Z. Defteri (Arşiv)
kazım eroğlu
18 Haziran 2008 22:29
TÜRKÜ FESTİVALİ VE KÖY ETKİNLİKLERİ
Arguvan Türkü Festivali bizler için kuşkusuz en önemli etkinliktir. Bunun yanı sıra Germişi ve Minayik köyümüzün sitelerde ilan edilen geleneksel etkinlikleri de yöremiz açısından önemli etkinliklerdendir. Tüm bu etkinliklerin dışında, bu zamana kadar yapılmamışsa da, diğer köylerimizin de benzer etkinlikler düzenlemeleri olasıdır. Bu etkinliklerin hepsi de kendi içinde anlamlıdır ve yöremiz açısından önemlidir.
Bu etkinliklerin anlam ve önemini ne derece kavrayıp kavramadığımız bir kenara, tüm bu güzellikleri herkesin paylaşabilmesi için bir ortam neden hazırlanmaz, diye kendi kendime düşünmeden edemiyorum. Sanırım, benim hislerimi paylaşan bir çok insanımız vardır. Durum böyle iken neden dağınık (ayrı) çalışmayı seçiyoruz? Bu ayrı zamanlarda yapılan etkinlikler yörede yaşayan insanlar açısından bir sorun yaratmayabilir ,ama kısıtlı bir tatil zamanını köyde geçirmek isteyen yöre dışındaki insanlar açısından birine katılıp birine katılmamak gibi bir tercihle karşı karşıya kalmaktadır. Bir sorun da Türkü festivalin organizasyonunda yaşanılan sorunlar olmaktadır.Bu yıl sorunlu başladı ve yine geçmiş kimi organizasyonlarda da sorunlar oluştu.
Asıl düşünmemiz gereken de bu etkinliklerin bizler açısından ne anlam teşkil edip etmediğidir. Gerçekten de bu etkinliklerin anlamı hoşça bir vakit geçirmek midir yoksa bunun ötesinde başka bir şey mi?
Öncelikle bu etkinlikler üretken olmalıdır. Yani bu etkinlikler yörenin, yöre insanının kültürel zenginliklerini ortaya koyarken, bugün içinde bulunduğu sorunları dillendiren ve çözüm oluşturabilen bir anlayışla ele alınmalı ve yürütülmelidir.Bu da daha işin başında yöre insanının dostça ve kardeşçe duygularla birlikteliğini ve paylaşımcı ruhunu ortaya koyması anlamına gelir. Bu etkinliklerin de gerçek anlamı bu duyguları pekiştirmek değil midir?
Ben, bu konuyu ele alırken birilerini eleştirmek adına duygularımı ortaya koyduğumu kimse düşünmesin. Bu yıl yapılacak bir şeyleri değiştirmek adına da bu düşüncelerimi dile getirmiyorum. Bugün üzerinde durmak istediğim konu bu olumsuz duruma dikkat çekmek ve bunların şimdiden konuşularak (özellikle yöre insanlarıyla) gelecek yıllara bu olumsuz görüntü ve havanın aktarılmamasıdır. BU KONUDA BİR ETKİNLİK HAFTASI TESPİT EDİLİP TÜM ETKİNLİKLER BU HAFTA İÇİNE ALINABİLİR.TÜRKÜ FESTİVALİNİN ORGANİZASYONUNA İLİŞKİN NET BİR ÇERÇEVE ÇİZİLİP İLKELİ HALE GETİRİLEBİLİNİR. VE BU ETKİNLİKLER YÖRENİN SORUNLARINI KAMU OYUNUN GÜNDEMİNE ETKİLİ BİR BİÇİMDE TAŞINDIĞI VE ÇÖZÜM OLUŞTURABİLECEK BİR NİTELİĞE SOKULABİLİR.Bu sorunların başında da su sorunu geldiğini hepimiz biliyoruz. Yağmur yağmadığından bu yıl ekinlerin çoğu yandı.Küresel ısınma, bu sorunun geçici olmadığını tüm çıplaklığı ile bizlere gösteriyor. Sulama sorunu çözümlenmediği taktirde bu gidişle yörede kalabilecek pek insanda olmayacaktır sanırım.
İster adına festival diyelim ,ister şenlik yada şölen olsun insan topluluğunun yapmış olduğu tüm etkinliklerin bir amaç değil bir araç olduğu bilinciyle hareket edip bu etkinlikleri de amaçlarımız doğrultusunda tertip etmeliyiz. Bu etkinlikler bir eğlenmek de olsa ortak bir duyguyla bu eğlenceyi paylaşmayı amaç edindiğini unutmayalım.Bizler, kendi kültürümüzü yaşatmaya ve gelecek kuşaklara aktarmaya çalışırken bu kültürü paylaştığımız oranda yaşatacağımızın bilincinde olmalıyız. Bu bilinçle hareket etmeyip soruna kişisel birtakım egolarımızı bulaştırırsak gün gelir ne paylaşılacak bir şey kalır nede yanımızda bir şeyleri paylaşmak isteyen kimseler.
Son söz olarak söylemek istediğim ise,istenilen çerçeve içinde yapılmasa da son tahlilde herkesin bu etkinlikleri desteklemesi gerektiği düşüncesindeyim.Bazı yanlışları düzeltmek istiyorsak ancak o etkinliğin içinde yer alarak düzeltebiliriz;bunun ötesinde özellikle türkü festivaline ilişkin yapılacak olumlu olumsuz her şeyin Arguvanlılara mal olacağı bilinciyle yapıcı olmak ve olumlu bir katkı yapmak herkese düşen bir sorumluluktur.
devlet baba
devlet baba
ben aç
toprak aç
işte orada fırat
işte orada karakaya
işte orada yoncalı
bir yudum su damlat
bir yudum su
olmadan bu diyar
kerbala!
Aydınlığa Dönük Yüzler- Arguvan Destanı kitabından kısa bir bölümdü.
Sevgi ve Saygılarımla.
Arguvan Türkü Festivali bizler için kuşkusuz en önemli etkinliktir. Bunun yanı sıra Germişi ve Minayik köyümüzün sitelerde ilan edilen geleneksel etkinlikleri de yöremiz açısından önemli etkinliklerdendir. Tüm bu etkinliklerin dışında, bu zamana kadar yapılmamışsa da, diğer köylerimizin de benzer etkinlikler düzenlemeleri olasıdır. Bu etkinliklerin hepsi de kendi içinde anlamlıdır ve yöremiz açısından önemlidir.
Bu etkinliklerin anlam ve önemini ne derece kavrayıp kavramadığımız bir kenara, tüm bu güzellikleri herkesin paylaşabilmesi için bir ortam neden hazırlanmaz, diye kendi kendime düşünmeden edemiyorum. Sanırım, benim hislerimi paylaşan bir çok insanımız vardır. Durum böyle iken neden dağınık (ayrı) çalışmayı seçiyoruz? Bu ayrı zamanlarda yapılan etkinlikler yörede yaşayan insanlar açısından bir sorun yaratmayabilir ,ama kısıtlı bir tatil zamanını köyde geçirmek isteyen yöre dışındaki insanlar açısından birine katılıp birine katılmamak gibi bir tercihle karşı karşıya kalmaktadır. Bir sorun da Türkü festivalin organizasyonunda yaşanılan sorunlar olmaktadır.Bu yıl sorunlu başladı ve yine geçmiş kimi organizasyonlarda da sorunlar oluştu.
Asıl düşünmemiz gereken de bu etkinliklerin bizler açısından ne anlam teşkil edip etmediğidir. Gerçekten de bu etkinliklerin anlamı hoşça bir vakit geçirmek midir yoksa bunun ötesinde başka bir şey mi?
Öncelikle bu etkinlikler üretken olmalıdır. Yani bu etkinlikler yörenin, yöre insanının kültürel zenginliklerini ortaya koyarken, bugün içinde bulunduğu sorunları dillendiren ve çözüm oluşturabilen bir anlayışla ele alınmalı ve yürütülmelidir.Bu da daha işin başında yöre insanının dostça ve kardeşçe duygularla birlikteliğini ve paylaşımcı ruhunu ortaya koyması anlamına gelir. Bu etkinliklerin de gerçek anlamı bu duyguları pekiştirmek değil midir?
Ben, bu konuyu ele alırken birilerini eleştirmek adına duygularımı ortaya koyduğumu kimse düşünmesin. Bu yıl yapılacak bir şeyleri değiştirmek adına da bu düşüncelerimi dile getirmiyorum. Bugün üzerinde durmak istediğim konu bu olumsuz duruma dikkat çekmek ve bunların şimdiden konuşularak (özellikle yöre insanlarıyla) gelecek yıllara bu olumsuz görüntü ve havanın aktarılmamasıdır. BU KONUDA BİR ETKİNLİK HAFTASI TESPİT EDİLİP TÜM ETKİNLİKLER BU HAFTA İÇİNE ALINABİLİR.TÜRKÜ FESTİVALİNİN ORGANİZASYONUNA İLİŞKİN NET BİR ÇERÇEVE ÇİZİLİP İLKELİ HALE GETİRİLEBİLİNİR. VE BU ETKİNLİKLER YÖRENİN SORUNLARINI KAMU OYUNUN GÜNDEMİNE ETKİLİ BİR BİÇİMDE TAŞINDIĞI VE ÇÖZÜM OLUŞTURABİLECEK BİR NİTELİĞE SOKULABİLİR.Bu sorunların başında da su sorunu geldiğini hepimiz biliyoruz. Yağmur yağmadığından bu yıl ekinlerin çoğu yandı.Küresel ısınma, bu sorunun geçici olmadığını tüm çıplaklığı ile bizlere gösteriyor. Sulama sorunu çözümlenmediği taktirde bu gidişle yörede kalabilecek pek insanda olmayacaktır sanırım.
İster adına festival diyelim ,ister şenlik yada şölen olsun insan topluluğunun yapmış olduğu tüm etkinliklerin bir amaç değil bir araç olduğu bilinciyle hareket edip bu etkinlikleri de amaçlarımız doğrultusunda tertip etmeliyiz. Bu etkinlikler bir eğlenmek de olsa ortak bir duyguyla bu eğlenceyi paylaşmayı amaç edindiğini unutmayalım.Bizler, kendi kültürümüzü yaşatmaya ve gelecek kuşaklara aktarmaya çalışırken bu kültürü paylaştığımız oranda yaşatacağımızın bilincinde olmalıyız. Bu bilinçle hareket etmeyip soruna kişisel birtakım egolarımızı bulaştırırsak gün gelir ne paylaşılacak bir şey kalır nede yanımızda bir şeyleri paylaşmak isteyen kimseler.
Son söz olarak söylemek istediğim ise,istenilen çerçeve içinde yapılmasa da son tahlilde herkesin bu etkinlikleri desteklemesi gerektiği düşüncesindeyim.Bazı yanlışları düzeltmek istiyorsak ancak o etkinliğin içinde yer alarak düzeltebiliriz;bunun ötesinde özellikle türkü festivaline ilişkin yapılacak olumlu olumsuz her şeyin Arguvanlılara mal olacağı bilinciyle yapıcı olmak ve olumlu bir katkı yapmak herkese düşen bir sorumluluktur.
devlet baba
devlet baba
ben aç
toprak aç
işte orada fırat
işte orada karakaya
işte orada yoncalı
bir yudum su damlat
bir yudum su
olmadan bu diyar
kerbala!
Aydınlığa Dönük Yüzler- Arguvan Destanı kitabından kısa bir bölümdü.
Sevgi ve Saygılarımla.
Mürsel UĞURLU
18 Haziran 2008 18:37
ALİ RIZA UGURLU YA TEŞEKKÜRLER Yazmış oldugu yazılar gerçekten çok içtenlikli ve içerikli. Ayrıca şiiri ise ayrı bir güzel. TEKRAR TEŞEKKÜRLER
Ali RIZA UĞURLU
17 Haziran 2008 19:29
ŞİİRİME BİR DAHA DÖNÜYORUM
Bir çok dost hemşeri siteye Çektik Diplomalı Cahilden bu görüşümü şiir olarak yazıp göndermiştim.
Kimi okudu, kimileri de okuduysa da nasıl değerlendirdi bilemem. Ancak; karşılaştığım bir eski parlamento üyesi diplomalıyla uzun uzun tartıştık. Sonuçta, o şiiri yazıp buyurun, okuyun dediğim de, yaptığım işin doğruluğuna inandımsa da, kendime bir daha hak verdim.
Diploma insanı cahil mi eder?, hayır, asla onu demek istememiştim. Keşkem ben de sonuna kadar okumuş bir yüksek okul mezunu olmuş olsaydım. Sistemin iki gözü önüne aksın, hem o açıdan hem de başka bir çok açılardan.
Sistem her gence okul kapılarını sonuna kadar açmalıdır diyorum. Ancak; adam gibi, Onurlu, gururlu, dürüst, beynini çağdaş bir eğitimle açıp barışçı, paylaşımcı, insana ve doğaya tüm yeteneğiyle gönül ve önem veren, yetişkinlere elbette ki şükran borçluyuz.
Ancak; birileri de, sömürüye savaş yazıp, canlıya ve doğaya acımayıp, özel sektör, güzel kar, deyip insanları açlık ve sefalete sürükleyecek, planını projesini sermayeye al kullan, diyenler var, herhalde bunlara okumamış cahiller de diyemeyiz. Okumuş hatta okutulmuş diplomalılar demişsek yanılmış da sayılmayız.
Öylelerine ister diplomalı cahil, isterseniz diplomalı hain deyin. Eğer bu görüşümde yanıldığımı ve sorun sistemin kendisidir, diye düşünecek olursak, sistemin en sağlam ayaklarından birileri de böyleleridir, dersek yanılır mıyız?
Kimden kime ne?, gibi bir sistemde herkes kafasını önüne eğmiş, kendi kendine ne düşünüyorsa?
Onun da ötesinde, insanlar sokakta kendinden habersiz, kendi kendine konuşur olmuş.
İşsiz, hiç bir sosyal dayanağı olmayan, asgari ücretle çalışan ve emekliler için yaşamın önemli bir parçası olan ekmeke % yüz zam yapıldı. kimin umurunda?
Şimdi bir şer partinin kapatılıp kapatılmayacağı gündemin tek maddesi. Yat aynı konu, kalk yazılı ve görsel haberlerde aynı konu.
Aydınından, okumuşuna, hukukçusundan, siyasetçisine, büyük bir çoğunluk, n olacak?, deyip bunu konuşuyor ve bu belalıların daha nasıl önü açılacak?, deyip hep ona acilen bir çözüm diyor daha da demiyorlar.
İşte tartıştığım o cinsten olan diplomalı bey de, Türkiye ve Dünya da, oldu bittilere sebep Amerika ve AKP değil de CHP diyor. Aslında o anda CHP nin yararını zararını tartıştığımız da yok. Ancak, bu şahıs, diploması ve siyasi birikimleriyle dünya da insanlığın baş belası Amerika emperyalizmini ve onun uşaklığını yapanları ettikleriyle haklı görüp savunuyor. İşte o zaman kendime bir daha hak verdim.
Şimdi sen yanılıyorsun, diyen birileri olacak mı?, diye merak da ediyorum. Çünkü her konuda bu gibi yalakalar yazıp konuşup planlıyorlar ve dedikleri de oluyor.
O zaman bunlar ezenden yana değil de, ezilenden yana diyeceklerini desin ve yapacaklarını yapsınlar ki, ben de tersini diyeyim.
N derdim? Diplomasızları okutun derdim.
YETER ÇEKTİK DİPLOMALI
CAHİLDEN
Efendim bir ateş, yıllardır yanar
Çabamız zor oldu, söndüremedik
Dumanı kan yakar, canlı boğuyor
Rüzgarı tersine, döndüremedik
Kaçsam diyen biri, kaçamaz belli
İnsan kanatsızdır, uçamaz belli
Denizler kabarıp, taşamaz belli
Irmağı ovaya, çeviremedik
Diplomalı cahil, çare demiyor
Fırsatı bulmaya, dişin biliyor
Çöpten yiyenlere, kaderin diyor
Yobaz kır kenesi, öldüremedik
Yeter çektik, diplomalı cahilden
Haberi var, adam kesen katilden
Geçilmiyor, işsiz aşsız fakirden
Hüzünlü yüzleri, güldüremedik
Tellal olup, çarşı pazar bağırdık
Kör değildik, nede duymaz sağırdık
İnsan doğduk, dağlardan da ağırdık
Kefeyi doğruya, eğdiremedik
Görmeden ölürsem, güzel günleri
Öbür dünya derler, doğru mu bari
Orda koşacağım, o öküzleri
Burda bize insan, dedirtemedik
Okul açtık, niçin bilim den uzak
Günah imiş, çağdaş aydın yaşamak
Reva mıdır, yüzü gözü kapamak
Ay da gezenlerle, ölçülemedik
14 Nisan, geldi yandı ışıklar
İzmir İstanbul da, laik sedalar
Ankara Samsun da, tarih tekrarlar
Ancak, kir başları sindiremedik
Ali Rızam, güne umutla baktık
Yüzsüz gözsüz, kirli sistemden bıktık
Yobaz ateş attı, içimiz yaktık
Bir tas su serpip de, söndüremedik
Saygılarımla&
Bir çok dost hemşeri siteye Çektik Diplomalı Cahilden bu görüşümü şiir olarak yazıp göndermiştim.
Kimi okudu, kimileri de okuduysa da nasıl değerlendirdi bilemem. Ancak; karşılaştığım bir eski parlamento üyesi diplomalıyla uzun uzun tartıştık. Sonuçta, o şiiri yazıp buyurun, okuyun dediğim de, yaptığım işin doğruluğuna inandımsa da, kendime bir daha hak verdim.
Diploma insanı cahil mi eder?, hayır, asla onu demek istememiştim. Keşkem ben de sonuna kadar okumuş bir yüksek okul mezunu olmuş olsaydım. Sistemin iki gözü önüne aksın, hem o açıdan hem de başka bir çok açılardan.
Sistem her gence okul kapılarını sonuna kadar açmalıdır diyorum. Ancak; adam gibi, Onurlu, gururlu, dürüst, beynini çağdaş bir eğitimle açıp barışçı, paylaşımcı, insana ve doğaya tüm yeteneğiyle gönül ve önem veren, yetişkinlere elbette ki şükran borçluyuz.
Ancak; birileri de, sömürüye savaş yazıp, canlıya ve doğaya acımayıp, özel sektör, güzel kar, deyip insanları açlık ve sefalete sürükleyecek, planını projesini sermayeye al kullan, diyenler var, herhalde bunlara okumamış cahiller de diyemeyiz. Okumuş hatta okutulmuş diplomalılar demişsek yanılmış da sayılmayız.
Öylelerine ister diplomalı cahil, isterseniz diplomalı hain deyin. Eğer bu görüşümde yanıldığımı ve sorun sistemin kendisidir, diye düşünecek olursak, sistemin en sağlam ayaklarından birileri de böyleleridir, dersek yanılır mıyız?
Kimden kime ne?, gibi bir sistemde herkes kafasını önüne eğmiş, kendi kendine ne düşünüyorsa?
Onun da ötesinde, insanlar sokakta kendinden habersiz, kendi kendine konuşur olmuş.
İşsiz, hiç bir sosyal dayanağı olmayan, asgari ücretle çalışan ve emekliler için yaşamın önemli bir parçası olan ekmeke % yüz zam yapıldı. kimin umurunda?
Şimdi bir şer partinin kapatılıp kapatılmayacağı gündemin tek maddesi. Yat aynı konu, kalk yazılı ve görsel haberlerde aynı konu.
Aydınından, okumuşuna, hukukçusundan, siyasetçisine, büyük bir çoğunluk, n olacak?, deyip bunu konuşuyor ve bu belalıların daha nasıl önü açılacak?, deyip hep ona acilen bir çözüm diyor daha da demiyorlar.
İşte tartıştığım o cinsten olan diplomalı bey de, Türkiye ve Dünya da, oldu bittilere sebep Amerika ve AKP değil de CHP diyor. Aslında o anda CHP nin yararını zararını tartıştığımız da yok. Ancak, bu şahıs, diploması ve siyasi birikimleriyle dünya da insanlığın baş belası Amerika emperyalizmini ve onun uşaklığını yapanları ettikleriyle haklı görüp savunuyor. İşte o zaman kendime bir daha hak verdim.
Şimdi sen yanılıyorsun, diyen birileri olacak mı?, diye merak da ediyorum. Çünkü her konuda bu gibi yalakalar yazıp konuşup planlıyorlar ve dedikleri de oluyor.
O zaman bunlar ezenden yana değil de, ezilenden yana diyeceklerini desin ve yapacaklarını yapsınlar ki, ben de tersini diyeyim.
N derdim? Diplomasızları okutun derdim.
YETER ÇEKTİK DİPLOMALI
CAHİLDEN
Efendim bir ateş, yıllardır yanar
Çabamız zor oldu, söndüremedik
Dumanı kan yakar, canlı boğuyor
Rüzgarı tersine, döndüremedik
Kaçsam diyen biri, kaçamaz belli
İnsan kanatsızdır, uçamaz belli
Denizler kabarıp, taşamaz belli
Irmağı ovaya, çeviremedik
Diplomalı cahil, çare demiyor
Fırsatı bulmaya, dişin biliyor
Çöpten yiyenlere, kaderin diyor
Yobaz kır kenesi, öldüremedik
Yeter çektik, diplomalı cahilden
Haberi var, adam kesen katilden
Geçilmiyor, işsiz aşsız fakirden
Hüzünlü yüzleri, güldüremedik
Tellal olup, çarşı pazar bağırdık
Kör değildik, nede duymaz sağırdık
İnsan doğduk, dağlardan da ağırdık
Kefeyi doğruya, eğdiremedik
Görmeden ölürsem, güzel günleri
Öbür dünya derler, doğru mu bari
Orda koşacağım, o öküzleri
Burda bize insan, dedirtemedik
Okul açtık, niçin bilim den uzak
Günah imiş, çağdaş aydın yaşamak
Reva mıdır, yüzü gözü kapamak
Ay da gezenlerle, ölçülemedik
14 Nisan, geldi yandı ışıklar
İzmir İstanbul da, laik sedalar
Ankara Samsun da, tarih tekrarlar
Ancak, kir başları sindiremedik
Ali Rızam, güne umutla baktık
Yüzsüz gözsüz, kirli sistemden bıktık
Yobaz ateş attı, içimiz yaktık
Bir tas su serpip de, söndüremedik
Saygılarımla&
Ali Rıza UĞURLU
16 Haziran 2008 09:08
İSAKÖYÜ Ve ETRAF KÖYLERDE MAHSÜL YOK
Bu gün 14 Haziran 08/ Köyden geldim, İsaköyü lüler kıran kırana arazideler. Ancak her yıl olduğu gibi pek neşeliler demek de kolay olmayacak.
Yaz boyu yağmursuz kurak giden aylar sonucu, uğradıkları tarladan sanki de elleri boş dönüyorlar, bir yandan da, mahsulümüz yandı deyip Kaymakamlık Tarım ilçe Müdürlüğüün kapısını çalıp dilekçelerle Devlet Babaya ulaşmaya çalışıyorlar. Bahsettiğimiz bu çukurun insanları sık sık bu doğal sıkıntılarla karşıya karşı kalırlar. Belki erken yetişir deyip bir 30 yıldan buyana kır susuz yazıya hep Arpa ektiler. Yaz boyu hiç damla yağmur görmeyen arpaları da ne yazık ki bu sene tümden yok.
Ben 13 Haziran o gün Arıtlardayım. Güneye Bey Dağına doğru bakıldığında Karakaya Barajı tam da gözünüzün önüne geliyor. Arguvan köy arazilerinin bir çoğuna sınır olan bu gölden neden su pompalanıp bu araziler sulanmıyor?, diye düşünüp sordum kendi kendime. Ta Azerbeycandan ve İrandan İskendarun ve İzmir Aliağaya petron pompalanıyor da hemen 5-10 Km çevre alana bu su çekilip araziler sulandırılamaz mı?, dedim. Bu araziyi altına alan Çobandere göleti başlatıldığı gibi bırakıldı.
Bir çoğumuz hep yazdık ve anlattık, ne dinleyen ve nede aldırış eden birileri çıktı. Arguvan Tarım İlçe Müdürlüğüne baş vurup mahsulümüz yandı diyen kaç köy varsa, bu yıl ne kendilerine yiyecek ve ne de hayvanlarına yem edecek bir şey yok. Şimdiyse, Borç etsinler dense, nereden ve nasıl alıp, nasıl da ödeyebilirler? Devlet baba ne diyecek?, deyip düşünüp duruyorlar.
Durum acil, diğer bir yandan. her iki günde bir iki saatliğine depodan su bırakıldığı söyleniyor evlere.
Meşhur bir söz var; Allaha kul gerekse kayırsın, aynen de öyle yaşadılar, günümüze dek.
Şimdi bunlar ne yapacak? Bu sorunun tek yanıtı bunlardan vergi alan, askere çağıran, oy alan tabi ki o sorumlulara aittir&
Saygılarımla.
Bu gün 14 Haziran 08/ Köyden geldim, İsaköyü lüler kıran kırana arazideler. Ancak her yıl olduğu gibi pek neşeliler demek de kolay olmayacak.
Yaz boyu yağmursuz kurak giden aylar sonucu, uğradıkları tarladan sanki de elleri boş dönüyorlar, bir yandan da, mahsulümüz yandı deyip Kaymakamlık Tarım ilçe Müdürlüğüün kapısını çalıp dilekçelerle Devlet Babaya ulaşmaya çalışıyorlar. Bahsettiğimiz bu çukurun insanları sık sık bu doğal sıkıntılarla karşıya karşı kalırlar. Belki erken yetişir deyip bir 30 yıldan buyana kır susuz yazıya hep Arpa ektiler. Yaz boyu hiç damla yağmur görmeyen arpaları da ne yazık ki bu sene tümden yok.
Ben 13 Haziran o gün Arıtlardayım. Güneye Bey Dağına doğru bakıldığında Karakaya Barajı tam da gözünüzün önüne geliyor. Arguvan köy arazilerinin bir çoğuna sınır olan bu gölden neden su pompalanıp bu araziler sulanmıyor?, diye düşünüp sordum kendi kendime. Ta Azerbeycandan ve İrandan İskendarun ve İzmir Aliağaya petron pompalanıyor da hemen 5-10 Km çevre alana bu su çekilip araziler sulandırılamaz mı?, dedim. Bu araziyi altına alan Çobandere göleti başlatıldığı gibi bırakıldı.
Bir çoğumuz hep yazdık ve anlattık, ne dinleyen ve nede aldırış eden birileri çıktı. Arguvan Tarım İlçe Müdürlüğüne baş vurup mahsulümüz yandı diyen kaç köy varsa, bu yıl ne kendilerine yiyecek ve ne de hayvanlarına yem edecek bir şey yok. Şimdiyse, Borç etsinler dense, nereden ve nasıl alıp, nasıl da ödeyebilirler? Devlet baba ne diyecek?, deyip düşünüp duruyorlar.
Durum acil, diğer bir yandan. her iki günde bir iki saatliğine depodan su bırakıldığı söyleniyor evlere.
Meşhur bir söz var; Allaha kul gerekse kayırsın, aynen de öyle yaşadılar, günümüze dek.
Şimdi bunlar ne yapacak? Bu sorunun tek yanıtı bunlardan vergi alan, askere çağıran, oy alan tabi ki o sorumlulara aittir&
Saygılarımla.
Cemal ÖZTAŞ
15 Haziran 2008 08:04
KOKAR BAHAR GÜNÜ :
Bizim elin menekşesi kokulu
Yar geliyi Çifte Güller Sokulu
Tarlalarda Arpa Bugda Ekili
Kokar Bahar Günü Gülü Ellerin...
Kuşlar Ayaz eyler bülbüller öter
Açtiğin yaralar sinemde Yeter
Ayrılık çekerim ölümden beter
Varılmaz uzadı yolu ellerin...
Meler koyun kuzularin arzular
Her taraftan ses veriyi yazilar
Bölük bölük yayılıyı kuzular
Meleşir sızılar dili ellerin...
Tabiatın bu sırrına eremem
Üçgünlük dünyada lezzet alamam
Çilesin çok çektim asla gülemem
CEMAL \'a Şirindir hali ellerin.
Söz:Müz:Cemal ÖZTAŞ
Bizim elin menekşesi kokulu
Yar geliyi Çifte Güller Sokulu
Tarlalarda Arpa Bugda Ekili
Kokar Bahar Günü Gülü Ellerin...
Kuşlar Ayaz eyler bülbüller öter
Açtiğin yaralar sinemde Yeter
Ayrılık çekerim ölümden beter
Varılmaz uzadı yolu ellerin...
Meler koyun kuzularin arzular
Her taraftan ses veriyi yazilar
Bölük bölük yayılıyı kuzular
Meleşir sızılar dili ellerin...
Tabiatın bu sırrına eremem
Üçgünlük dünyada lezzet alamam
Çilesin çok çektim asla gülemem
CEMAL \'a Şirindir hali ellerin.
Söz:Müz:Cemal ÖZTAŞ
taylan özgür
14 Haziran 2008 14:43
slm
arkadaşlar ben yeni site actım we hepinizi oraya bekliyorum gelirseniz sevinirim
www.cuzungut.com bu adrese hepinizi bekliyorum
arkadaşlar ben yeni site actım we hepinizi oraya bekliyorum gelirseniz sevinirim
www.cuzungut.com bu adrese hepinizi bekliyorum
soydan aydogdu
14 Haziran 2008 00:45
Deniz abi merhaba
yen radyo programını dosya yazlı yerden tıklıyorm.sonuna kadar kuruyorum kuruluyor ama radyo yinede açılmıyor.radyo olan yerde boş bir kutu.sol üst köşede bir ( X ) işareti çıkyor.ne yapabilirim.selamlar
yen radyo programını dosya yazlı yerden tıklıyorm.sonuna kadar kuruyorum kuruluyor ama radyo yinede açılmıyor.radyo olan yerde boş bir kutu.sol üst köşede bir ( X ) işareti çıkyor.ne yapabilirim.selamlar
cemil tekin
13 Haziran 2008 21:22
slm arkadaşlar.ben cemil sivas kangal ve hamalköylüyüm.siteniz süper ama radio dahada süper yapanın eline kolunasaglık artık radionun gedilisi oldum valla.arkadaşlar sizden bir istegim var bu (arguvanın yazısını güledem)
parçasını kim yorumluyo bilen varsa bana yardımcı olsun aradım bulamadım şimdiden teşekkürler.saglıcakla kalın
parçasını kim yorumluyo bilen varsa bana yardımcı olsun aradım bulamadım şimdiden teşekkürler.saglıcakla kalın
O eseri Hamit Ertas isimli Ozanimizdan dinleyebilirsiniz. Tesekkürler yorumunuz icin.
..´´HÜSO..``
13 Haziran 2008 20:06
SAYGI DEGER HASAN ABİCİM BASINSAGOLSUN..MEKANI CENNET RUHU SAD OLSUN..GERİDE KALANLARA SABIR DİLERİM..
hüseyin mutlu
12 Haziran 2008 16:23
selam arkadaşlar benim bir sorunum var bu radyonun chat sayfasına giriş yapamıyorum bana nasıl olduğunu söylermisiniz..kendi üyeliğimle giriş yapıyorum ama yanlış diyor lütfen biri yardımcı olsun..şimdiden tşk ederim
mnerhabalar sn:hüseyin mutlu site üyeligi ve radyoda yazişma üyeligi ayridir arguvan forum menüsünde radyo ve site kaydi nasil olacagınız belirtilmiştir oradan yardım alabilirsiniz .........
1689
Defterdeki Mesajlar
« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 »



soydan merhaba, acilmadigina göre calistirici program basarili olarak kurulmamis oluyor sanirsam, o sol üst kösede cikan X e tiklayinca program kurulumuyla ilgili sayfa acilmiyormu? selamlar