Çamur Radyo Arguvan FM deki tüm Sorumluluk ve görevlerimden ayrıldım, duyurulur.
1689
Defterdeki Mesajlar
« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 »


