07 01 2009
Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri arrow Z. Defteri (Arşiv)
 

Z. Defteri (Arşiv)




süleyman demireli    02 Mayıs 2008 11:15
SELAM DOSTLAR EMEKÇİLER
Evet dün 1 MAYIS'tı ve bütün Faşizan tutumlara ragmen bütün içtenliklerimizle kutlamaya çalıştık ve tüm dünya çalışanlarının bu anlamlı gününü selamlıyorum tüm devrimci ruhumla biber gazından sesimiz kısılmış olsada o sesten çok korkuyorlardı ve öyle korkmuşlardıki 10 kişinin peşinden ancak 150 faşist köpeği birden ancak gidebiliyordu oysa sürüyü savunması gereken köpekler sürüye saldırmışlardı kimse oraya terör estirmeye değil haklı mücadele günümüzdü ve bayramımızı kutlamak tüm dünyada oldugu gibi bizim ülkemizin çalışanları üretenleri vergi verenleri bizlere saldırsın köpeklerin maaşlarını vergileriyle verenler olarak bize haktı.
Sabah 06.45 gibi başladılar bizi sulayıp gazlamaya DİSK sendikamızın Şişli merkezinde çünkü zorları vardı sindirememişlerdi bizi onurumuzu köpekler için demokrasi sadece kendilerine dokunulunca başkaları için demokrasi dikdörtgen kafa rte ne kadar anlıyorsa onu uygulamaya kalkıyorlardı ve dünyaya bilmeden haklılıgımızı göstermiş oluyor bu sayede ama yılmadık yıldıramazlar susturamazlar onlarda biliyor ve artık dünyada biliyorki onlar için demokrasi ve özgürlük sadece türban için olur .

Tüm dostlarımla bir not paylaşmak isterim
Burjuva sınıfının sömürücü temsilcisi MONTALEBERT 1884 fransa meclisinde yaptıgı konuşma :
Mülk sahibi olan ve mülk sahibi olanların adına kounşan bir kimse olarak şunu belirtmek isterimki mademki bizbizeyiz aramızda yabancı yok gerçeği bütün içtenliğimle söylemek isterim :
BUGÜNÜN SORUNU MÜLK SAHİBİ OLMAYANLARDA MÜLKİYETE SAYGI UYANDIRMAK BU İŞ İÇİN TEK YOL BİLİYORUM HIRISTİYAN TANRISINA İNANMALARINI SAGLAMAK ÇÜNKÜ HIRSIZLIGI LANETLEYEN DE 10 EMRİ VERENDE ODUR HALKTA BU DUYGULARIN YÜKSELTİLMESİ MÜLKİYETİ EN ETKİLİ BİÇİMDE KORUYABİLECEK BİRİCİK İNANÇ BUDUR.diyor.
Günümüze geldiğimizde değişen bişe yok yıl 1969 Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanı MEMET TURGUT Bursada TÜSİAD toplantısında:
Arkadaşlar mademki bizbizeyiz çok öenmli bir gerçeği dile getirmek isterim eğer servetimizi çocuklarımıza bırakmak istiyorsak Sosyal Kalkınmanın önüne geçen TOPLUMSAL UYANIŞI firenlemek ve engellemek zorundayız.
Bunu gerçekleştirmek için de din eğitimine yüksek önem verilmeli ve bu uyanış bastırılmalıdır Vurucu bir güç oluşturmak zorundayız diyordu (HASAN BASRİ AYDIN TANRIYA MEKTUPLAR KİTABI )
İşte şimdi durumun vahameti dahada iyi anlaşılıyor sanırım vurucu ümmetçi mülkiyete saygılı şükürcü bir toplum oluşturulmaya çalışılıyor ve biz bunlara köstek oluyoruz tabiki gazda attırırlar bombada silahta ama unutmasınlar YILDIRAMAZLARRRRRRRRRRRRRRR.
(Saygılar ŞAMILI)

muharrem boyraz    02 Mayıs 2008 07:22
2 Mayıs 2008

Yılmaz ÖZDİL
yozdil@hurriyet.com.tr

Diskalifiye!


"Türbana özgürlük" deseydin...

Taksime çıkabilirdin.

"Tekbiiiir" deseydin...

Olurdu.

*

"Hepimiz Ermeniyiz" de birader...

"Biji" de.

*

Sen kalktın "emek memek" dedin.

Yok öyle!

Verirler sopayı, su püskürtürler.

Gözüne biber gazı sıkarlar.

Gaz bombası atarlar üstüne.

*

Bıçakla gezebilirsin halbuki...

Tabancayla gezebilirsin Taksimde.

Maçtan sonra ateş edebilirsin, "seviniyorum ulaynn" diye nara atarak, caddeyi kesebilirsin, yoldan geçenlere bira şişesi fırlatabilirsin... Ses çıkarmazlar.

Kapkaç yapabilirsin.

Tiner çekebilirsin.

Otomobil çalabilirsin.

Dükkán soyabilirsin.

Armut gibi duran panzerin burnunun dibinde... Esneyen, ayakta uyuyan çevik kuvvetin gözünün içine baka baka hap satabilirsin. Kadın satabilirsin.

Travesti pazarlayabilirsin.

Kaçak Afrikalı çalıştırabilirsin.

Kırmızı ışıkta geçebilirsin.

Eşekle gezebilirsin.

İnek dolaştırabilirsin.

*

Turist kızlara parmak atsaydın...

Bi derece.

*

Suçun, suçsuzluk senin..

Kalktın "emek memek" dedin.

E arandın




Yılmaz ÖZDİL
Diskalifiye


NOT:Kaynak HÜRRİYET Gazetesi

kazım eroğlu    01 Mayıs 2008 22:53
I MAYIS

I MAYIS, dünya emekçilerinin yüzyılı aşkın süredir kutladıkları birlik dayanışma ve mücadele geleneğidir.Emekçilerin sermaye sınıfına karşı sürdürdükleri bu gelenek ülkemizde iktidarlarca köreltilmeye,hafızalardan silinmeye ve saptırılmaya çalışılmış ve çalışılmaktadır.Avrupada ve dünyanın diğer birçok ülkesinde emekçiler resmi tatil de olan 1Mayısı yasaksız coşkuyla kutlarken, ülkemiz emekçileri ise hala yasakçı bir zihniyet ve bir korku imparatorluğu ile mücadele etmek zorunda kalıyor.
Bugün 1 Mayıs 2008, İstanbul olağanüstü bir günü daha yaşadı.Siyasi iktidar ,önceden açıkladığı şekliyle, bu 1 Mayısı da emekçilere zehir etmeğe kararlıydı ve nitekim öyle oldu. Bu durum da şaşılacak bir şey yoktur; dün meclisten geçirdiği sosyal güvenlik yasasıyla emekçilerin kazanılmış haklarını gasp eden, özelleştirme uygulamalarıyla onları açlığa terk eden,ülkenin her türlü olanaklarını küresel güçlere ve işbirlikçilerine açarak ülkeyi ve emekçileri iyice yoksulluğa iten AKP iktidarının emekçilerin birliğini dayanışmasını engellemesinde ,bu birlik dayanışma ve mücadelede diretenlere karşı savaş açmasında şaşılacak bir şey yoktur.
Eğer orantılı güç kullanımı hastaneye bile gaz bombalarıyla saldırmak ise orantısız güç nasıldır kim bilir. Polisin, biraz kalabalığın oluşmaya başladığı her yere pervasızca gaz bombaları ,panzerleri,copları kalkanlarıyla zehir zemberek gözü dönmüş gibi adeta bir kin ve intikam hırsıyla önüne her kim çıkarsa insanlara saldırmanın anlamı ne olabilir ki? Polisin geçen sene 1Mayısta uyguladığı şiddeti kat be kat aşan bugün 1Mayısta uygulanan şiddet neyin göstergesidir?
AKPnin hemen her uygulamalarında arkalarında olan liberal kesimin sözcülerini bile utandıran bugünün 1 Mayıs yaklaşımı AKPnin kapatma davasının yaşandığı bu günde kendini devlete,sermaye kesimine karşı daha bir ispatlama çabasından başka bir şey değildir.Kimine göre 12 Eylülcüleri bile kıskandıran AKPnin emekçilere gösterdiği yaklaşım devlet katında pirim yapsa da tüm emekçiler katında daha bir mahkum olmuştur; bizzat başbakanın sözleriyle emekçileri ayak takımı ifadeleriyle aşağılayan AKP,sıkıyönetim dönemlerini aratmayan yasakçı zihniyeti ,baskı,şiddet ve terörü ile emekçi düşmanı yüzünü herkese açıkça göstermiştir.
Emekçilere uygulanan zulüm egemenlerin korkularıdır.Emekçilerin birliğinden dayanışmasından korkmaktadırlar; çünkü biliyorlar ki onlar bir kez birlikte düşünmeye başlarlarsa ördükleri korku duvarları çatırdamaya ve giderek saltanatları yıkılmaya başlar.Sıkıyönetim dönemlerini bir çoğunuz bilirsiniz,birkaç kişinin bir arada yürümesi bile yasaktır;insanlar kendi özel etkinliklerinde bile izin almak zorunda kalırlar.Bugünlerde benzer durumları yaşıyoruz; bir çok etkinliğe,toplantı ve gösteri hakkına izin verilmemekte verilse de ancak kendi koydukları kurallar dayatılmakta,birçok yasal eylemler bile polisin şiddet gösterisiyle dağıtılmaya çalışılmaktadır.
Siyasi iktidarların her türlü yıldırma tavrına karşı, emekçilerin bu saldırıları püskürte bilmesinin yolunun birlik ve dayanışmadan geçtiği gerçeği bugün de bir kez daha kendini göstermiştir. Eminim ki, sendikacıların dediği biçimiyle ,eğer bugün beş yüz bin kişi alanlarda olsaydı hiçbir güç bunu dağıtamazdı.
1977 1 MAYIS katliamı unutulmadı.Bu katliamı tertipleyenlerin zihniyetleri belliydi .Bugün 1 Mayısı yasaklayanların, emekçilerin bu günü özgürce kutlamalarını engelleyenlerin ve emekçiler üzerinde şiddet terör estirenlerin zihniyeti de bellidir.

Yaşasın emekçilerin birliği!
Yaşasın 1 Mayıs!

Naki özdemir    01 Mayıs 2008 22:04
Bu gün 1 mayıs. Dünyada emekçiler coşku içerisinde bayramlarını kutlarken ülkemizde maalesef hep bildik manzaralar yaşanıyor. Hele bu yılki 1977 yi aratmayacak şeklinde idi, faşist AKP nin faşist valisi ve onun emniyet mensupları 1 mayısı emekçi yoldaşlara haram etmişlerdir. ama şunu bilsinlerki. onların bu faşizanca tutumları biz emekçileri hiç bir zaman yıldıramadı ve yıldıramayacakta bilakis bir dahaki 1 mayısa daha çok bilenerek meydanları zorlayacağız. bu vesile ile tüm emekçilerin 1 mayıs bayramını kutluyor, insan onuruna yakışır bir yaşam diliyorum. yaşasın 1 mayıs. SAYGILARIMLA
Site Yorumu Site Yorumu:
Ayrıca Üyelik bilgilerinden bugün Doğum Günün olduğunu öğrendim. Nice sağlıklı mutlu senelere Naki Abi. Saygılarımla Deniz

ibrahim göksu    01 Mayıs 2008 00:30
sayyagı değer arguvan info site takipçileri sizleri saygı ile selamlıyorum dünya işçi sınıfının bayramını kutluyorum sevgili dostlar burjuva öyle lüks seçenekler sunmuştur ki evine ekmek götüremeyecek durumda olan emekçi sınıfı bile kendisini, yavaş yavaş benliğini kayıp etmek üzeredir emekçi sınıfının sırtında çok lüks hayatlar yaşamaya ama malesef iş insaca yaşamaya geldiğinde işçi sinınıfını bir ayak takımı söylemleri aşağılayacak bir iktidara hesap sorma günü olarak görüyorum 1 mayısı amerikan üşaklığı yapan gerici faşist bir iktidara hesap sorma günüdür belki bazı kesimler bu söylemlerime gülüp geçeceklerdir ama samimiyeimle altını çizerek söylüyorum bu vurdum duymazlıklar olduğu sürece onurlu bir karşı duruş sergilenmediği sürece hergün çocuğunuza verecğiniz harçlıklar kirli savaşlara akacaktır yaşasın 1 mayıs yaşasın halkların kardeşliğ dünya işçi sınıfının bayramını kutluyor hepinize saygılar sunuyorum İBRAHİM GÖKSU

A.fuat SABANCI    27 Nisan 2008 16:28
Emekçi
Ben işçi ben köylü ben emekçi
Duy sesimi milletin meclisi
Emeğimi satarken cellatlar
Çarmıha gerildi ellerim
Kaç kelle verdim bu yolda
Kaç deri eskittim bu uğurda
Döküldü saçımın son teli
Tırnaklarım kazıdı yüreğimi
Ben işçi ben köylü ben emekçi
Duy sesimi milletin meclisi
Ne bıraktılar benden geriye
Açlıktan bükülmüş bir mide
İliklerime kadar sömürüldüm
Diri diri toprağa gömüldüm
Bir posa gibi suyum sıkıldı
Yüreğime incir ağacı dikildi
Ben işçi ben köylü ben emekçi
Duy sesimi milletin meclisi
Düşünmeye korkuyorum şimdi
Doğmamış yavrumun geleceğini
Şimdi bilmem kime güvenmeli
Ya popçu ya topçu olmalıyım
Bu denizde kirlenmektense
Emeğimle boğularak ölmeliyim
Ben işçi ben köylü ben emekçi
Duy sesimi milletin meclisi.
keser döner sap döner
işçi- köylü elle gelir kurar iktidarı.
güvenme LEŞ yiyen ABD ne
hesap günü gelir elbet.

muharrem boyraz    27 Nisan 2008 08:11
27 Nisan 2008

Ahmet HAKAN
ahmethakan@hurriyet.com.tr

Kirli zihinli adam


BİR "kıtır" attım ortaya...

Dedim ki...

"İkide bir İslamda tesettür falan gibi mevzularda fikir beyan eden şu tesettür tüccarına bir sorun bakalım, kaç eşi varmış."

Meslektaşlarım sordular...

"Kaç karın var?" diye...

Adam gayet pişkin...

"Üç karım var, kime ne?" deyiverdi...

Ardından da nasıl da kirli mi kirli bir zihne sahip olduğunu kanıtlayan laflar etmeye başladı...

"Ne yani? Metres mi tutsaydım? Kerhaneye mi gitseydim?" demeye getirerek... Çirkin, bayağı, kusturucu ve pespaye mazeretler üretmeye kalktı...

* * *

Bu adama buradan "Kudurdun mu be adam?" diye seslenmek isterim...

Ne yani?

"Metres tutmak" ya da "kerhaneye gitmek" ile "üç karıyla evlenmek" arasında bir tercih yapmak zorunda mı erkekler?

Sanki ömürlerini birbirlerine adamış erkek ve kadınlar hiç yaşamamış gibi, "Erkek çokeşlidir" falan diye genelleme yapıyor...

Sanki bütün erkekler, üç-dört ev açıp oradan oraya zıplamaya fena halde temayüllü imiş gibi, "Ne var bunda?" diye şaşabiliyor...

Sanki "metreslik", bu ülkede meşru, hoş görülen, geçerli ve hiç yadırganmayan bir kurummuş gibi, "Ama onların da metresi var... Biz ona bir şey diyor muyuz?" diye çıkışabiliyor...

Yaptığı kıyaslamanın nasıl bir sonuca gittiğinin farkında bile değil!

Tutmuş, "Çocuklarımın anaları" dediği kadınlarla metresleri kıyaslıyor...

"Çocuklarımın anaları" dediği kadınların karşısına kerhaneyi çıkarıyor...

Yuh olsun bu mantığa! Yuh olsun bu kirli zihne!

* * *

Aslında olay gayet basittir:

Adam parayı bulmuş, üç karı almış, fantezi yapıyor...

Ancak...

İkide bir ekranlara çıkıp fetva verdiğinden...

Ayet, hadis okuyarak tesettür ticaretine dini alet ettiğinden...

Ve bütün parasını İslami kesimden kazandığından...

"Fantezi yapıyorum... Kime ne?" diyemediği için...

Tutmuş, durumuna dinden imandan meşruiyet sağlamaya çalışıyor...

Bu toplumda "tekeşlilik" bir norm haline gelmiş, umurunda bile değil...

Dinin verdiği cevaz, bin tane şarta bağlanmış, umurunda bile değil...

"Babamızın üç karısı var" demek durumunda kalan, sayılarını bile açıklayamadığı çocukları ne düşünür, ne hisseder, umurunda bile değil...

Hangi kadının böyle bir durum içine siner, umurunda bile değil...

"Ben Müslümanım... Benim inançlarım var" falan diye şişinip duruyor ama dinin en önemli prensibi olan "kendine hákim olmak" düsturundan zerre kadar nasip almamış...

Ruhu üç karıyı, üç evi, oradan oraya zıplamayı kaldırabiliyor!

* * *

Ben aslında bu adama kızmıyorum...

Benim asıl kızdığım, bu tür adamları yeşerten atmosferi sağlayanlardır...

Şundan eminim:

Her konuda din adına ahkám kesen kalemler, bu kirli zihinli adam karşısında "gık" bile demeyeceklerdir...

Ne adam gibi kalkıp, "İslamda çokeşlilik vardır... Hacı Mustafa Efendi dine, kitaba uygun bir yaşama sahiptir" diyeceklerdir...

Ne de Hacı Mustafanın "din" diye takdim ettiği kirli muhayyilesinin ürettiği tezlere küçük bir itirazda bulunacaklardır...

Susacaklardır...

Onlar sustukça da Mustafa Efendi, elindeki dini kılıfla, hem tesettür üzerinden para kazanmaya devam edecek, hem de dördüncü evliliğini yaparak fantezi dünyasını çeşitlendirecektir...

Ne diyelim...

Ortam müsait, istifade et Mustafa

NOT:Kaynak HÜRRİYET Gazetesi

muharrem boyraz    25 Nisan 2008 16:34
Bir yakınımın vefatı dolayısıyla İstanbulda kaldığım süre içerisinde bana gösterilen yakın ilgiden dolayı, İstanbul Narmikan köyü dernek başkanı Sn.Latif ADIGÜZEL'e, çok değerli kardeşim Sn. Muharrem NARİN'e,yine değerli kardeşlerim, Sn. Mustafa ERDOĞAN, Sn.Vahap AĞCA'ya, Sn.. Murat AKYER kardeşim ve babası mümtaz insan Sn. Hasan AKYER beyefendiye göstermiş oldukları konukseverlikten dolayı teşekkür eder saygılar sunarım.

kazim kaya    25 Nisan 2008 04:40
tüm arguvanlıların 1 mayısını kutluyorum

arguvaninfo.com    24 Nisan 2008 14:10
Sitemiz sunucularına yapılan bir Çökertme Girişiminden dolayı dün öğlen saatlerinden beri sorunlar yaşanmaktadır. Kalıcı zarara uğramadan yolumuza devam ediyoruz.. Bilgilerinize sunulur.


1689
Defterdeki Mesajlar